Meydanı Boş Bulup Atsız Ata’ya Saldırmak

0
270

Son yıllarda Atsız Bey’in hatırasına saldırarak sivrilmek neredeyse moda oldu. Bu düşüklüğün sanıkları kâh kendilerini Türkçü sanan şaşkınlardan çıkıyor, kâh kendilerini “ulusal solcu” olarak tanımlayan siyasal atıklardan… Bu sanıkların kimisi kompleksinin kurbanı, kimisi dikkat çekme meraklısı kimisi de politika kurnazı. Hepsinin amacı birbirinden farklı olsa da ortak noktaları Atsız Ata’yı yermek olan bu zevatların hedeflerinde Türk gençliği vardır.  Onlar, henüz Atsız’ın eserleriyle tanışmamış ya da hepsini okuyamamış, Atsız beyi benimseme ihtimali yüksek olan Türk gencinin dimağını asılsız iddialarla kirletme emelindedirler. Bu zevatların Atsız Ata hakkındaki gülünç iddialarına zaman ayırma zahmetinde bulunmayacağım çünkü zamanında gerekli cevabı yeterince aldılar. Velhâsıl, Atsız Bey’in eserlerini okuyan tarafsız bir okuyucu bile bu iddialara gülüp geçecektir. Ayrıca kimilerinin isimlerini zikrederek reklamlarını yapmak hatasına da düşmeyeceğim, zaten tüm dertleri bu!

Atsız’ın kişiliğine özgü mütevaziliğinin yanında fikir dünyasında muhteşem bir ihtişam vardır ki Türk gencinin genine hitap eder.  Ziya Gökalp, İsmail Gaspralı, Yusuf Akçura gibi Türkçü kuramcıların sonuncusudur Atsız! Türkçülük, kuramsal bağlamda Atsız’ın vefatından sonra devam etse de henüz Atsız gibisine rastlayamamıştır.  Uzun zamanda rastlayamayacaktır üstelik!

Atsız, Osmanlı’nın son deminde “Padişahım Çok Yaşa” çığırtganlığı yapanların, Cumhuriyetimizin ilanından sonra şahsi menfaatleri doğrultusunda nasıl dalkavuklaştıklarına tanık olmuş,  “Dalkavuklar Gecesi”nin sabahını tabutluklarda , korkunç zindanlarda karşılayıp da bu zulümün edebiyatını asla yapmamıştır. Cumhuriyetimize olan sadâkatini “Yeni binanın adı “Cumhuriyet”tir. Temelinde kan ve iman vardır. Biz bu binanın yıkılmayacağına inanmışız” sözleriyle dile getiren Atsız’ı, İnönü dönemini “pespayelik” olarak nitelendirdiği için Cumhuriyet karşıtı olarak suçlamak namertliğin daniskasıdır.
Atatürk Devrimleri, Türkçü nitelikler taşıyan devrimlerdir ki henüz tamamlanmadığını Atsız yıllar önce dile getirmişlerdir. Türk devriminin sürdürücüleri elbette ki Türkçüler olacaklardır. Türkçülerin de gün gündüz pusulası, karanlık gecedeki kutup yıldızı muhakkak  Atsız’dır.

Rusya’nın maşası Ulusalcı gürûhun karın ağrısı da buradandır. Türk genci Atsız’ı tanımasın, tanımasın ki Turancı olmasın, Turancı olmasın ki  Rusya çıkarları yönündeki Avrasyacılığı “Atatürkçülük” diye yutturalım.

 “Turancı olmayan bir milliyetçilik kavramı er ya da geç küresel emperyalistlerin maşası olacaktır!”

En son Türksolu’nun cahil yazarı Özgür Erdem’in Atsız Bey’in şahsına ve 1944 hareketine istinaden yazdığı satırlara rast geldim. Buram buram bilgisizlik ve saptırmalarla dolu bir yazıydı. Özgür’ü ilk defa “Galiyev, Yaşamı ve Mücadelesi” isimli kitapçığıyla tanımıştım. Kitapçıkda Zeki Velidi TOGAN’ın, Stalin canisiyle gizlice anlaştığı, Özerk Başkurt Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığının kendisine verilmesine karşılık Türklerin birliğine ihanet ettiği gibi gülünç iftiralar yer almakta. Sanırsınız Zeki Velidi ile Stalin kapalı kapılar ardında gizlice anlaştıklarında, Özgür Erdem kapıyı dinliyordu. Özgür’ün Atsız hakkındaki karalamaları da aynı seviyede. Asılsız, ispatsız iddialar dizisinden ibaret suçlamalar! Türksolu’ndan , Atsız’a yönelik gelen tek hücum değil bu üstelik. Dünün İşçi Partili Maocuları, bugünün sözümona “Türkçü” solu.

