Muharrem Kararnamesi ve Reji idaresi yazımız sonrası yurt çapından gelen mail ve destek mesajlarıyla birlikte ikinci yazımıza başladık.
İlk yazımda dediğim gibi ilk Reji idaresine baş kaldırılar Trabzon ve Samsun’da başlıyor.
REJİ TÜTÜN DEPOLARININ KURULMASI
Orhangazi ilçemizde yıllardır farklı amaçlar ile hizmet veren tütün deposunun payitahta yazılan dilekçe metnine devlet arşivlerinde ulaştım. 1313 tarihli miladi 1897 yılına tekabül eden dilekçe de geçen yazının özeti;
“Belge Özeti: Kazalarında bir reji anbarı küşadı istidasını havi Pazarköy Kazası ahalisinden varid olan arzuhal. (Maliye) Belge Tarihi: H-01-02-1313” diye bildiriyor. Pazarköy Orhangazi ilçemizin eski adı. En son resmi olarak cezaevi olarak hizmet veren bina Ali Tekin okulu inşaatı nedeniyle yıkılıp okul bünyesine katıldı.
ZAMANIN GEÇERLİ MESLEĞİ TÜTÜNCÜLÜK;
Cumhuriyet dönemi başlarından yakın tarihimize kadar süren Tütüncülük ilçemizde yoğun şekilde yapıldığının kanıtı ilçemizde yıkılan Tütün deposundan anlıyoruz. Şimdi ki Ali Tekin okulunun yeni yapılan kısmında son zamana kadar ayakta kalan Tütün deposu ve tekel binası vardı. Köylerimizde ekilen dikilen Tütünlerin festivali yapılırmış, Bursa Nilüfer Antika pazarında 1983 yılı tarihli sigara paketini kendi koleksiyonuma kattım. Daha evvel İznik ve Gemlik sigara paketlerini bulduğumda bile bu kadar sevinmemiştim. Şimdilerde ise maalesef genel itibari ile yabancı tütün mamulleri tüketir hale geldik. Bursa’mızda Tütün Ekim dikimi şuan sadece İnegöl’ün Çavuşköyünde yapıldığını biliyoruz. Her sene hasadı yapılan bu meslekte yok olma eşiğindedir.
RECİ KOLCULARI VE EFELER HAREKETİ
Samsun’da Yaşayan Samsun Yazarlar Derneği başkanı Ahmet Seven bey’i aradım. O Esnada Reji binasının bahçesinde çay içtiğini beyan eden Ahmet hocamla güzel bir sohbet ettik.
Reji kolcularının yaptığı zulümler üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Konu hakkında çalışmaları olan Ali Kayıkçı beyde hafta içinde çalışmalarını yolladı. Ahmet ve Ali beylere verdikleri destek için teşekkür ederim.
Yine ilk yazımda belirttiğim gibi iki sayı üzerinde duruluyor ama ben bu sayıların doğru olduğuna inanmıyorum. Yirmi bin ile Altmış bin arasında köylü katletdildiği söylenen reji kolcuları katliamlarının daha yüksek olduğu kanaatindeyim.
Efeler ile Reji kolcuları arasında ki hadiseleri anlatan belgelerden biri hicri 1329 tarihli olan belge Reji kolcuları yaptıkları baskında yakalanan silahlardan bahsediyor, “Muhtelif tarihlerde reji kolcuları tarafından yakalanan yasak silahlarla cephanenin mikdar, nevi ve yakalandıkları yerleri mübeyyin pusulanın gönderildiği”
ABDÜLHAMİD HAN’IN BASİRETSİZLİĞİ
Baştan peşinen söyleyeceğim ki; Abdülhamid Han’ın doğrusuna doğru, yanlışına yanlış derim. Cumhuriyet’te bizim, Osmanlı’da Ancak bize yıllar yılı evliya diye anlatılan, Abdestsiz yere basmayan Abdülhamid ile Benim tanıdıgım Abdülhamid arasında dağlar kadar fark var.
Kendisine özel Avrupa’dan rom getirten Abdülhamid nerde? Teyemmüm taşı başucunda yatan Abdülhamid nerde?
Bütün dünyası Yıldız sarayı ve Cuma Selâmlığı olan Abdülhamid’in basiretsizliğine Kıbrıs yeter diye düşünüyorum.
Cem Karaca’nın şarkısında dediği gibi ne olecek bu tütün meselesi?
Tütün meselesi ve şehit olan Köylülerin suçu nedir? Abdülhamid Han’ın en taktir ettiğim icraatları Okul, yol, köprü, posta telgraf hatları, tren yolları yapması, girişimleri çok güzel ama nedense paşalarını hep etnik gruplardan seçmesi ne kadar doğru? Abdülhamid Han’ı pek seven osmanlıcılar hiç düşündüler mi?
