
Doğanşehir’in Polat Köyünde dünyaya geldi. 20 yaşındaydı ve Liseyi yeni bitirmişti. Ailece Doğanşehir Yeni Belediye Garajı yakınlarında ikamet ediyorlardı.Genç yaşta Ülkücü hareketin saflarına katılmıştı. 12 Eylül öncesinde mücadelenin içerisinde yer almış, hatta bu uğurda cezaevine de girip çıkmıştı.12 Eylül fırtınası, ülkü çiçeklerini birer birer dallarından kopararak savurmaya başladığı günlerdi. Doğanşehir’de meydana gelen bir olaya adı karıştığı için tutuklanmış 12 Eylül 1980 darbesinin işkence hanelerinden geçmiş ve idama mahkum olmuştu. O gün, Nisan’ın son günüydü. Bir süre önce gazetelerde “İdam cezası 12 Eylül diktatörlerince tasdiklendi” diye yazınca, Cengiz’in annesi Elazığ’a gelmişti. İçinde belki yavrumu bir daha göremem endişesini taşıyan ana, evladıyla görüşmek istiyor ama cezaevi idaresi bu görüşmeye izin vermiyordu. Yüreği yaralı ana, oğlunu görmek için bütün gücüyle diretiyor ve cezaevinin önünden de ayrılmıyordu. Daha sonra araya giren bir astsubay, bölük komutanı yüzbaşıya ulaşarak, bu görüşmenin gerçekleşmesini sağladı. Görüşme yerine giren, gözleri ağlamaktan şişmiş olan ana, evladına öyle bir sarılmıştı ki, adeta onu alıp içine koymak, onu bekleyen kötü akıbetten saklamak ister gibiydi. Cengiz’i öpüyor, kokluyor, bağrına basıyordu. Ana, bir yandan ağıtlar yakıyor, kafiyeli sözler söylüyor, oğluna duyacağı hasreti dile getiriyor, bir yandan da başta Kenan Evren’e olmak üzere bütün 12 Eylül cuntacılarına beddualar yağdırıyordu. Mübarek kadın, hıçkırıklara boğularak, “Oğlum zannetme ki, seni kurtarmak için uğraşmadık” derken, oğlu için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını anlatıyor, başarılı olamadıkları için de adeta özür diliyor, gibiydi.”Ana yeter ki sen üzülme, alnımıza böyle yazılmış” diyen Cengiz ise anasını teselli etmek için çırpınıyordu. 2 Mayıs günü sabahın erken saatlerinde Elazığ cezaevinde asılarak idam edildi.
Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.





