İtaat-Biat

Türk Töresinde önemli kararlar Toy adı verilen meclis toplantılarında alınırdı. Toplantıya katılan Boy Beğ’leri konuları görüşür, özgürce fikirlerini söylerlerdi. Çoğunluğun karşı geldiği kararlar Toy dan geçemezdi. Ancak Toy da alınan karar da, topyekûn ölüm sonucunu bile doğuracak olsa herkes buna uyardı. Yani Toy kararlarına ölümüne itaat edilirdi.

- Reklam -

Sanılanın aksine İslam felsefesinde de İstişare denilen olay vardı ki bu da benzeri bir meclis toplantısı idi. Gerçi Hz.Muhammed (s.a.v.)dönemi sonrası uygulaması azalsa da burada da aynı mantık işlerdi.

Hiç kimse, bir kişinin aldığı karara (büyük oranda) kayıtsız şartsız uymazdı. Çünkü İslam felsefesinde de “Biat” yani “kayıtsız şartsız” itaat yalnızca Allah’a yapılırdı.

“Dı” yani di’li geçmiş zaman ekini elbette bilinçli kullandım.

Hz.Muhammed’in(s.a.v.)ölümü sonrası azalan bu uygulama, 4 halife sonrası iktidarı alan Muaviye (Mekke’nin fethi sonrası ölüm korkusu ile Müslüman olan Ebu Süfyan’ın oğlu) ile İslam geleneği büyük oranda terk edilerek, Arap geleneği olan lidere, İNSANA kayıtsız şartsız biat hâkim kılınmıştır.

Tabii ki tek değişen bu değildir ama bugünkü yazımızın konusu bu olduğu için diğer konulara hiç girmeyeceğim. Ancak bilinmelidir ki Muaviye iktidarı ile başlayan süreçte Hz.Muhammed’in (s.a.v.)öğretileri ve ideallerinin yerini karşısında savaştığı Ebu Süfyan ve Ümeyye gelenekleri almaya başlamıştır.

Yani aslında gerek binlerce yıllık Türk Töresi gerekse gerçek İslam yönetim sistemi sanılanın aksine içerisinde demokrasiyi kendine göre de olsa bulundururdu.

Şimdi Türkler İslamiyet’i kendine yakın buldu o yüzden seve seve Müslüman oldu geyiğine hiç girmeyeceğim, çünkü Kuteybe’nin kim olduğunu da Talkan ve Curcan katliamlarını da unutmuş değilim.

Gerçek şudur ki; ister Türk Töresine tabi olun ister İslam geleneğine, adı ister lider olsun ister şeyh vs… tek bir kişiye kayıtsız şartsız teslim olmanız, sorgulamadan her söyleneni kabul etmeniz uygun değildir.

Aslına bakarsanız her din ve yönetimde sizden kayıtsız şartsız biat bekleniyor ise yanlış yerdesiniz demektir. Bakın ortaçağ Avrupa’sında kiliseye, bugün Hristiyan veya Müslüman veya herhangi başka inançtan olan aşırı uç tarikatlara…

Burada şu önemli noktaya da değinmek gerekiyor, Türk genci okumalıdır. Kulaktan dolma veya doldurma bilgilere güvenmemelidir. Yoksa her anlı secdeye değeni Müslüman, her bozkurt işareti yapanı Türk sanma yanılgısından kurtulamayız.

İslam’ın hoşgörü dini olduğunu bileceksiniz ama Beni Kureyza’ya olanları da bileceksiniz ve bunu doğru değerlendirebilecek altyapıya sahip olacaksınız.

Türk genci, Müslüm’ü, Buhari’yi bilin ama Hz.Fatma, Hz. Osman, Hz. Hasan ve Hüseyin ile Hz. Ali’nin nasıl ve kimler tarafından öldürüldüklerini de bilmelisiniz.

Elbette Bedir’i, Uhud’u, Hendek savaşlarını bilin. Ama Cemel savaşını da Harre kuşatmasını ve orada yaşananları, bunların sonuçlarını da bilmelisiniz.

Bunları bilmediğiniz sürece ne içinde bulunduğumuz durumu ve bugünü ne de bu köşe yazısını ve yazım sebebini anlayamazsınız.

Tanrı Türkü Korusun, Esenlikler.

Son Haberler

- Reklam -