Irak’ta Neler Oluyor?

0
37

Yıllarca Türkmenler, Irak’ta sahipsiz bırakıldı, kaderlerine terk edildi. Şu sıralarda da Irak’taki gelişmeler gösteriyor ki Türkmenler, uluslararası arenada yine yalnız bırakıldı, bırakılacak. Bunu görmek çok da zor olmuyor. 4 Nisan’da Kerkük İl Meclisi’nde alınan kararla Kerkük’de kamu kurumlarına Kürt Bölgesel Yönetimi Bayrağı’nı asmak zorunlu hâle gelmişti. 7 Haziran tarihinde de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi başkanı Mesut Barzani, 25 Eylül’de IKBY’de bağımsızlık referandumu yapılacağını açıklamıştı. İlginç olan ise Türk kenti Kerkük’ün de bağımsızlık referandumuna dahil edilmesiydi. Zaten 2003’de Kerkük nüfusunun yarısını Türkmenler oluştururken geri kalanını Kürtler ve Araplar oluşturuyordu. Sonrasındaki gelişmeler Kürtlerin şu anki nüfusun yarısına kadar yükselmelerine neden oldu. IŞİD işgâlinden sonra Kerkük’ü terk eden Irak Hükûmeti askerlerinin yerlerini Peşmergeler almıştı. Bunun sonucunda fiili olarak şehrin kontrolü Kürtlere geçmişti. Her zaman olduğu gibi Türkmenler yalnız bırakılmış ve kaderlerine mahkûm edilmişlerdi.

Bu tarihsel gelişmeler sonrasında uluslararası arenada elini sağlamlaştırmaya çalışan Barzani, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Erbil’de ağırlamış ve ondan güç alarak referandumdan ”Evet” kararının çıkmasıyla ”self determination” haklarını kullanarak bağımsızlıklarını ilan edeceklerini açıklamıştı. Irak Merkezî Hükûmeti de bu bağımsızlık referandumunu tanımayacaklarını belirtmişti. Guterres, ziyaretinde, IKBY’nin yanında olduklarını ve tam dayanışma içerisinde hareket edeceklerini söylemişti. Zaten bağımsızlığa karşı olduğunu belirten Irak Başbakanı İbadi ile aynı düşüncede olan Türkiye, hem bağımsızlığa karşı tavrını koymuş hem de Kerkük’ün Kürt şehri olmasını kabul etmeyeceklerini açıklamıştı. Bu tavrının yumuşak ve pratikte pek bir etki yaratmadığını görmek gerekecektir. Zaten açıklama Kerkük’ün Türk şehri olduğu değil, Türkmen, Arap ve Kürtlerin ortak yönetmesi ve yaşaması gereken bir şehir olduğuydu. Ayrıca Kerkük’te kamu kurumlarına IKBY bayrağı asılmasına da karşı çıkan Türkiye Cumhuriyeti ve Irak Türkmen Cephesi bu kararı değiştirememişti. Ayrıca Türkmenler’den oy alabilmek için IKBY’de, 2014 yılında, nüfusunun en azı %20’si Türkmen olmak şartıyla, belirli bölgelerde Türkmen Türkçesi resmî dillerden biri olarak kabul edilmişti. Ancak Türkmenler’in tavırlarında değişiklik görülmemişti. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi ise bu direnmelerin tüm Türk Dünyası ve tüm Anadolu için olduğunu söylemişti.

Bundan sonra ne olacak?

 Kerkük, mevcut üretilen tüm Irak petrollerinin %40’ını barındırmakla birlikte potansiyel petrol rezervlerinin %9’una sahip. Yazımızın başında anlattığımız tüm bu asimilasyonlar, baskılar, nüfus oyunları bu petroller için. Şu anki karşı çıkmayışımızın neticesi değil, yüz yıllık karşı çıkmayışımızın neticesi olarak geri dönülmez noktalara gelinebilir, ayrıca hâlâ Türkmenlerin yanında bulunmaz, bu referanduma karşı çıkmaz isek yüzlerce yıllık Türk şehri Kerkük’ün, başka bir devlet tarafından ilhak edilmesini görmemiz işten bile olmayabilir. Bunu yaşamamamız için Türkiye’nin acil müdahalesine gerek vardır. Yüz yıldır yalnız bırakılan Türkmenler yine yalnız bırakılırsa Ortadoğu’daki Türk nüfusu tehlikeye girecek ve Türkiye direkt tehdit hâline gelecektir. Diplomasinin sonuç getirmediğini şimdiye kadar atılan adımlarda gördük ancak son ve büyük bir diplomasi atağından sonra sonuç alınamazsa Türkiye’nin yapması gereken yegâne şey olarak ”yumuşak güç” olarak devam eden bu ilişkilere ”sert güç” olarak devam etme kararı almak olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here