Toplumun En Yüksek Ahlaki Şüur Hali

0
8

Gençlerde manevi terbiyenin oluşturulmasından söz açmadan önce onun (manevi terbiyenin) mahiyetini izah etmek lazım.

Herhangi bir kavramı dolgun tasavvur etmeden onun hakkında fikir söylemek ve onu başkalarına aşılamak zordur.
Manevi terbiye bütün müsbet ahlaki keyfiyetleri kapsayan anlayış gibi çok geniştir. Her şeyden evvel bir hüsusa dikkat etmek lazım  ki, manevi terbiye ve ahlaki terbiye bir birininin yerini alan terimler gibi kullanılırlar. Bunun neticesidir ki, Rus dilinde olan “nravstvennoe vospitanie” terimini dilimizde bazen ahlak terbiyesi, bazen de manevi terbiye gibi kullanılması bir nevi karışıklık yaratır.

Ansiklopedilerde, lügâtlarda, pedagogların eserlerinde bu anlayışların izahından aydınlanıyor ki, bu anlayışların bir birine yakınlığı görünür ancak, tecrübe gösterir ki, bu anlayışlarda yakınlık olsa da, biri diğerinin tam aynısı değildir. Ahlaki terbiye anlamı manevi terbiye anlamına nispeten daha net anlamdır ve maneviyatın zenginliği zeminində oluşmaktadır. İnsanın manevi bakımdan yetkinliği ahlakının oluşmasında büyük rol oynar. Estetik terbiye ahlaki terbiyenin bir terkib hissesidir. Yani estetik terbiye bir anlam gibi ahlak terbiyesine dahil diyil, lakin insanların estetik duyumu onun manevi zenginliyinin neticesi kimi değerlendirilmelidir, yeni komponentlerinden biridir. Tebiata ve cismani hadiselerde mövcud olan tenasüblüye, ahengdarlığa insan emeğinin güzel neticesine estetik münasebet göstermeyi bilmeyen bir adamın ahlakında, hereket ve davranışlarında noksan olmayabilir, ancak onu manevi bakımdan gelişmiş biri gibi hesap etmek zordur.
Manevi zenginlik, manevi inkişaf, ahlaki şuurun, ahlaki keyfiyetlerin yaranmasında istikamettir, daha doğrusu, ahlaki keyfiyetlerin oluşması prosesidir. Buradan da aydınlanıyor ki, manevi terbiye ve ahlak terbiyesi anlamlarını kayıtsız şartsız aynı tutmak ve bir mesele gibii izah etmek doğru değil. İster istemez düşüncede: eğer bu anlamlar aynı şey olsaydı, onların ahengdar surette inkişafına da ihtiyaç kalmazdı. Lakin onu da dikkatten kaçırmak olmaz ki, her yönlü inkişaf etmiş insan için bunların ahengdar surette birleşmesi vahdette olması önemlidir.

Manevi terbiyenin oluşmasında bilgilerin ülküye dönüşmesinde tahsilin üzerine daha ciddi vazife düşüyor. Bu onunla izah olunur ki, gençler bilimlerin esasında buna mektepde sahiplenirler. Mekteplilerin öğrendikleri bilgilerde faaliyetin vahtedi neticesinde manevi zenginliğe sahip olurlar. Gençler talimlerin mezmunu ve mektepde geçirilen mühtelif tedbirler vasıtası ile mertlik, mübarizlik, korkmazlık, vatana sadakat, emekseverlik, doğruculuk, düzlük gibii manevi keyfiyetlerin mahiyeti ile tanışıyor, tarihe, topluma, edebiyata ait bilgilerde bunların parlak nümuneleri ile karşılaşır ve onların özü için esas kriter olurlar.

