Ana SayfaKültür - SanatRessam Orhan Çelik: ‘’Bu Zamanlarda Sergi Açarak Tarihe Geçtim’’ ( Röportaj )

Ressam Orhan Çelik: ‘’Bu Zamanlarda Sergi Açarak Tarihe Geçtim’’ ( Röportaj )

Orhan Çelik’in ‘’Şapka Devrimi’’ isimli sergisi 16 Nisan günü açıldı. Ancak Covid 19 sebebiyle ülke tam kapanmaya geçince sergi 1,5 hafta sonra kapandı. Gama Gallery ise başarılı sanatçımızın sergisini 18 Mayıs günü tekrar açarak 1 Haziran’a kadar uzattı. Figüratif soyutlama eserler üreten sanatçımız ile ben de sergisini ve sanatını konuştum.

-Serginiz virüs nedeniyle kapandı. Neler hissettiniz?

Açıkçası alışmıştım yasaklara. Çünkü iki haftada bir hükümetten açıklama geliyordu. Benim sergim 16 Nisan günü açıldı. Normalde 17 Nisan günü Cumartesi günü açılacaktı. Ondan önce yasaklar 21:00’e kadar sürüyordu ve Cumartesi günleri de yasak değildi. Yani sergimden iki ya da üç hafta önce yasaklar hafiflemişti. Ancak sergim yaklaşırken bu tarih 19:00’a çekildi ve Cumartesi günü tamamen yasaklandı. Bütün programım çöpe gitti. Daha sonra da tam kapanmaya geçtik. Zaten iki haftada bir yasak geldiği için böyle bir durumu da varsayıyordum. Biraz üzüldüm. Ama böyle bir zamanın içinde de sergi açtığım için unutamayacağım bir anı olacak. Tarihe geçtim bu vesileyle.

-Serginize nasıl hazırlandınız?

Aslında bir- iki yıldır hazırlanıyordum. Yani bu yıl hazırdım. Resimlerim hazırdı. Özenle çerçeveleri yapıldı eserlerimin. Belli bir düzen içinde hazırladık sergiyi. İlk başta 29 işim yer alıyordu ancak 4 eser daha ekledik. 33 eser oldu toplamda. Galerinin metrekaresi çok iyiymiş şimdi düşününce. İyi bir sergi yapabiliyorsunuz hesap kitap yapınca mekan için.

‘’DÜNYANIN EN BÜYÜK RESMİNİ ÇİZMEK İSTİYORUM.’’

-Figürleriniz izleyicinin çok hoşuna gidiyor. Bu figürü nasıl yarattınız?

Benim ağlayan figürlü resimlerim var, ismi Organik Eylem serisi. Zaman zaman orada şapkalı figürler kullanıyordum. Şapkayı estetik buluyorum ve bir insana yakışan çok güzel bir aksesuar. Bir de Atatürk’ün Şapka Devrimini önemsiyorum. Şapka Devrimi serimdeki figürlerin çıkışı bu şekilde oldu. Ancak oradaki figürlerde gözyaşı yok. Ağlamıyorlar.

-Resimlerinizde bazen tek ana figür, bazen iki ana figür bulunuyor. Ancak bu figürlerin arkasında da içi siyahla doldurulmuş tekrar eden figürler var. Kompozisyonunuzu nasıl oluşturuyorsunuz?

Ben önce fon rengini belirliyorum. Daha sonra figürleri nereye yerleştireceğime ve boyutlarına karar veriyorum. Resim bir zaman sonra doğaçlama olarak beni yönlendiriyor. Arkadaki tekrar eden figürleri de şu şekilde açıklıyorum: Robotik yaşama gönderme yapıyorum. Tek tip figürler çünkü onlar. Bir de obsesif bir kişiliğim var. Aynı şeyi takıntılı bir şekilde tekrar ettirmek benim kişiliğimi yansıtıyor sanırım. Bir de resimlerim renkli olduğu için arkadaki siyah figürler aslında bir denge sağlıyor göz için. Yani resimsel bir dil oluşturmaya gayret ediyorum.

-Resimlerinizin bir kavramı da oluşuyor, Atatürk’ün Şapka Devrimi’nden yola çıktınız. Bir sanat eseri için kavram önemli mi?

Profesyonel olarak sanatla ilgileniyorsanız bir çizginizin olması lazım. Bu da yoğrulmadan olmuyor. Ancak ben bir kişinin eserine bakarken beni ilk önce resimsel dil cezp eder, anlam ve kavram sonradan gelir. Eğer resimsel bir dili ve anlamı varsa sanat eserinin gerçekten iyi bir iştir o.

-Çoğunlukla kağıt ve tuval işler üretiyorsunuz. Farklı malzemeler kullanmayı düşünür müsünüz?

Aslında figürlerimi üç boyutlu yapmayı çok istiyorum. Zaman zaman farklı malzemeler kullandım. Ancak önemsediğim şey malzemenin uzun yıllar dayanıklı kalabilmesini sağlamak. Yani aşırıya kaçıp farklı malzeme deneyince eser bu sefer dekoratifleşiyor, bu da hoşuma gitmiyor. Eğer iyi bir malzeme bulabilirsem figürleri üç boyutlu işlere çevirmek isterim. Ya da metal heykellere indirgemek isterim. Bunu zaman gösterecek bana.

