1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Anglo-Sakson Tarihçilerin Filistin Yalanı

Anglo-Sakson Tarihçilerin Filistin Yalanı

featured

Geçenlerde Sosyal medyada paylaştığım bir arşiv videosunda Türk Esirlere Arapların yaptığı muameleyi gösterdim. Bu paylaşımda art niyet vs yoktu. Ancak bazı Arap hayranları olumlu olumsuz yorumlarda bulunarak Filistin’de bir ihanet olduğunu ima eden, 5816 no’lu yasa olmasa gerçeklerin ortaya çıkacağını iddia ettiler, halende videonun altında saçma yorumlar devam ediyor…

5816 NO’LU YASAYI KİM ÇIKARDI?

Öncelikle 5816 no’lu yasaya bir açıklık getirelim. Bugün malûm kesimin okumuşu okumamışı koro halinde 5816 no’lu yasayı CHP’nin çıkardığını iddia ediyor, oysa bu koskoca bir yalan…

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun veya 5816 sayılı kanun, kamuoyunda anıldığı şekliyle Atatürk’ü koruma kanunu, 25 Temmuz 1951’de kabul edilmiş bir kanunudur. Konusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına karşı işlenecek suçlardır.

Kemal Pilavoğlu liderliğindeki Ticani tarikatının Atatürk’ün heykel ve büstlerine saldırıları nedeniyle Demokrat Parti iktidarınca çıkarılmıştır. Demek ki; Neymiş çok övdükleri demokrasi havarisi dedikleri Adnan Menderes çıkarmış yasayı bilmem anlatabildik mi?

ANGLO-SAKSON TARİHÇİLERİN FİLİSTİN YALANI!!

Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin 11 Mart 1917’de Bağdat’ı işgal etmeleri üzerine Irak Cephesi’ndeki durum kaygı verici bir hâl almıştı.
General Erich Von Falkenhayn’ın 7 Mayıs 1917’de Türkiye’ye gelmesi ile Irak Harekâtını gerçekleştirmek için Yıldırım Ordular Grubu’nun meydana getirilmesine hız verildi. Ancak şunu peşinen söyleyeyim ki; Baştan yanlış hesaplar yapılarak yapılan Savaş Harekat planları yanı sıra Alman Generaller ve Subayların gizli faaliyetleri hatta Mustafa Kemal paşa’ya rüşvet vermeye kalkmaları bile bunun bir göstergesidir. Şimdi gelelim diğer detaylara İngiliz Generali Allenby Filistin cephesinde ki Başarılı olmasının temel sebeblerini kimse görmek istemiyor, Sonradan Atanan Mustafa Kemal paşa’yı suçlu ilan etme derdine düşmüşler, Harekat merkezi bile geri çekilir iken böyle düzenli bir çekilme öngörememiş, Kaldı ki Ricat nedir bilmeyenler kalkıp koskoca iftiralar atarak Devletin kırucusuna saldırıyorlar.

Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa, 5 Temmuz 1917’de Bağdat’ı İngilizlerden almak üzere 1917 yılının Haziran ayında teşkil edilen Yıldırım Ordular Grubunun 7.Ordu Komutanlığına atanmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Filistin-Suriye cephesinde tavsiye edilmesi gereken strateji ve taktik konusunda Grup Komutanı Mareşal Falkenhayn ile anlaşamadığından 7.Ordu Komutanlığı görevinden istifade ederek, 1917 yılının Ekim ayında İstanbul’a geldi. 7. Ordu Komutanlığı görevindeyken Mustafa Kemal Paşa’nın başta Başkomutan Vekili Enver Paşa olmak üzere ileri gelenlerine dört gün arayla gönderildiği 20 ve 24 Eylül 1917 tarihli raporlarından neredeyse bir yıl sonra, Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı Filistin-Suriye cephesinde büyük bir bozguna uğramıştır. Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Ordusu’nun Filistin-Suriye cephesindeki bahse konu raporlarında sürdürülen ve üst makamlarda gelişebilecek tehlikeleri büyük bir öngörü ile bütün çıplaklığıyla gösterilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a gelişinin ardından 7 Kasım 1917’de Ordu Komutanlığı sıfatıyla Genel Karargâh emrine verildi. Mustafa Kemal Paşa’nın 7.Ordu Komutanlığı görevinden eklenmesinden yaklaşık üç hafta sonra İngiliz kuvvetleri Birüssebi-Gazze hattını ele geçirmişlerdir. Neredeyse ay kadar uzun bir süre harp cephelerinden ayrı kalan Mustafa Kemal Paşa, Filistin Cephesi’nde durumun kritikleşmesi üzerine, bizzat Sultan VI. Mehmet Vahdettin tarafından 7 Ağustos 1918’de ikinci defa Filistin’de bulunan 7. Ordu Komutanlığına atanmıştır. Mustafa Kemal vaktiyle istifa ederek haklı sebeplerle bıraktığı bir ordunun komutanlığını yeniden atanmışsa da artık Filistin ve Suriye üzerindeki düşman taarruzunun önüne geçmek imkansız bir hâl almıştır. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın cepheye gelişinden kısa bir süre sonra 19 Eylül 1918 tarihinde İngiliz Generali Allenby komutasındaki İngiliz Ordusunun genel taarruzu başladı. Mustafa Kemal Paşa yine de İngiliz kuvvetlerinin genel saldırısını değerlendirmiş ve bu öngörü ile tedbir alınmıştı, üç ordudan oluşan ordusunu en az kayıpla zamanında çekebilmeyi başarmıştı.

