Ana Sayfa Dünya Cumhurbaşkanı Erdoğan: Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün katıldığı programda, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sözlerine yanıt vererek, “Şahsımla çok uğraşıyor. ‘Türk milleti ile değil, bizim Erdoğan ile sıkıntımız var’ diyor. Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak” açıklamasında bulundu.

- Reklam -

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu’na katıldı.

Erdoğan buradaki konuşmasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Bizim sorunumuz Türk halkıyla değil Erdoğan’la” sözlerine yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum. Şahsımla çok uğraşıyor. “Türk milleti ile değil, bizim Erdoğan ile sıkıntımız var” diyor. Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. “Senin tarih bilgin yok önce bunları öğrenmen lazım” dedim. Türk milleti ile uğraşma” açıklamasında bulundu.

Erdoğan, Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’deki tutumuyla ilgili olarak, “Burada, adalarda vs. Yunanistan’ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? Destek vadedenlere güveniyor, adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız. Yeri geldiği zaman, komşu diyorsun, o zaman hakkını ver. Biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz” diye konuştu.

Programda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

Sempozyumun ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sempozyumda emeği geçen başta Adalet Bakanımız olmak üzere tüm kurumlara ve katılımcılara özellikle teşekkür ediyorum. İnsanlık tarihinde pekçok yönetim biçimi vardır. Hangi uygulama biçimiyle hayata geçerse geçsin, milli iradenin üstünlüğüne dayalı olanların ayrı bir yeri bulunuyor. Avrupa’da oldukça uzun ve kanlı arayışın ardından geliştirilmiş bir yönetim biçimidir, demokrasi. Demokrasi, zengin bir uygulama alanına sahiptir. Türkiye de bu sürece en erken katılan ülkeler arasındadır. Gerçek demokrasiye ulaşmak için bir müddet daha beklememiz gerekmiştir. Ülkemizde demokrasi, çok partili hayat ile işlemeye başlamıştır ancak bu süreç de oldukça zorlu yürümüştür.

Siyaset mühendislikleri, sinsi tuzaklar ve nice oyunlar yaşadık. Milletimizin tarihine, kültürüne, inancına karşı adeta savaş açanların amaçlarını ve yöntemlerini de asla unutmayacağız. Türkiye’de yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, vesayetin hiçbir oyunu, meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir. Her darbe bir önceki darbenin eksiklerini tamamlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Vesayet de darbecilerin nizamının, bürokrasi ve sivil siyaset çatısı altında sürdürülmesinden ibarettir.

Milletimiz 15 Temmuz’da kahramanlıkla geçmişteki bu kirli ve kanlı senaryolarla da hesaplaşmıştır. O gece görülmüştür ki, millet kıyama kalktığı zaman, darbecilerin, tankı da, topu da, medyası da, silahı da, uluslararası destekleri de hiçbir işe yaramıyor. Biz bu dünyada milletin üzerinde bir güç görmedik, tanımadık, tanımıyoruz. Son 100 yılda beli bükülen Türk milleti, 15 Temmuz’da yeni devletini kurduğu vatan toprakları üzerinde istiklal ve istikbaline bir kez daha sahip çıkmıştır.

12 EYLÜL DARBESİ

Bugün 12 Eylül. Bu tarih takvim yapraklarındaki 365 sayfadan biri olmanın çok ötesinde anlamlara sahip. Türkiye 40 yıl önce 12 Eylül’de gözlerini silahların gölgesi altında açmıştı. Köşe başlarında tanklar, sokakları kapatmış askerler, bunlar bizim evlatlarımızdı, tanıdık bir felaketin habercisi gibiydi. Türkiye bir kez daha askeri darbeye maruz kalmıştı. 60 darbesi ve ardından gelen felaketler bugün hala yürekleri dağlıyor. Gençliğimizin başındaki 71 muhtırası siyasi sonuçları ile daha çok hafızamızda yer etti. 12 Eylül ise öncesi ve sonrası ile öylesine kanlı yaralara yol açmıştır ki, nesiller boyu unutulması mümkün değildir. 12 Eylül’den önce ülkenin siyasi kamplara bölünmesi gibi hadiselerin hiçbiri kendi dinamiği içinde ortaya çıkmamıştır. Bu gelişmeler darbeye zemin hazırlamak için yazılmış senaryonun ürünüdür. Ülkemizin ’70 sente muhtaç’ diye hafızalara kazınan ekonomik çöküntüsü de darbeye giden yola döşenen taşlardan biridir. Birilerinin ‘bizim çocuklar başardı’ demesi, 12 Eylül gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu.

15 Temmuz’da birileri yine aynı mekanlarda ‘bizim çocuklar yine başardı’ demek için bekliyordu. Can güvenliği kalmayan, geleceğinden umudunu kesen bir toplum darbeye direnemezdi. 12 Eylül rejimi anayasasının yüksek oy ile kabul edilmesi, darbenin meşruiyetinden ziyade, milletin umutsuzluk ikliminden kurtulma isteğinin tezahürü olarak görülmelidir. Bu dönem konusunda kimi çevreler, özellikle kendilerine göre bir farklı yorum oluşturmaya çalışmış, bu tür bir resim tarih hükmünü, ülkemizin yaşadığı en ağır ve acı darbe olarak vermiştir.

