Hemen hemen her gün önümüze sebebleri sudan gözüken ama ölümle sonuçlanmış haberler düşüyor.
Cumartesi günü İstanbul’da bir cafenin otoparkında tartışan tarafları sakinleştirmeye çalışan Haber Global çalışanı Muarrem Can Kurtuluş önce olay yerinden ayrılan ancak daha sonra gelerek pusuya yatan 4 kişi tarafından silahla öldürüldü.
Polis saldırganların kimliklerini tespit ettikten sonra düzenlediği operasyonla şüphelileri yakaladı.
Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, 1 adet ruhsatsız tabanca, 4 adet hassas terazi ve 1 kilo 200 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.
Bir kişi öldürüldü ve polis yakaladı. Sorun çözüldü mü? Her şey bitti mi? Hayır. Şimdi düşünmemiz, tepki göstermemiz ve sorumlulardan gereğini yapmasını isteyeceğimiz yere geldik.
Haberin daha ilk satırlarını okuduğumda olayın bir yerinden gelip uyuşturucu maddeye bağlanacağını biliyorum. Çünkü her gün önümüze düşen sebebsiz ölümlü haberlerin veya şiddetin temelinde uyuşturucu var.
Haberde belirtilmemiş. Ancak katillerin onlarca sabıkası olduğundan ve tutuksuz yargılandıklarından da eminim. Tutuksuz yargılansın diye sokağa salınan ve uyuşturucuyla ekonomik baronluk elde edenler namuslu vatandaşı sokakta gezdirmez oldu.
İnsanlar akşam çocuklarını, eşlerini beklerken ölüm haberlerini alıyorlar. Ve bu konu artık tekil bir konu olmaktan çıkmış toplumsal güvenlik ve sağlık meselesi haline gelmiş durumda.
Devletin ilk görevi vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. İnsanlar sokakta yürürken huzursuzsa ve korkuyorsa o memlekette iyiye ve güzele doğru bir adım dahi atılamaz.
Devletin görevi ölene tabut, kalana zabıtla düzenlemekle bitmiyor. Toplumsal bir yara haline gelen uyuşturucudan ve sebeb olduğu olaylardan, ölümlerden devlet sorumludur.
En ilkel devlet bile…