Türkçülük ırkçı bir ülkü olduğu için sol, Toplumcu bir ülkü olduğu içinde sağ bir ideoloji olamaz. Mamafih en büyük ülküsü Türk ırkının birliği olan Türkçüler, Türk toplumunu sağcı ya da solcu olarak kutuplaştırmaz, parti parti ayrıştırmaz. Bu sebeple de Türkçü partizan olmaz!

Kızıl Emperyalizm destekli Komünist terör örgütlerinin elebaşını kahraman olarak anan Türksolu’nun daha nice çıfıtlıkları vardır ki saymakla bitmez. Geçmişi kirli, söylemi samimiyetsiz ve çelişkili olan bir yapılanmanın Atsız Bey’e taarruz etmesi yadırgamamak gerek. Yadırganması gereken bu örgütlenmenin Türkçüler üzerinde plan kuruyor olmasıdır.  Atsız Ata’yı özümseyen bu plana düşmeyecektir!

Atsız Ata’ya saldıranların yalnız sol cenahtan çıkmadığına bu yazımın başında değinmiştim. Atsız bey hakkında hadsiz söylemlerde bulunduğu e-postası ifşa olan romancı da bu kümedendir. Sözkonusu yazarımsı, Atsız’ın gurbette büyüyen oğulları üzerinden hücum etmek gibi bir alçaklığa düşmüştür! Bu ne haysiyetsizliktir!

Hiçbir tarihsel gerçekle örtüşmeyen ve edebi bağlamda değer arz edemeyen romanlarını(!) kapak tasarımına ve ismine aldanıp alan Türkçüler, bu kitapları yalnızca geri iade etmek için Eskişehir Kitap Fuarında ilgili yayınevinin standına vardıklarında, sözkonusu yazarımsı, Polis çağırıp “bana hakaret ettiler, beni tehdit etti” cinsinden iftiralar savurmuştu. Şimdi de “Zorunlu bir açıklama” başlığıyla bir yazı yayınlayarak, ırkçı olmadığını , bu sebeple Atsız’a katılmadığını, Atsız’ı benimseyenlerce saldırılara uğradığını yazmış. Ve her zaman ki gibi bolca kendini övmüş… Öncelikle bu haysiyetsiz, Atsız Ata’ya saygısızlıkta bulunduğu için tepki almıştır. Tekrar ediyorum “tepki almıştır”! Kimse saldırmak gibi bir işe kalkışmamıştır. Velhasıl karşısına dikileni görünce hemen sivil polislere seslenmiştir. Dün Türksolu’nun Gökçe Fırat afişinin önünde yumruklu poz veren yazarımsı, şimdi de “ülkücüyüm” demiş. Yani “Ülkücüler gelsin, beni Türkçülerden korusun” demiş.  Ne tesadüftür ki bu herifinde Türksolu’yla teması vardır.

Yazarımsının derdi bizlerin Atsız’a “Ata” dememiz değil, derdi kendisine hiç kimsenin o’na “Ata” demeyecek olmasıdır! Atsız, gönüllerdeki Türkçülük ateşini, yangına çevirerek “fikirlerimizin babası” olmuştur! Bu sebeple biz  kendisine “Atsız Ata” deriz!

Atsız Bey’in sağlığında falanca konuya yeterince değinmediği için yeren Türkoloğundan tutun da Atsız bey’i eleştirip dikkat çekmek isteyen omurgasıza ve hatta kürdçü yayınevinden kitap çıkartan parti köhnesine kadar nicelerine tek sözüm var: “meydanı boş buldunuz”! Tıpkı Atsız’ın gölgesinde kaybolan o korkak romancı gibi!

Biz Türkçüler, hangi teşkilatlanmadan olursak olalım, hangi vazifede bulursak bulunalım bu sahtekârlara karşı hep teyakkuzda olalım. Bu alçakların hedefinde henüz Türkçülükle tam manasıyla tanışama olanağı yakalayamayan Türk gençleri var! Emelleri Türkçülüğün içini boşaltıp, kendi kukla ideallerine yol açmak! Elbette Türkçü birisi bu çapsızların hilelerine kanmayacaktır fakat aynı sözü dimağı boş gençlerimiz söyleyemeyiz.

Atsız Ata’ya hücum edenler, kendi içlerinde farklı fikir akımlarından olsalar da birlik içindedirler!

Sıra Türkçülerdedir… Haydi Atsız’da birleşerek, meydanı boş bırakmayalım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here