HAYREDDÎN BEY, İLK TÜRK AVRASYACISI YA DA ULUSALCISI

0
11

Hayreddîn Bey ya da tam adıyla Hayreddîn Nedim Göçen. Son dönem Osmanlı aydınları içerisinde ismi fazla duyulmamış, ama oldukça önemli olan biridir. Son dönem Osmanlı siyâseti üzerine ve İngiliz-Fransız ve Rus etkisi üzerine belgeleri dayalı çok başarılı târîh eserleri ortaya koymuş biridir.

Hayreddîn Bey, kendi dönemine dâir çok başarılı çalışmalara imzâ atmakla berâber, çalışmalarından çıkardığı sonuç, tam anlamıyla garabettir. Zâten kendisini önemli yapan da, vardığı sonuçların garabetidir. Zîrâ kendisi, İngiliz-Fransız-Alman “batı” emperyalizmine karşı, Türk-Rus Birliği ya da Federasyonu’nu savunmaktadır.

Kendisinin bilinen iki kitâbı vardır. Bunlardan biri “1270 Kırım Muharebesinin Târîh-i Siyâsîsi”dir. 1910 yılında kaleme alınan eser, Kırım Savaşı ile onun öncesinde ve sonrasında Osmanlı ile İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya ve Rusya arasındaki ilişkileri ve yaşananları, belgelere dayalı olarak anlatır. Bu eser, daha sonra Şemsettin Kutlu’nun tercümesi ile Tercümân gazetesinin başlattığı, “Tercüman 1001 Temel Eser” içerisinde, 1976 yılında yayınlanmıştır.

Hayreddîn Bey’in diğer kitâbı ise “Belgelerin Dilinden Osmanlı ve Avrupa: Vesâik-i Târîhiyye ve Siyâsiyye Tetebbuâtı” adlı eseridir. Bu eserde, oldukça önemli bir târîh kaynağıdır. Genel olarak Osmanlı ve Avrupa târîhi olan eserde de, Osmanlı ve Avrupa ilişkilerine vurgu yapmışken, yine Rusya’yı ayrı bir noktaya koymuştur. Bu eserde, 2008 yılında Selis Yayınları tarafından basılmıştır.

İlk Türk Avrasyacısı ya da ulusalcısı diyebileceğimiz bir kişi olan Hayreddîn Bey, kimliği üzerinde tuhâf bir sis perdesinin olduğu bir insândır. Şemsettin Kutlu, Kırım Harbi adı ile tercüme ettiği kitâbın önsözünde, Hayreddîn Bey’in, Sultân Abdûlazîz Han’ın sadr-ı âzâmlarından biri olan Mahmûd Nedim Paşa’nın oğlu olduğunu bir “tahmîn” olarak yazmıştır. Gerçi tahmînlere dayanılarak, târîh yazılmaz. Ancak Hayreddîn Bey’in kitabına, “Hayreddîn bin Mahmûd Nedim” imzâsını atması önemli bir göstergedir[1]. Bununla birlikte Mahmûd Nedim Paşa’nın aşırı Rus yanlısı tavrı ve bu yüzden “Nedimof” diye nitelendirilmesi de, üzerinde durulması gereken bir noktadır.

Hayreddîn Bey hakkındaki değerlendirmelerimiz, tamâmen kendi yazdıkları doğrultusundadır. Bu yüzden de, herhangi bir yorum yapmadan, sâdece yazdıklarına yer vereceğim.

Hayreddîn Bey, Rusya mes’elesinde yazdıklarının ba’zıları şunlardır:[2]

“Osmanlı ve Rus milletlerinin anlaşması, hattâ birleşmesi için şimdiye kadar alınan dersler ve edilen imtihanlar fazlasıyla yeter de artar da. Artık bunda tereddüt edecek bir Osmanlı yurtseveri, ya da Rus yurtseveri tasavvur edemem.”[3]

“Böylece geçmişi kısaca gözden geçirişimden maksat, yıllardır devam eden kin ve düşmanlık sebeplerini yeniden anıp açıklamak değildir. Tam tersine, bütün bu olayları inceleme ve eleştirmeden geçirerek, başlangıçta da iddia ettiğim gibi, iki büyük milletin ittifak ve birleşmesinde hiç bir engel kalmamış olduğunu hatırlatmak isterim.”[4]

            “Cidden ve gerçekten meşrutiyetçi olan iki millet fertleri için mutlu ve gerçek bir siyaset varsa bu da ancak Osmanlı ve Rus milletlerinin anlaşmasında bulunabilir.”[5]

            “Doğu için tek selâmet ve başarı çaresi, Türkiye-Rusya ittifakındadır.”[6]

            “Türkiye ile Rusya’nın devamlı ve samimî ittifakı ve birleşmesi kadar tabii bir şey yoktur.”[7]

            “Dolayısıyla mademki bizim için Rusya ile gerçekten dost olmak, her iki milletin ve devletin hayatî menfaatleri gereğidir, buna ciddî olarak çalışmalıdır. Rus diplomasisi buna muhakkak engel değil, gerçeği seven bir rehber olur.”[8]

Bu yazılanlara herhangi bir yorum yapmaya gerek bulunmamaktadır. Gerekli cevâbı târîh vermiştir. Ancak 100 yıldan fazla bir zamâna rağmen, hâlâ benzeri fikirleri ve istekleri taşıyanlara karşı, yine yorum yapmadan, Rusya’yı ve Rusları en yakından tanıyan insânlardan olan Zekî Velidî Togan Hoca’nın fikirlerine yer vereceğim.

Aynı konuda Zekî Velidî Togan Hoca, şunları söylemektedir:

“Rus’un bütün komşu milletleri parça parça yapıp yutma ve vampir şeklinde büyüme istidadı, Rusya’nın bütün komşularını korkutuyor. Çünkü Rusya siyaseten, o olamadığı takdirde, kültür bakımından bütün komşularını yutma yolunu tutmuştur.”[9]

 “Rusya’nın emeli ancak işgaldir.”[10]

Târîh, eşsiz bir yazıcıdır. Hiçbir şeyi unutmaz. Bu yüzden de, kimin haklı olduğunu târîh ortaya koymuştur.

[1] Hayreddîn Bey, Kırım Harbi, Tercümân 1001 Temel Eser, s.10-11, 1976

[2] Alıntılardaki imlâ ve dilbilgisi, kitâbı yayına hazırlayan ve günümüz Türkçesine çeviren Şemsettin Kutlu’ya âiddir.

[3] a.g.e., sayfa 19

[4] a.g.e., sayfa 69

[5] a.g.e., sayfa 69

[6] a.g.e., sayfa 70

[7] a.g.e., sayfa 70

[8] a.g.e., sayfa 78

[9] Togan, Zekî Velidî, Hâtıralar, Diyânet Vakfı Yayınları, s.495, 1999

[10] a.g.e., s.423

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here