Ana Sayfa Türk Dünyası Doğu Türkistan'daki işkencelerin belgeleri ortaya çıktı

Doğu Türkistan’daki işkencelerin belgeleri ortaya çıktı

Çin yönetiminin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’daki Türklerine uyguladığı asimile çalışmalarının belgeleri ortaya çıktı. AP’nin (Associated Press) yerel kaynaklardan edindiği belgelerde insanların ne sıklıkla dua ettikleri, ne giydikleri, gün içinde kimlerle konuştukları gibi bilgiler bulunuyor.

- Reklam -

Kritik soru: kampta kalmalı mı?
Kamptan ayrılan bazı kişilerin de bilgilerinin ardından “geri getirilmeli” ya da “serbest kalabilir” kararı alındığı görülüyor. Örneğin 598 numaralı grafikte 38 yaşındaki Helçem isimli bir kadının, kamptan çıktıktan yıllar sonra yeniden gözaltına alınması kararı alınmış. Bunun için de tek bir sebep gösterilmiş: Yıllar önce başörtüsü takmıştı.

Sadece pasaport başvurusu yaptığı için kampa alınmış olanlar da var. Buna göre Sincan’dan dışarı çıkmak isteyen Uygur Türklerine de “radikal” muamelesi yapılıyor.

66 numaralı grafikte, 34 yaşındaki Memettohti isimli bir kişinin “pratikte risk oluşturmadığı” halde sadece pasaport başvurusu yaptığı için kampa geri gönderildiği görülüyor. 28 yaşındaki Nurmemet’in de kampa yeniden alınmasının sebebi, “başka bir sorun olmadığı” belirtilerek şu sözlerle açıklanıyor: “Bir linke tıkladı ve bilmeden yabancı bir web sayfasına ulaştı.”

Her şey fişlenmiş
Sosyal çevreleri ve hangi aile üyeleriyle görüştükleri de bu notlara girdi. Ardından görüştükleri her bir kişinin geçmişi, ne sıklıkla dua ettikleri, daha önce kampa alınıp alınmadıkları veya hiç yurt dışına çıkıp çıkmadıklarına dair bilgiler araştırılıp notların devamına ekleniyor. Bu 311 kişilik listedeki herkesin yurt dışında yaşayan bir akrabası var. Bu da “potansiyel sadakatsizlik” belirtisi olarak görülüyor ve bu kişilerin tümü, sadece bu gerekçeyle de olsa kamplara gönderiliyor.

Yusuf isimli 65 yaşındaki bir adamın da iki kızının 2014 ve 2015’te başörtüsü ve burka taktığı, oğlunun da siyasal İslam eğilimi olduğu yazılıyor. Ailesiyle ilgili şüphelerden dolayı Yusuf’un “kamptaki eğitiminin devam etmesine” karar veriliyor.

IJOP’a yüklenmiş
İşçilerin topladığı bilgiler Doğu Türkistan’ın geniş veri sistemi olan “Bütünleştirilmiş Birleşik Operasyon Platformu”na da (IJOP) yüklenmiş. IJOP, bölgedeki kamera kayıtlarına ve polislerin yaptığı gözlemlere de yer veriyor. Her vatandaşın yüklemesinin zorunlu olduğu bir mobil casus yazılımdan elde edilen bilgiler de var.

Çin’in Sincan’daki politikaları üzerine çalışan, dünyanın önde gelen uzmanlarından Dr. Adrian Zenz, IJOP’ta toplanan bilgilerin “köy merkezli çalışma gruplarına” bir cep telefonu bildirimiyle gönderilerek belirli bir kişinin incelenmesini isteyebileceklerini söylüyor.

88 Kişi güvenilmez denilerek kampa gönderildi
Yanlışlıkla yabancı bir web sitesine giren kişinin de IJOP bildirimi sebebiyle araştırılmış olabileceğini belirtiyor. IJOP’un yapay zekası, gözetlenen kişilerin faaliyetlerini inceleyerek görevlilere incelenmesi gerektiği kişi hakkında bildirim gönderiyor.

Belgelerde, 88 kişinin sadece “güvenilmez” olduğu için kamplara alınmasına karar verildiği görülüyor. Bu kişiler için başka bir gerekçe gösterilmiyor. Çin ise Sincan’daki politikasında “halkın dini özgürlüklerine saygı duyduğunu” belirtiyor ve kamplarda aşırılıkçı gruplar ve “terörizmle” mücadele ettiklerini; sadece terör suçlamasıyla ceza almış kişilerin kamplara gönderildiğini söylüyor.

Ancak AP’nin elde ettiği belgelerde bu kişilere dair suç, soruşturma ya da ceza bilgisine rastlanmıyor. Kamplara gönderilme gerekçesi olarak pasaport başvuruları, bir akrabanın yurt dışında olması, ailesinin eğilimleri ya da “güvenilmez” olması gösteriliyor.

Kurtulan Uygur Türkü sayesinde
Belgeler sonunda sürgünde olan bir Uygur’un eline geçiyor. Geçen yıl Sincan’da yaşananlara dair bu belgelere haberler çıktıktan sonra Karakaş listesi Amsterdam’da yaşayan Uygur Türkü Asiye Abdulaheb’in eline geçiyor. BBC’ye konuşan Abdulaheb, bu belgenin doğruluğundan emin olduğunu söyleyerek, “Belgenin üstünde resmi bir damga olmasa da bu bilgiler gerçek insanlar hakkında. Bu bilgiler insanların hayatı hakkında özel bilgiler ve Çin bunu kamuoyuyla paylaşamazdı. Bu yüzden Çin hükümetinin bunun gerçek olmadığını iddia etmesi mümkün değil” diyor. Sürgünde yaşayan tüm Uygurlar gibi Abdulaheb de gözaltı dalgası başladıktan sonra Çin’deki ailesiyle iletişim kuramadığını söyledi.

İşte yasaklar
İngiltere’nin saygın gazetelerinden Financial Times da belgeleri paylaşırken, Uygur Türklerinin hapse gitmesine sebep olan yasaklı durumları listeledi.

– Aile planlama kurallarını yıkmak
– 26 ‘hassas’ ülkeden birine gitmek
– 2009’daki protestolara katılmak
– Hacca gitmek
– Tutuklu biriyle akraba olmak
– Güvenilir olmamak
– İbadet için ‘yasa dışı’ bir alan sunmak
– Camiden kitaplar alıp gizlice evde okumak
– Pasaport sahibi olmak
– Sakallı olmak
– Resmi din adamı olmamak
– Çin hükümetinin yasakladığı sitelere girmek
– “Yasaklı” kitaplara sahip olmak
– Sahte belgeyle evlenmek
– 16 yaşından küçük çocuklara kutsal kitap okumak
– Yasaklı sitelere girmek
– Camilere bağışta bulunmak
– Yerel yetkililere itaatsizlik
– Kamuya açık alanda dua etmek
– Yurt dışından birini aramak
– Daha önce cezaevinde kalmış olmak
– Şiddet videoları indirmek

Son Haberler

- Reklam -