Türkiye’yi 12 Eylül’e hazırlayan karanlık odak darbe sonrasının planlamasını da yapmıştı. Bir sağdan bir soldan diyerek gençlerin temsil ettiği dinamik yapı yerine, ülkemizin hala çözmeye uğraştığı sorunların tohumları atıldı.

Anadolu’nun küçük bir ilindeki Milli Türk Talebe Birliği şubesi 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılıyor. Bina tahrip ediliyor. Fikir kitapları ve dergiler de ortadan kaldırılıyor. Bu kitaplar ve dergileri yanmaktan kurtarmak isteyenler ise gözaltına alınıp hapse atılıyor. Bu sıradan bir kitap düşmanlığı değildir. Amaç, milletimizin değerlerini oluşturan hafızanın maddi altyapısını tümüyle yok etmektir. Gençlerimizin zihinleri, tamamı tercümeye dayalı ideolojik akımların istilasına maruz bırakıldı. PKK eli ile oluşturulan güvenlik kaygısı sosyal çatlakları genişletmenin zemini olarak kullanıldı. Dini hassasiyetler, toplumsal dayanışma hasletleri, eğitim faaliyetleri, FETÖ ve benzeri yapılar ile lekelenmeye çalışıldı.

12 Eylül’ün Yunanistan’ın NATO ve AB’ye tam üyelik yolunu karşılıksız açan kapıların etkilerini Doğu Akdeniz ve Ege’de bugün hala yaşıyoruz. Gençlerimizin tarihleri ile, kültürleri ile ilgilenmektense sapkın hayat biçimlerine, lümpenliğe teşvik edilmesi, 12 Eylül’ün kötü mirasından birisidir. Darbe ve vesayet düzeni, Türkiye’ye doğrudan müdahalenin ağır sonuçları ile karşılaşmak istemeyenlerin hep vazgeçilmez araçları olmuştur. Üzerinde darbe veya vesayet düzeni olmayan tek köklü değişim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiştir. Tarihimizde ilk defa yönetim sistemimizi böylesi kapsamlı şekilde değiştirme başarısını biz gösterdik. Darbe dönemi mirası pek çok kurumu, uygulamayı yeniden oluşturduk.

Türkiye hızla toparlanıp cumhuriyet döneminde tamamında yapılanların kat kat üstünde skorlara imza attı. Ülkemizin bu atılımlarını iddialı bir vizyonun habercisi haline dönüştürdük. Bütün bunları Cumhur İttifakı olarak, sayın Bahçeli ve arkadaşları ile el ele vererek gerçekleştirmeyi başardık. Artık çok daha büyük hedeflere ihtiyacımız olduğunu görerek, 2023 hedeflerini ortaya koyduk. Bu vizyonu, 2011 seçim beyhannamemizin merkezine yerleştirerek, milletimize artık günü değil, geleceği düşünen projeleri yapan bir yönetime sahip olduğu mesajını verdik.

Akamete uğrattığımız her saldırıyı farklı alanlarda yenileri izledi.

MACRON’A YANIT: SENİN ŞAHSIMLA DAHA ÇOK SIKINTIN OLACAK

Güneyde malum koalisyon güçleri ile mücadelemiz var. Hemen bakıyorsunuz ki, bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor Suriye’de. Öbür tarafta, Libya’da karşımızda darbeci Hafter, onun güçlerinin ne yazık ki, Wagner diye paralı, Abu Dabi’nin desteklediği silahlı güçleri var. Onların yanında Fransa sürekli gündemde. İsim olarak anmak istemiyorum ama mecburum. Şahsımla çok uğraşıyor. “Türk milleti ile değil, bizim Erdoğan ile sıkıntımız var” diyor. Sayın Macron, senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak. Senin tarih bilgin yok önce bunları öğrenmen lazım dedim. Türk milleti ile uğraşma. Biz Afrika’da bir insanın burnunu kanatmadık dedim. Bunlar Libya’ya da çok çektirdiler, Libya’da yüz binlerce insanı öldürdüler. Libya’ya petrol için girmek istiyor. Afrika’nın diğer ülkelerine elmas, altın, bakır, kron için girmek istiyor. Afrikalı liderler bunu bana hep anlatmışlardır.

YUNANİSTAN’A MESAJ: YANLIŞ İŞ YAPIYORSUNUZ, BU YOLLARA GİRMEYİN

Burada, adalarda vs. Yunanistan’ın yaptıklarına bakın. Neye güvenerek yapıyor bunları? Destek vadedenlere güveniyor, adaların etrafında korvetlerle dolaşıp duruyorlar. Yanlış iş yapıyorsunuz, bu yollara girmeyin. Hepten yalnız kalırsınız. Yeri geldiği zaman, komşu diyorsun, o zaman hakkını ver. Biz kendi kararımızı kendimiz veriyoruz.

Son Haberler

- Reklam -