7.Ordu Komutanı Mustafa Kemal’in, Halep civarında orduyu yoktan var ederek yeniden düzenlemesi sonucu 26 Ekim 1918’de İngiliz birlikleri ve Şerif Faysal önderliğinde Arapların ilerleyişlerini Halep’in yerleşik Katma mevkiinde durdurmayı başarmıştır. Bu noktada Mustafa Kemal’in bütün çabası mütarekeye dek İngiliz ve Arap birliklerine kuvvet kaptırmamak ve gerekirse çekilerek anayurt etkinlikleri bir savunma hattı oluşturmaktı. Mustafa Kemal Paşa bu hattı, Misak-ı Milli sınırı olarak belirlemiş ve ordusunu İskenderun istikametine doğru çekmeyi başarmıştır.
Bu noktada Mustafa Kemal’in bütün çabası mütarekeye dek İngiliz ve Arap birliklerine kuvvet kaptırmamak ve gerekirse çekilerek anayurt etkinlikleri bir savunma hattı oluşturmaktı. Mustafa Kemal Paşa bu hattı, Misak-ı Milli sınırı olarak belirlemiş ve ordusunu İskenderun istikametine doğru çekmeyi başarmıştır. Bu çalışmada, Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı’nda Filistin-Suriye cephesinde iki kez atanmış olduğu 7.Ordu Komutanlığı dönemindeki faaliyetler ve olaylara ilişkin değerlendirmelerini, belgeleri ve bölgede görev yapan subayların hatıratlarında okuyabilirsiniz.

İNGİLİZLERİN ASKERÎ ÜSTÜNLÜĞÜ

General Sir Edmund Allenby, Mısır Seferi Kuvvetlerini 1917 ve 1918’de Filistin ve Suriye’de zafere taşıdı. Megiddo Muharebesi’nde piyade, süvari, tank, topçu ve uçakların bir arada kullanılmasına öncülük etti.

Hava üstünlüğü olmasına rağmen düzenli şekilde ricat emri vererek savunma hattı oluşturmak için geri çekilen Mustafa Kemal Atatürk’e Filistin’den çekildi demek ancak Fesli tarih çarpıtmalarına inananların ayıbıdır.
Benve sadece Falih Rıfkı Atay’ın Zeytin dağı kitabını okusanız Arapların ihanetini görürsünüz. Hatta Araplar ve Filistin’liler hiç bir direniş dahi yapmadılar, sadece işgali ve harekatları izlediler. Anadolu Türkleri ise o sıcak çöllerde açlık susuzluk içerisinde inandıkları için savaştılar. Ancak bu zümre kitap okumak, tarihi tarafsız araştırmak ve yorumlamaktan aciz olduğunu görmekteyim. Bahse konu videonun altına gelen yorumları görseniz pes dersiniz. Ama hiç şaşırmıyorum çünkü bu ülkede Damat ferit’i bize kahraman diye tanıtmaya kalktılar, Allah’tan Murat Bardakçı konuya el attı da firene basılmış oldu.
Bundan mütevellit tarih okumak ve tarihçi tarafsızlığı vijdan ile olur. Anglo-Sakson tarihçilerin yalanlarına kanmayın. Filistinde, Yemen’de, Kafkasya’da, Galiçya’da, Trablusgarp’ta Çanakkale’de şehit olan, Esir düşen, şehitlerimizin, dedelerimizin ruhu şad, menzilleri mübarek olsun.
Gününüz güzel Hızır yoldaşınız olsun.

Anglo-Sakson Tarihçilerin Filistin Yalanı