Değerli okurlar tekrar merhaba. Bir süredir Vatanın içerisinde bulunduğu hal sebebiyle içimden yazmak gelmiyordu. Fakat özellikle bu zamanlarda safını belli etmenin bir gereklilik olduğu da açıkça karşımda duruyor. Bu sebeple yine içimi size dökeceğim. Türk milletinin binlerce yıllık mazisi var. Sayısız devlete sahip kurmuşuz. Avrupa çocuklarını Türkler geliyor diyerek korkutup uyuturmuş. Özellikle Habsburglar, Venedik ve Papalık gibi Avrupa devletleri, Osmanlı’nın ilerleyişini durdurmak için Türk karşıtı propagandalar yaptı. Avrupa’da basılan gravürlerde ve kitaplarda biz Türkler “acımasız, barbar ve zalim” olarak gösterildik. “Türk gibi kuvvetli” sözü bu dönemde hem korku hem de hayranlığı ifade ediyordu. Dünya tarihinden Türk’ü kesip atarsanız geriye pek de bir şey kalmaz. Hal böyle iken bizim imtihanımız 93 harbi, balkan harbi ve birinci cihan harbi de dahil olmak üzere en kötü çağda yaşıyor olmamız… Zaferler yerini teslimiyete ve ihanete bıraktı. Ellerinde on binlerce kadın,çocuk,ihtiyar,asker polisin kanı olan barış elçisi, biz milliyetçiler ortadan kaldırılması gereken zararlılar… Merhum Ozan Arif bu günleri yıllar önce görmüştü. Mekânı cennet olsun.
Bu vatanın ismi neden Türkiye? Bilmeyenlere bir bilgilendirme yapalım. TÜRK-İYE sondaki İYE bilindiği üzere iyelik eki… İyelik eki bir varlığa ait olma anlamı katar. TÜRKİYE basitçe Türk’e ait olan demek. Bu ismi bize kendimiz vermedik. Türkiye ismi, Batılı kaynaklarda ilk kez Bizanslı tarihçi Kedrenos tarafından kullanılmıştır. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’da Türk hakimiyeti arttıkça, Bizanslılar bölgeye “Türkia” veya “Turkía” demeye başlamıştır. Bizanslı tarihçi Anna Komnene, 12. yüzyılda yazdığı Alexiad adlı eserinde Anadolu’dan “Türkiye” (Turkía) olarak bahsetmiştir. 13. yüzyılda ünlü Faslı gezgin İbn-i Said el-Mağribi, Anadolu’dan “Türk Ülkesi” (Bilad al-Turk) olarak bahsetmiştir. Osmanlılar döneminde devletin resmi adı Devlet-i Aliyye-i Osmaniye idi. Ancak Batılılar Osmanlı topraklarına “Türkiye” demeye devam etti. 19 yüzyılda Osmanlı aydınları da “Türkiye” terimini kullanmaya başladı. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle, “Türkiye” adı resmî olarak devletin ismi oldu. Peki 2025 yılında ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti içinde azınlık olarak varlıklarını sürdüren birçok millet var. Bunlar Rum,Ermeni,Yahudi ler Lozanla imza altına alınmış azınlıklardır. Bunlar haricinde Kürtler,Araplar,Çerkesler,Lazlar,Gürcüler,Süryaniler,Pomaklar,Romanlar azınlık olarak bu topraklarda bizimle beraber yaşamaktadır. Toplam nüfusa oranla azınlıkların oranı ancak yüzde 25 seviyelerindedir. Hal böyle iken en büyük azınlık olan Kürtlerin içerisinde azınlık olarak kendine yer edinen kürt ayrılıkçı hareketinin bebek katili liderini Kürtlerin temsilcisi olarak görmek, bu topraklar için şehit düşen kürtlerin de kul hakkına girmekten fazlasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ana yasası ile korunan ilk 4 maddeye dokunmak zaten pratikte mümkün değil. Çünkü değişmesi anayasada belirtildiği gibi değişmesi teklif bile edilemez. Bu 4 madde kadar önemli olan 66. Madde’nin değiştirilmesi kürt ayrılıkçı hareketinin amacına ulaşması anlamına gelmektedir. Nedir bu 66. Madde? Anayasa’nın 66. maddesi, Türk vatandaşlığının tanımını yapmaktadır.
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.
Vatandaşlık kazanma ve kaybetme ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir.
Hiçbir Türk vatandaşı, vatandaşlıktan çıkarılamaz. Ancak, vatandaşlıktan çıkarılma ile ilgili işlemlere karşı yargı yolu açıktır.”
Söz konusu madde değiştirilip azınlıklar dahil edilirse Ulus devletin temeline döşenen dinamit patlamış olur. Bu değişiklik beraberinde ana dilde eğitim ve bölünmeyi getirir. Eski başbakanlardan Binali Yıldırım geçtiğimiz gün Vatandaşlık tanımının değişmesi gerektiğini işte tam da bu yüzden söyledi. Bunlara sorulacak çok soru var. Fakat soruların cevabı tek bir noktaya çıkıyor. O da B.O.P. Cahillik, bu topraklar için hainlikle eş değerdir. 1 asır önce Sevre Manda ve Himaye ye sırf cahillik ve kıt görüşünden onay verenleri gördü bu millet. Tarih onları affetmedi. Bugün bu taşları döşeyenleri de affetmeyecek. Ben de başka coğrafyadaki bir babanın ailesi ile kurduğu hayalleri kurabilmek isterdim. Şimdi oğlumu ve ailemi bu pislikten nasıl koruyacağımın düşüncesinden çıkamıyorum Her zaman söylüyorum. Bu toprakların üstündekilerden çok altındakiler beni bu topraklara bağlı tutuyor. Atalarımın döktüğü kana ihanet edemem. Eğilip bükülemem. O yüzden kendi adıma bu süreci tüm benliğimle reddediyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlettir. Kurduğumuz bu devleti yaşatmak uğruna gün gelip iş başa düşünce geri adım atan da namerttir.







