Perinçek’e Cevaplar

0
61

Geçtiğimiz perşembe günü İran’ın Meşhed kentinde başlayan olaylar tüm ülkeye yayılmış durumda. Protestoların başlangıç nedeni olarak ekonomik sebepler gösterilse de ülkenin değişik yerlerinde farklı sebeplerle sokağa çıkan çok sayıda insan var. Ekonomik durumu protesto amacıyla başlayan olaylar çeşitli siyasi görüşteki grupların hatta farklı milletlerin İran diktatörlüğüne isyanına dönüşüyor. Bu grupların içerisinde 1979 devriminde kendi taleplerinin karşılanmadığı hatta 1979’dan sonra daha da kötü şartlar altında yaşamaya zorlanılan Güney Azerbaycan Türkleri de var. İran’daki Türklerin oluşturduğu çeşitli gruplar toplanarak kendi milli ve iktisadi taleplerini göstermek için 1 ocaktan itibaren sokağa çıkacaklarını açıklamışlardı. Sadece daha iyi şartlar altında yaşamak isteyen soydaşlarımızın haklı taleplerinin yanında durmak bir yana dursun, bunun, İran devleti karşıtı olduğu kanısına varan ve bugün bunu tüm Türk düşmanlığıyla dile getiren Doğu Perinçek, ‘İran Düşmanı Türkçülük Olur Mu?’ isimli bir yazı kaleme aldı. İçeriğine yazımızın ilerleyen bölümlerinde gireceğiz ancak dikkat çeken nokta şudur ki yazı ilk yayınlandığı anda bu başlığı taşırken ilerleyen saatlerde yazının başlığı değiştirilmiş ve yazının içeriğiyle alakası olmayan ve Türkçülük kelimesinin geçmediği bir başlık konulmuştu. Bunun sorgulanmasını siz okuyuculara bırakıyorum.

Yazı, İran’daki haklı taleplerini dile getiren Türklerin Bozkurt işaretiyle sokağa çıkmalarının bölücülük olduğu tanımıyla başlıyor ve aynı saçmalıklarla devam ediyor. Hatta Türklerin afişlerinde kullandığı figürü de terörist olarak nitelendiriyor. Sokağa çıkan Türkçüleri CİA destekli olarak gösteriyor hatta bir adım öteye giderek Türkçüler Türkiye ve İran düşmanıdır diyor. Yaşının da ilerlemesiyle idrak yeteneğinin azaldığını düşündüğüm zat, Türkçülere, Türkiye düşmanı diyebilecek kadar kötü durumda. Ancak Türkçüler bu duruma 1944’den beri alışık. Bu zat, kendince Türkçülüğün tanımını bile yapıyor yazısında. Türkçülüğü mazlum ülkelerin kardeşlik ve dayanışma davası olarak nitelendirerek yazı ve kendisi için düşüncelerimizi daha hüzünlü hale getiriyor. Perinçek aynı yazısında ‘Türkler büyük millettir.’ de diyerek okuyucunun gazını alma konusunda da başarılı duruyor. Ancak Türkler, bazıları ‘büyük millettir’ demeseler de büyük millettir. Konumuza dönecek olursak yazı salt Amerika karşıtı bir düşüncenin saçmalamalarıyla devam ediyor. Irak, İran, Suriye, Rusya ve Çin devletlerini hedef alan Türkçülük için sahte ve ‘Amerikan Türkçülüğüdür’ tanımı yaparak Türkiye’nin bağımsızlığını bu devletlerle işbirliğine yani Türkiye’nin bekasını bu devletlerin bekasına bağlıyor. Bu devletlere karşı gelen bir Türkiye, elindekileri de kaybeder diyor. Yüz binlerce Türk’ün katili Rusya mı Türk’ün bekasını düşünüyor ki biz onu düşünelim? Doğu Türkistan’ı yerle bir eden Çin mi Türkleri düşünüyor ki biz Çin’i düşünelim? Yoksa Güney Azerbaycanlı Türkleri zar zor bir yaşama mahkûm eden İran mı Türkleri düşünüyor? Hiçbiri herhangi bir Türk’ü düşünmüyor. Hepsi tek yürek olmuş Türk düşmanlığı yapıyor ve Türkiye içerisinde birisi de çıkıp bu devletlerle iyi geçinmek zorundayız yoksa Türkiye’nin bekası tehlike altındadır diyor. Türkçülük akılcı şekilde tüm Türkleri nerede kimin karşısında olması gerektiğini biliyor. Türkçü olmayanların Türkçülük tanımlamaları ve kendi ideolojisini Türkçülük üzerinden okumalarını önemsemek bir yana dursun kale bile almıyorum. Türkçülük tek bir Türk’ün bile canını sıkan devletin karşısında durmuştur ve durmaya da devam edecektir. Tüm dış politikasını belirli çerçevelere sıkıştıran ve vizyonsuzluk içerisinde her yerde aynı şeyleri sayıklayan bu gibi şahsiyetler nereden bilecekler Türklük nedir, Türkçülük nedir. Türk’ün bekasını yine Türk belirleyecektir. Uzun zamandır aynı şeyleri tekrarlayan Doğu Perinçek, dış politikadaki hafif bir değişimi kendisi için hemen bir fırsat olarak görmüş, Türkçülük ve Türklük düşmanlığını daha da açık şekilde dile getirmeye başlamıştır. Ancak bu yaklaşım kendisine ve partisine hiçbir zaman taraftar toplayamayacaktır. Türkiye’nin ilk önceliği Türkiye, sonraki ise dış Türklerdir. Kendisi bunu görmese de, bekasını Çin’e, Rus’a, Fars’a ve Arap’a bağlasa da bunu değiştiremeyecektir.

Türkçülük, yıllardır her kesimden eleştiriye maruz kalmış ama yılmamış, her şeye alet edilmeye çalışılmış ama hep dik olmuş, mazlum Türklerin yegâne umut kaynağı olmuştur. Ne Türkçüler ve Türkler başkası diyor diye bölücü olmuş ne de Türkler başkası diyor diye başka milletin altında esir şekilde yaşamaya devam etmiştir. Bağımsızlık Türk Milleti’nin karakteridir. Çin de Rus da Fars da Arap da Türk’e düşman olmaya devam edecek Türk de Çin’e Rus’a Fars’a Arap’a direnmeye devam edecektir. Bu mücadele önüne çıkan tüm setleri tek tek devirerek gittikçe artan gür bir sesle tüm Türkler bağımsızlıklarına kavuşana dek devam edecektir. Türkçüler bu mücadelenin en ön safındadır ve yerlerinde durmaya da devam edeceklerdir.

 

Vicdanını ‘Paris’e, ‘Moskova’ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here