Faaliyetlerini raftar ve davranışlarını bu gibi nümuneler esasında tahlil etmeye, kusurları aradan kaldırmaya, hoş yönlerini ise inkişaf ettirip güçlendirmeye çalışırlar. Gençler manevi terbiyenin komponentlerini nazeri yönden öğrendikçe, talim bilgilerinde onlara aid numune buldukça ona derinden inanırlar. Elbette terbiye işinde bu oldukca mühüm amildir ve öğredilen bilginin ülküye dönüşmesine yakından yardım eder. Hususi talep gibi gençleri  işe sözün geniş manasında hayata hazırlamak için öğretim prosesini manevi terbiye ile  daha dolgun şekilde alaka etmek lazım. Bu ise gençlere  “kim olmalı?“ sorusuna cevap vermekde, hatta daha önemli olan başka bir suala “nasıl insan olmalı?” sorusuna cevap bulmakda yardım etmek demekdir.
Terbiyenin oluşması uzun süren süreçdir. Gençlerin manevi terbiyesinin vaziyetini öğrenmek için bu günle yetinmek olmaz. Ülkemizin tarihine, özellikle de sınak yılları kimi dikkati çeken zamanlara da dikkat etmek lazım. Her bir insan şahsi hususiyetleri ile farklıdır. Çalışkan olmak, vatanın keşiyinde dayanmak, yeri geldiğinde onun yolunda canından geçmek ve başka gibi manevi keyfiyetler ülkemizde yaşayan her bir vatandaşın karakterini netleştiren  alametlerdir. İnsanlarda bu manevi keyfiyetler demek olur ki, tahsil devrinde oluşur. Yeni neslin zengin maneviyatlı insan gibi oluşmasında tahsil önemli rol oynar.
Halkımız için sınav devirlerinden biri savaş yıllarında kazanılan tecrübedir. Savaş yıllarında insanların manevi zenginliği özünü tam aydınlığı ile gösterir. Ölüm-dirim mübarizesinde iştirak eden vatandaşlar için vatandan aziz hiçbir şey olmamış ve onu savunmayı kendileri için şeref saymışlar.

Her bir yeni neslin üzerine düşen yükümlülük mevcud olduğu gibi biz, yeni nesil vatandaşların da üzerine yüksek vazife icrası düşmektedir. Vazifemizin ne olması ve onun hayata geçirilmesi için nelerden geçebileceğimizi derk etmek, bizim ahlaki karakterimizden asılıdır. Herhalde her bir genç derk ediyor ki, yeni nesil gibi üzerine düşeni yerine getirmekten sakınmak, toplumumuzun ahlaki şuur prensiplerine terstir. Çünkü bizlerin bu vazifeden ferdiyeçiliğe kapılarak sakınmağımız, toplumumuzda ve geçmiş tarihi yaşamımız karşısında bir cinayettir. Savaş zamanları toplum için  bir sınav devri olduğu gibi tıpkı toplumlar da, halklar yarışında ülkemizin gelişip, hak ettiği yeri tutması için oluşan yarışta da bir nevi sınav zamanıdır. Böyle bir devirde boş duran her bir vatandaş, çalışkanlığa ve halkımızın milli kalkınma sürecine zarar vermektedir. Elbette ki, her bir vatandaşın davranışı onun şahsi karakterindən asılıdır. Ancak toplumun çalışkanlığının ahlaki normalarına nazar salarsak görürüz ki, ülkemiz için çalışmak insanlarımız tarafından yüksek ahlaki bir değere sahiptir. Her birimiz bu kimi yüksek ahlaki değere sahip olmak için çalışmalıyız. Unutmamalıyız ki, bu çalışkanlığımız umumilikte toplumun gelişmesinde, vatandaşların ahlak seviyesinin zenginleşmesine hizmet etmektedir. Eğer tarih  halkımızın oluşmasında çalışkanlık ahlakını benimsemiş vatandaşlar gibi zor günlerimizde çalışmıyorsak, toplumun oluşmasına destek olmak isteyen guruplarda temsil olunmuyorsak, bu dünya tarihinin yarattığı bütün  insani ahlak çerçevelerine bile uygun değildir.

Toplum için çalışmak yüksek ahlaki keyfiyet olduğu gibi, toplumu bölmeyi hedefleyen guruplarda ve mevkilerde de olmak toplumun en pis ahlaksız prensiplerinden biridir. Ahlak birliği için çalışmak, birliğin topluma vereceği faydaları bildiği halda, tahsil seviyesi hiçbir manevi zenginlik yaratmayan, şahsi karakterlere esaslanan faaliyet normaları da toplumu bölüyor ve insanların düzgün davranış formalarına zararlı tesirler eder. Elbette ki, toplumun gelişmesi tahsilli, manevi zenginliğini arttıran faaliyetlerin davamlı olmasında olduğu gibi, zararlı faaliyetlerin de sonunu getirecektir. Bu bakımdan her gün, her vasıta ile en yüksek ahlaki keyfiyet , toplum için çalışmak her bir yeni nesil vatandaşımızın üzerine düşen bir yükümlülüktür.

Daha sağlam gençlik, daha sağlam gelecek, daha sağlam devletçilik, yüksek refahlı insanlarımız için daim çalışmak gerçek milli vazifelerimiz sırasındadır. Bu vazifemiz için çalışmak, aynı zamanda topluma ve birliğimize karşı zararlı faaliyetlerin de sonu demektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here