-Yapmayı hayal ettiğiniz bir eseriniz var mı?

Sanırım dünyanın en büyük figürünü yapmak ve sabit olarak kamu alanında süresiz durması. Figürümü tek ya da ikili figür olarak insan gözünün görebileceği kadar tepeye doğru çizmek. Hatta bu hayalimde figürlerimin bakışları seyirciye doğru baksın.

-Peki, üzgün mü, yoksa sinirli mi olmalı bakış?

Bence sinirli bir bakış olmalı. İnsanlar da figürüme bakıp belki kendine gelir. (Gülüyor.)

‘’SANATTA HER ŞEY MUBAHTIR.’’

- Reklam -

-Resim yaparken asistana ihtiyaç duyuyor musunuz ve sizi yoran şeyler nelerdir?

Açıkçası bazı zamanlar asistana ihtiyaç duyuyorum, ne yalan söyleyeyim. Mesela fırçalarımı temizlerken inanılmaz yoruluyorum, bunun için keşke asistanım olsa. Bir de diyelim tuvalin fonu tek renge boyanacak keşke yardımcım olsa da bana hazırlasa diyorum. Bu tür şeyler için asistana ihtiyaç duyuyorum.

-Birden fazla asistanı olan ressamlar var bir eser oluştururken, yadırgıyor musunuz mesela?

Hayır, yadırgamıyorum. Kişi eseri nasıl üretirse üretebilir. Kendi tercihidir. Bugün senaristler de asistan kullanıyor, mimarlar da mesela. Eğer bir işi yetiştirmek istiyorsanız asistan tutabilirsiniz. Neticede sizin pratikliğinizde hazırlanıyor o eser. Olabilir yani. Sanatta her şey mubahtır.

-Toplumumuz sanat tarihini bilmediği için sanatçıya yeteri kadar destek vermiyor, demişsiniz bir söyleşinizde. Bir toplum sanat tarihini bilmesi için ne yapmak gerekir?

Eğitim önce ailede ve sonra okulda başlar. Mesela son on yılda doğmuş çocuklarının ebeveynleri daha bilinçli. Çocuklarına resim yaptırıyorlar, klasik müzik dinletiyorlar. Kitap okuyup kitap sevgisi aşılıyorlar. Bir de kapanan İstanbul Devlet Müzemiz açılması gerekiyor. Bir ülkenin müzesi yok mesela. Çok kötü bir şey. Toplum plastik sanatlar müzesini gezemiyor. Sanat müzelerde öğrenilirdi. Eserlere bakardı izleyici. Müzemiz yok eser izleyemiyor.

-13 yaşınızdan beri sanat sektörünün içindesiniz. Gözlemlediğiniz zaman ne gibi değişikler oldu?

Ressamlar çoğaldı. Mesela belli platformlarda onlara sergi imkanı doğdu. Çünkü mekanlar çoğaldı. 13 yaşımdayken İstanbul’da çok galeri yoktu. Parmakla gösterecek kadar azdı sayısı. Şimdi çoğalmaya başladı sanat galerileri. Tabii bazıları mali nedenlerden dolayı kapanıyor, bu da üzücü. Genç sanatçılara destek olan koleksiyoncular ve kurumlar çoğaldı. Bunlar olumlu gelişmeler. İmkanlar şuan daha çok eskiye nazaran.

-Yeni projeleriniz olacak mı?

İki yıl aradan sonra Ressam isimli ikinci kitabım çıkacak. İçerisinde toplam 255 aforizma var. Ancak Covid’den dolayı yayın tarihi netleşmedi. Umarım kısa sürede çıkar, sabırsızlıkla bekliyorum. Bir de Portre isimli programım Beykent TV’de yayımlanacak onun da tarihi daha netleşmedi. Sabırsızlıkla bekliyorum hepsini.

-Tebrik ediyoruz şimdiden, çok teşekkürler.

Ben çok teşekkür eder, okurlarınızı sergime beklerim.

Serginin basın bülteni:

Sanatçının sergide son iki yılda üretmiş olduğu eserleri izleyici ile buluştu.

Orhan Çelik’in resimlerinde en önemli tema: Figür, renk ve estetik bulduğu bir nesne olan şapkadır.

Ressam, tarihini unutan bir toplumun/izleyicinin karşısına Şapka Devrimi isimli eserleriyle çıkıyor: Çünkü Atatürk’ün şapka devrimini önemsiyor.

Sanatçı resimlerinde farklı elemanları kullanarak espas oluşturmaya çalışırken, robotik yaşama da kendine has figürleriyle gönderme yaparak günümüz çağdaşları arasında yer alıyor

Galeri Salı gününden Cuma gününe kadar saat 13:00 – 19:00 arası virüs tedbirleri alınarak 1 Haziran’a kadar ziyaretçiye açıktır

Röportaj: Esra Yazgı

Son Haberler

- Reklam -