Azerbaycan Türklerinin hürriyet aşkını kanla boğmaya çalışan Sovyet karanlığının üzerinden 36 yıl geçti. 20 Ocak 1990’da Bakü’de dökülen kan, aslında Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünün ve müstakil Azerbaycan’ın doğuşunun müjdecisiydi.
Azerbaycan’ın bağımsızlık tarihindeki en acı ama en gururlu dönüm noktalarından biri olan “20 Yanvar” (20 Ocak) Katliamı’nın yıl dönümünde, şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Bundan tam 36 yıl önce, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetiminin taraflı tutumuna “dur” demek için meydanlara inen silahsız Azerbaycan Türkleri, kızıl ordunun namlularıyla karşılaştı.
Silahsız Sivil Halkın Üzerine Tanklarla Yürüdüler
1990 yılının 19 Ocak’ını 20 Ocak’a bağlayan gece, dönemin Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un emriyle “Alfa” birlikleri ve kızıl ordu tankları Bakü’ye beş koldan giriş yaptı. Şehri kuşatan Sovyet askerleri, aralarında kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu silahsız sivil halkın üzerine acımasızca ateş açtı. Tanklar insanların üzerinden geçti, ambulanslar yaylım ateşine tutuldu. O gece Bakü sokakları, Türk’ün hürriyet iradesini kırmak isteyenlerin vahşetine sahne oldu.
Katliam Değil, Bir Milletin Dirilişi
Resmi rakamlara göre 150’ye yakın soydaşımız şehit edilirken, yüzlerce kişi yaralandı ve binlerce kişi gözaltına alındı. Ancak Moskova’nın hesap edemediği bir gerçek vardı: Dökülen her damla kan, bağımsızlık ateşini daha da körükledi. “Kanlı Ocak” baskını, Azerbaycan Türklerinin Sovyetler Birliği ile olan tüm manevi bağlarını kopardı. Katliamın ertesi günü, her türlü tehdide rağmen yüz binlerce insan Bakü sokaklarını doldurarak şehitlerini omuzlarında taşıdı ve bağımsızlık yolundan dönmeyeceğini dünyaya ilan etti.
İçindekiler








