ABD’de yaşayan Uygur insan hakları savunucusu Ruşen Abbas, Euronews’te yayımlanan yazısında Çin’in Uygur Türklerine yönelik baskıcı politikalarını ve ABD’nin bu konudaki rolünü ele aldı. Abbas, Çin’in zorla çalıştırma sistemini ve Uygurların yaşadığı insanlık dışı uygulamaları ayrıntılarıyla değerlendirirken, ABD demokrasisinin korunmasının bu mücadeledeki kritik önemine vurgu yaptı.
Abbas, “Çin’deki ve başka yerlerdeki Uygurlar için demokrasimiz, bir gün seslerinin nihayet duyulabileceğine dair bir umut ışığı taşıyor. Bunun aşınmasına izin veremeyiz” ifadeleriyle ABD’nin demokrasi değerlerinin Uygurlar için taşıdığı umudu dile getirdi. Kendi ailesinin de bu baskılardan etkilendiğini belirten Abbas, kız kardeşinin altı yıldır haksız yere hapis yattığını ve Çin dışında yaşayan Uygurların dahi tehdit altında olduğunu ifade etti.
Çin’in uluslararası alanda da etkisini artırma çabalarına dikkat çeken Abbas, Amerikan toplumunda demokrasiye olan inancın zayıflamasının Çin’in otoriter etkisini güçlendireceği uyarısında bulundu. “Liderlerimizi seçmek, değiştirmek ve eleştirmek bir ayrıcalıktır — ve bu, otoriter rejimler altında yaşayan insanların sadece hayalini kurabildiği bir şeydir” diyen Abbas, Amerikan demokrasisinin özgürlük ve insan hakları mücadelesindeki hayati rolüne işaret etti.
Yazısında, ABD’nin ve müttefiklerinin Çin’e karşı daha güçlü yaptırımlar uygulaması ve Uygur mültecileri koruma altına alması gerektiğini belirten Abbas, şu sözlerle çağrısını noktaladı: “Demokrasinin özgürlükleri, tam anlamıyla yaşamanın özünü temsil eder. ABD, Uygurların yanında durarak adalet, özgürlük ve insan onuru gibi temel değerlerini yeniden teyit etmektedir.”








