Dil Meselemiz

0
156

1991 yılında Sovyetler’in çökmesi ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığa kavuşmasından itibaren toplanan Türk Kurultaylarının ilk gününden bu tarafa Ortak Türk Yazı ve Konuşma Dili’nin oluşturulması çalışmalarına başlandı. Ancak çeyrek asra yaklaşan bir süreçte hala neticelendirilemedi. İç ve dış politik çekişmelerle birlikte, görebildiğim kadarıyla, dilbilimciler içinde de bu konu hakkında birden fazla görüş ileri sürülmektedir. Alanım olmadığından bu meseleye girmeyeceğim. Ben bu yazıda başka bir dil meselesine, Türkçüler’in kullandığı dil’e değinmek istiyorum.

İdeoloji ve siyaset birbirinden farklı iki alandır. İkisinin birbirine karıştırıldığı ya da birinin diğerinin yerine konup o şekilde yazılıp çizildiği sıkça görülmekle birlikte ikisi arasında fazla bir yakınlık yoktur. Her ideolojik grup kendi içinde bir dil geliştirir. Bu şekilde bir aidiyet duygusuyla birlikte duygu birlikteliği de yaratılır.

Kökü binlerce yıldan bu tarafa gelen bir ülkü olması bakımından Türkçülerin de bir dili var(dı). “Vardı” diyoruz zira son yıllarda, özellikle de internet vasıtasıyla bu dilin kaybolmaya başladığını görmekteyiz. Üzülerek söylüyorum ki artık Türkçüler Türkçü gibi düşünmüyor, konuşmuyor, yazmıyorlar. Ömrü boyunca Türklüğün, Türkçülüğün T’sinden habersizce, Türkçülüğün karşısındaki ideolojik ve siyasal akımların peşinden koşturanları alkışlayıp onların yazdığını sosyal medyada favorilerine ekleyip twitliyorlar. Atsız hakkında “Hatta Türkçü yazar diye bilinen Nihal Atsız’ın 1968’de, “Kürtler defolsun” dediği, ona karşılık Doğu bölgemizde ilk Kürtçü örgütün kurulduğu konuşuluyor.” diyerek Atsız’ı provakatörlükle itham eden bir kadının deli saçması şeylerini anlatması için konferans verdiriyor, sosyalist bir müzik öğretmeni olan bu kadının Türk tarihiyle ilgili yazdığı ve baştan sona zırva olan yazılarını, daha fazla kişinin dimağı kirlensin diye yaymaya devam ediyorlar.

Türkçüler kendi içlerinden çıkan isimlere değer vermezken, sol eskisi (ve çoğunluğu solculuklarından taviz de vermeyen) bu kişileri evliya gibi kutsamaya başladılar. Evet Türkçüler artık Türkçü gibi düşünmüyor, konuşmuyor ve yazmıyorlar. Türk tarihini, Türk dilini, Türk kültürünü, Türk milli şuurunu tahrip edenleri alkışlıyor, kendilerini ikaz eden gerçek Türkçüleri ise “Türkçü olmamakla” ya da “duruma göre davranmamakla” itham ediyorlar.

Rusların Kırım’ı, Çinlilerin Doğu Türkistan’ı işgal etmesine neredeyse alkış tutan tiplerin kendilerini Türkçü diye vasıflandırması ne kadar hazin. Ve bazı Türkçülerin de onları Türkçü olarak kabul etmesi nasıl da komik.

Acaba Atsız hayatta olup kendisine Türkçü diyen pek çok ismin yazdıklarını görse ne düşünürdü? Vallahi ben bile, durumu bildiğim halde bazı “Türkçüler”le bazı “sosyalistler”in yazdıkları şeyleri okuduğumda kimin kim olduğu hususunda tereddüte düşüyorum. Atsız bugün gelse, herhalde işe Türkçülerden başlardı.

Son söz 1. Yukarıda da belirttiğim gibi ortak bir dil oluşturulması ortak bir amaca yürümeyi kolaylaştırır. Aynı dili konuşmadığınız kimselerle aynı yolda devam edemezsiniz.

Son söz 2. Rusların Kırım’ı işgalini destekleyip işgale mazeret bulmaya uğraşan, Çinlilerin Doğu Türkistan’da yaptıkları asimilasyon ve soykırımdan Doğu Türkistan Türklerini sorumlu tutan, politikalarını tasvip etmediğimiz siyasal iktidarın yıkılması için dış güçlerden destek bekleyen ve hatta “Amerika, Rusya vb Türkiyeyi işgal etse de bunlar başımızdan gitse” diyen adamın Türkçülük dairesi içinde yeri olmadığı gibi Türklük içinde de yeri yoktur.

Son söz 3. Atsız’ın ta 1943’te yazdığı gibi “Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.” Türkçülerin bu sözü facebook profil sözü olmaktan çıkartıp gerçek hayatta uygulamaları gerekmektedir. Ha dinlemezseniz de kendiniz bilirsiniz. Türkçülük değişmeden, dönüşmeden devam edecektir.

TTK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here