Ana Sayfa Kategorisiz Sekülerizm ve Seküler Türkçülük

Sekülerizm ve Seküler Türkçülük

- Reklam -

Öncelikle sekülerizmin din karşıtlığı olduğunu, dinsizlik gibi pompalandığını anımsatarak bunun tamamen yanlı şekilde yorumlamadan ibaret olduğunu söylemeliyim. Türkiye insanını ve Orta Doğu coğrafyasını din ile yöneten onlarca yönetici olmasına rağmen nedense bunların hepsinin meşruluğundan şüphe ediliyor. Örnek olarak: AKP hükûmeti. Dinî motifleri ön plana çıkartarak siyaset yapan bu partinin dışında kalan kesimin çok şiddetli şekilde onu eleştirdiği aşikârdır. Önceki hükûmetlerde bu kadar şiddetli karşıtlık görülmemişti. Bunun nedeni halkın yarısının dinî siyasî düşünceye sahip olması, diğer yarısının ise seküler davranması. Biz ise bu halkın içindeki seküler Türkçüleri temsil ediyoruz.

- Reklam -

Sentezci, Türk milliyetçiliğini sekülerizm karşıtlığı ile yoğuran binlerce insanın yanlışlığına burada değinmek istemiyorum.  Bu ideolojinin kesinlikle Türk milletini bir adım bile ileri götüremeyeceği aşikârdır. Türk milleti yüzyıllardır din ile yönetilmiş, dinin yönetimde yerinin olmaması gerektiğini anlamıştır. Bu doğrultuda yapılması gereken tabi ki dini bireyselleştirmektir. Bunu başardığımız zaman din kültürü ve ahlak bilgisi dersine yapılan gereksiz ve fazlaca atamayı, ilahiyat mezunu birisinin TUBİTAK başkanı olmasını, başbakan olmasını, cumhurbaşkanı olmasını da engelleyebiliriz. Bunların hiçbiri din karşıtlığı olmadığı gibi dinsizlik de değildir.

Öncelikle toplumumuzun seküler yapıya kavuşması bunun da doğal sonucu olarak devletimizin ve hükûmetlerin seküler( kâğıt üzerinde değil, gerçekten) olması milletimizi bir adım ileriye götürecektir. Bu kesinlikle toplumsal olarak dinsizliğe gitmeyecek, sadece dinî görüşlerin bireyselleşmesini getirecektir. Anglo-sakson kültürde olduğu gibi insanların dinini sormak saçma ve ayıp olacaktır.

Din bireyseldir ve birey içinde kalmalıdır. Dini ideolojik olarak kullanmak dine de saygısızlıktır. Dinin anlatılması, anlaşılması gereklidir. Toplumun tamamını bunun ile yönetmek hatta ve hatta bunu sadece kullanarak toplumu kandırıp iktidar olmak, yardım toplamak, duygularını istismar etmek, maddi veya manevi şekilde insanları kandırmak ve bunun tamamını ele aldığımızda dini sadece araç olarak kullanmak dine de o dine mensup insanlara da saygısızlıktır.

Yukarıda bahsettiğim sentezci oluşumlar seküler Türkçülüğe kesinlikle karşıdır. Hatta bazıları ise Müslüman olmayan Türk’ün Türk olmadığı gibi saçma sapan şeyler söylemekten de kaçınmazlar. Kimse bir Türk’ün Türk olup olmadığına karar veremeyeceği gibi dini görüşü yüzünden onu Türklükten atamaz. Bunun yanı sıra tam tersi şekilde Müslüman olan bir kişinin Türkçü olamayacağını söylemek de saçmalığın ötesine geçemeyecektir – son zamanlarda bunu yapan insanlar fazlaca türedi-. Bırakalım insanlar istediği dine inansın veya inanmasın, biz Türklüğümüzü ve Türklük için yapacaklarımızı düşünelim. Türkçülük fikrinin en önemli ideologu H.Nihâl Atsız’ın düşüncesi de bu yöndedir. O’na dinî görüşleri üzerinden saldıran insanlar, aslında seküler toplum yaratmak isteyen bütün insanlara saldırmışlardır.

Toplumun bu denli önemsiz meseleler ile uyutulması, zamanının çalınması gerçekten üzücüdür. Bir hocanın dediği söz, bir parti başkanının namaz kılıp kılmaması, bir şehidin Alevi veya Sünnî olması bizim için önemsizdir. Önemli olan Türk ülküsüne yapılan katkıdır. Bunun ışığında seküler toplumu savunalım. Bunun sonucunda Türk milletinin gözü ülküden başka bir şey görmeyecek, ülkümüzü ileriye doğru taşıma savaşı içerisine girecektir.

01.09.2015

- Reklam -

Son Haberler