Hüseyin Nihal Atsız’ın Şiirlerinde İdealizm

0
271

İdealizm, temelinde iki anlamı barındıran bir kelimedir. Birinci anlamında kullanıldığında ülkücülük anlamına gelir. İkinci ve felsefi anlamında ise genel olarak açıklarsak varlığı temellendirmede salt düşünceyi kaynak alan ve düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin bulunmadığını söyleyen yani düşünceden bağımsız bir maddi gerçekliği kabul etmeyen felsefi akımdır. İdealizm, varlığı düşünceden bağımsız olarak görmediği için materyalizm ve felsefi anlamında realizmin kesinlikle tam zıddıdır. İdealizmin temelleri ilk olarak Platon’da görülmüş ve onun idealar kuramı tüm felsefe alanında ve idealizmde bir başlangıç olarak kabul edilmiştir. Bu başlangıçtan sonra onun öğrencisi Aristoteles ve bunlardan çok daha sonra, 19. yüzyılda, ortaya çıkacak Kant ile başlayan Alman idealizminin temsilcilerinden Fichte, Schelling ve Hegel gibi filozoflar da idealizmin önemli temsilcilerindendir. Alman idealizminin en önemli temsilcisi Kant’a göre koşulsuz buyruğa ve ahlak yasalarına(Kant’ta bu ödev yasası olacaktır) duyulan inanç insanları agnostisizmden ve materyalizmden kurtaracak ve daha da ilerisi olarak ahlak yasasına duyulan inanç nihai gerçekliği bilmemizi sağlayan şeydir. Bahsi geçen koşulsuz buyruk bir eylemin nedensiz ve insanın içinden gelerek tüm insanlık adına yapılan eylemlerdir. Bu buyrukta zorunluluk vardır ve insanların arzu ve isteklerine bağlı değildir. Koşullu buyruk ise bunun tam tersi olarak insanın bir amaç için yaptığı eylemlerdir. Eylemin sonuçlarını dikkate alır ve insanın arzu ve isteklerine dayanır. Kant’a göre koşullu buyruk ahlaksal davranışlar içermez ve ödev ahlakına da uymaz.

Hüseyin Nihal Atsız’ın görüşlerini genel olarak açıklayacak olursak bir Türk ve bir Türkçü, Türk Ülküsü için yaşamalı ve ölmelidir. Atsız’da ölüm çok kutsaldır ve kesinlikle Türk Ülküsü için ölümün doğruluğunu savunur. Kant’ın hümanist görüşlerini ve ödev yasasını bir yana bırakacak olursak onun ahlaksız eylemler kategorisine aldığı koşullu buyruğa çok güzel bir örnek düşüncedir. Ancak bu yaşam biçimini koşulsuz buyrukla bağdaştıracaksak bu kesinlikle tüm insanlık adına değil, tüm Türkler adına yapılacak koşulsuz buyruk olacaktır. Kant’ın ödev yasasını Türklükle sınırlandırdığınızda ortaya çıkacak eylemler bütününü ve insan modelini,  Atsız’ın düşüncesindeki örnek Türk modeliyle bağdaştırabilirsiniz. Burada Kant’tan hareket etmemizin en büyük nedenlerinden birisi onun felsefesinde inanç öğelerine de yer vermesidir. Diğer filozofların idealizminde din daha soyut bir görünüşe bürünür ve açıkça Tanrılık varsayımı kullanılmaz. Ancak Atsız, şiirleri ve yazılarında Tanrı düşüncesini kullanır ve bu şekilde çıkarımlarda bulunur. O’ndaki bu düşünceyi şiirlerinde en bariz olarak Türk Gençliğine şiirindeki ‘Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.’ dizesiyle görürüz. Bu dizeyle hem Tanrı düşüncesini ortaya koymuş hem de idealist düşüncesini somut şekilde ortaya koymuştur.

Atsız aslında felsefeyi birebir kullanmasa ve hayatı ‘Anlamayız hayatı; felsefeyle, ilimle’ dizesiyle bizlere açıklasa da onun görüşlerini dışarıdan bakarak analiz etmemiz gerekiyor. Örnek olarak Atsız hayata kesinlikle idealizmin birinci anlamıyla bakmış ve tüm düşüncelerini, görüşlerini bu bakış açısıyla yani Türk Ülküsüyle açıklamıştır. Mesela, Toprak-Mazi şiirindeki aşağıdaki kıta bize çok şey açıklamaktadır: ‘Hakikat ne şu göklerin derinliğinde, /Ne suların şairane serinliğinde… /Aristonun mantığında zerresi yoktur, /Fisagorda, Eflâtunda nebzesi yoktur.’ bu bölüm bize hayata tek kaynaktan yani Türkçülükten bakan Atsız’ın felsefe hakkındaki düşüncelerini de açıklıyor. Tekrar olarak birebir ilgilenmese de onun düşüncelerini dışarıdan bakarak analiz ediyor ve çıkarımlar yapıyoruz. Ölüm ve Tanrı olgusunun Atsız şiirlerindeki yerini belirtmiştik ve bunu nedenselleştirmiştik. Ölüm, Tanrı ve bu gibi soyut olguların bulunduğu birçok dizesi bulunmaktadır. Bize, Tanrı ve ölümü aynı anda, iki dizeyle Selam şiirinde çağrıştırmaktadır: ‘Bütün dünya sağırlaşsa o bizi dinler, /O’nun rahmet denizinde ruhlar serinler.’

Bu örneklemeleri farklı şiirlerden farklı dizelerle geliştirebilme imkânına sahibiz ancak yazımızın daha da uzamaması ve sıkıcı olmaması adına birer örnekle yetindik. Genel bir değerlendirme yapacak olursak Atsız’ın, hayata bakış açısının kaynağı Türkçülüktür ve onun için felsefe yapmaz ancak onun düşüncelerini felsefi olarak analiz edersek düz yazılarında materyalizm karşıtlığını ve şiirlerinde hem birinci hem ikinci anlamında idealizmi bariz ve somut şekilde görebiliriz. Bunu Kant’ın ahlak dışı bıraktığı koşullu buyruğa da kendi ödev yasasına da, Platon’un idealar kavramına ve Hegel’in nesnel idealist bakış açısına da bağlayabiliriz. Hüseyin Nihal Atsız’ın bunların hepsinin dışında kendine has bakış açısı ve açıklamaları mevcuttur ve bunu Türkçülüğü kaynak alarak ve idealist bakış açısıyla temellendirir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here