Erzurum’dan götürülen sancakların arşiv filmlerini sosyal medyamda paylaştıktan sonra Erzurum Atatürk üniversitesi öğretim üyesi bir hocamız açıklama yapma gereği duymuş, ancak resmi dilekçe 2018 yılında Alparslan Kotan hocamız tarafından verilmesine hatta Sayın Cumhurbaşkanımıza bir birifig dahi verilip konu gündeme taşınmıştır.
O dönem yerel gazetelerde haber yapılmış ve üzerinden zaman geçince konu unutulmuştur. Erzurum’dan görüştüğüm bilgi aldığım dostlarımda Erzurum’da kimsenin bu konu ile ilgilenmediğini beyan ettiler, benden konuyu gündeme getirmemi rica ettiler, benim büyük babaannem Emine Erdem Erzurum’lu Molla Ömer’in kızıdır. Sakarya Meydan Savaşında başından yara alan büyük dedem ile Orhangazi’de evlenmiştir.
Konumuza dönecek olur isek Rus Arşivlerinde araştırma yapar iken Gördüğüm Sancakların Erzurum’dan Götürüldüğü gerçeğini öğrendim. Şahsen haberimde yoktu. Konuyu araştırdıkça acı gerçekler ile karşılaştım. Arşiv videolarını paylaştığımda bazı dengesizler şahsıma küfür dahi ettiler, onlar ile adaletin terazisinde hesaplaşacağız.
Bugün (14 Ocak 2025) ise bana ulaştırılan bir ulusal gazete de çıkan habere göre Erzurum halkının gözü kulağı Rusya’ya da imiş, Erzurum’dan dostlar ile temasa geçtiğimde ise kimsenin konudan haberdar olmadığını arşiv videolarını benden öğrendiklerini beyan ettiler, Sonrasında ulusal gazete ile görüştüğüm de ise yazının rica minnet ile yayınlandığı ve Atatürk Üniversitesinden öğretim üyesinin gönderdiğini öğrendim. Ancak öğretim üyesi olmuş bu hocamız daha konudan haberdar değil gelişi güzel bir yazı yazmış çok bariz belli….
Alparslan Kotan hocam ile görüştüğümde ise görsel kaynaklarına kadar konu hakkında geniş bilgiler verdi. Emeğe saygı babında Alparslan Kotan hocamıza hakkını teslim etmem gerekir, bu bağlamda bir hakkını teslim etmem gereken kişide Faruk Torunoğlu hocamdır. Kars,Erzurum, Iğdır, Ardahan yörelerimizin tarihleri hakkında güzel işlere imza atıyor. 5 ila 10 yıldır bölge Tarihlerini çalışan Faruk Torunoğlu hocam ile Alparslan Kotan hocamın kaynakları ve bilgileri ışığında Hamidiye Alayları Sancakları arşiv videosundaki Görüntülerinde ışığında şunları söylemek istiyorum. Erzurum’da olduğu iddia edilen Altın Gümüş miğferler Altın tabakalar vs envanter listesini versin. Kendi alanı Orta Çağ tarihi olan bu öğretim üyesi zat, Kaç yılda doktora yapmış doçent olmuş önce bir onu açıklasın. Sonra kalkıp Yakın tarih hakkında görüş beyan etsin.
“Adamın biri etrafındakilere ‘kurban’ meselesini şöyle anlatıyormuş: Hazreti Musa Allah’a dua etmiş. ‘Ya Rabbi, bana bir kız evlat bahşedersen onu sana kurban edeyim.’ Bir zaman sonra Hazreti Musa’nın bir kızı olmuş, adını Ayşe koymuş. Çocuğun kurban edileceği zaman gelince Hazreti Musa bıçağı yavrucağın boynuna dayamış. Tam kesecekken Azrail gökten elinde bir keçiyle gelmiş… Hikâyenin tam bu noktasında dinleyenlerden biri dayanamamış ve şöyle demiş: ‘Ben bunun neresini düzelteyim? Hazreti Musa değil Hazreti İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, keçi değil koç.’…”
Şimdi Bende Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi olan bu zatın yazısının neresini düzelteyim bilemedim. Burada en büyük saygısızlık Alparslan Kotan Hocam’a yapıldı. Alparslan Kotan Hocam bu konuyu Cumhurbaşkanlığı nezdinde gündeme getirir iken Bu Hoca efendi nerde imiş?
İster istemez insan soruyor, Alanı olmamasına rağmen arşiv videosunu sosyal medyada paylaşmamdan sonra galeyana geldiğini anladığım bu zatı şahane önce Rusya’ya götürülen eşyaların bir kaydını çıkarsın eğer çok samimi ise, Erzurum milli mücadele tarihine biraz çalışsın sonra ulusal basına açıklama yapsın. Ulusal basına rica minnet ismini duyurmak için eksik ve yanlış bilgi ile kafa karıştırmasın. Acaba yazıda kullandığı görsellerin kaynağını açıklayabilir mi?
Ancak gerek Alparslan Kotan hocam Gerekse Faruk Torunoğlu hocam konuya o kadar hakim ki kaynakları ile bana yok gösterdiler bu sebepten laf ola beri gele…
Tarihi Tarihçilere bırakın. Kendi alanınız ile ilgilenin kaş yapam der iken göz çıkarmayın.
Bu bağlamda Erzurum’un Sancakları hakkında devletler gereğini yapmalıdır. Ruslar bu işe yanaşır mı bilmeyiz. Tarihimizin başka meseleleri de vardır. Ulusal boyutta uyanık olmak milli reflekleri diri tutmalıyız.
Esen kalın
Tanrı Türk’ü Korusun!.







