Şüphesiz Hüseyin Nihal Atsız’dan bir tane daha olmayacak. Şüphesiz ki Hüseyin Nihal Atsız’ın temellendirdiği tepeler her zaman var olacak. Şüphesiz ki kilometre taşının ilki her zaman Hüseyin Nihal Atsız olacak.
Bunların hepsine tamam demekte bir sakınca yoktur. Fakat esas mesele şudur: Atsız’ın düşüncelerini, ürettiklerini irdeledikten sonra güncelleyebiliyor muyuz? Günümüz Türkiyesi’nde uygulayabiliyor muyuz?
Soğanın kurusu lezzetli olur, fikrin kurusunun bir tadı olmaz. Fikir hayata uyarladığı şekilde değer kazanır.
Maalesef Türkiye’de siyaset bilimi, siyasi fikirler toplum tarafından gerekli bir şekilde kullanamıyor, aydın denilen kesim tarafından da topluma yansıtılıp uygulanamıyor. Böyle oluncada ne olduğu belirsiz bir şeyler ortalıkda dolanıp duruyor.
Bilindiği üzere bugün Türkçülük-Türkçüler günü. Genel olarak bugün yalandan sosyal medya veya çeşitli çelenk melenk konularak, ya da toplanarak anılıyor. Herkes naralar atıyor, ama şöyle süzülerek iktidara baktığımız zaman Türkçülerin , Türkçü fikirlerin ülke yönetiminde nerede olduğu görülüyor.
Gerçekçi olmakta fayda var. Madem durum böyle ilk olarak yapılması gereken şudur: Atsız’ı birey olarak anlamak, güncellemek, hayatımıza uygulamak. Toplumlar bireylerden oluşur!
Atsız Beğ, “Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve aşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur. Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lazımdır. Fazilet temelleri üzerine kurulan devletimizin birkaç kara gün geçirmesi onu asla sarsıp deviremez. En güzel şiirlerdeki birkaç vezin veya kafiye aksaması nasıl o şiirin güzelliğine engel değilse, bir iki çelme de bu devleti mazideki ve ilerdeki ululuğundan alıkoyamaz. Bu devlet ve vatan büyüyecektir. Çünkü uğrunda ölmeye hazır olanlar var” demiştir.