Bu efelik neden çıkmış, Çökertme türküsü neden yakılmış, sahi bu türkü neden yazıldı?
ÇÖKERTME TÜRKÜSÜ HİKAYESİ
Tütün Rejisine tütün satmayıp, İstanköy’de sattıran Bodrum çiftçilerine kaçakçılık yaparak yardımcı olan Halil Efe’nin hikayesi idi bu türkü. Kolcular tarafından acımasızca öldürülüşü üzerine bu türkü yakılmıştı.
Kaç kişi bu türkünün anlamını merak etmiştir. Tarihimizi ve türkülerimizi bilmeyenler, emperyalizmin çok hoşlanacağı yeni senaryolar yazıyorlar. Anglo-Sakson tarihçiler yeni yeni hikayeler uydursa da işin gerçeği budur. Anglo-Sakson tarihçiler yalan söyler, Türküler yalan söylemez. Halk Türküleri Anadolu’da yaşanan zülmün en büyük belgesidir. Reji kolcuları Halka pusu kurarak canlarına mallarına çökmüştür. Sultan Abdülhamid ise bu zulme ortak olmuştur.
Bazı akademisyenler Abdülhamid’e vurmak için epey uğraştılar ama daha Osmanlı Türkçesi okumaktan aciz bu kişiler Eleştirilere bile tahammülleri yok. Maalesef Bir gecede cahil kaldığını iddia edenler bile bunlara gülmek te. Benim anlattığım olayı irdeleyecek birikimden aciz bu kişiler üniversitelerde makam işgal ediyor.
1925 yılında Genç Türkiye Cumhuriyeti Fransızlardan devir aldığı reji borçları ile Tekel ve Tütün inhisarı kurdu. Devlet kasasına ciddi kâr elde etti.
Hatta Size bizim yerli Tütün Tüccarı Philip Morris’in hikayesini anlatayım;
“Yıl 1855, Manisa’da Safarat Yahudilerinden fakir bir ailenin bir erkek çocuğu olur. İsmini Morris koyarlar, doğum adıyla Musa Eskenazi (1855 – 10 Eylül 1928). Morris dokuz yaşında kuşpalazı hastalığına yakalanınca ölümle burun buruna gelir. Şinasi isimli bir Müslüman doktorun tedavisi neticesinde iyileşince, ailesi ona Şinasi isminide verirler. Bu bir vefa borcudur. Bu vefa anlayışı Morris’in ruhuna da işleyecektir.Derken Morris on beş yaşına gelince fakir olan ailesine yardım etmek için Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe girer. Okuma yazması olmadığından işten atılır. Sebebi ise, dışarıdan bir Yahudi ailesi gelir ve mezarlıktaki yakınlarının mezarını görmek ister. Fakat mezarın yerini bilmiyorlar. Morris ise okuma bilmediğinden mezarın yerini gösteremez. Bu aile durumu bölgenin Yahudilerine bildirerek Morris’i işten attırırlar. İş arayan Şinasi 1870 yılında henüz 15 yaşlarında yine bir Yahudi olan Garofolo isimli bir tütün tüccarının yanında işe girer. Kısa zamanda patronunun gözüne giren Morris gösterdiği başarıdan dolayı patronu tarafından Mısır’a götürülür. Orda da gösterdiği başarılardan dolayı artık patronuyla dost olmuştur. Morris 1890 yılında Amerika’ya gitmeye karar verir. Patronundan aldığı 25 bin dolar ile yeni dünyaya geçer. Orada Şikago Beynelmilel (uluslararası ) Fuarında bir sigara yapıştırma makinesi sergiler. Bu makine oldukça ilgi görür. Buradan kazandığı para ile hem Garofolo ya olan borcunu öder, hem de bir iş kurma imkanı bulur. Yıl 1903’e geldiğinde ABD devleti Akdeniz’de ticaret yapabilmek ve gemilerini geçirebilmek için sultan Abdulhamit’e başvurur. Sultan bu teklifi ABD’nin Osmanlıya HARAÇ vermesi karşılığı kabuleder. Yalnız bir şart daha koşar. Ve der ki: -bizden tütün de satın alacaksınız. Amerika bunu da kabul eder ve Osmanlıya HARAÇ verir. Bu arada Amerika’nın Osmanlıya haraç vermesi ilk kez Cezayirli Hasan Paşa’nın (kendisi öz Dedemin doğduğu şehirde doğmuş ve ölmüştür ; Şumnu, Bulgaristan) Akdeniz’de 2 Amerikan gemisine el koyması ile başlamış, George Washington hükümetinin 642.000 Altın ödemesi ve ticaret yapma hakkının ise yıllık 12.000 Osmanlı Altınına bağlanması ile 1795 de tescillenmiştir.İşte bu tütün anlaşması Morris’in yolunu açar. Ege tütününü iyi tanır ve bağlantıları da vardır. Bu bağlantı avantajını iyi kullanır. Kısa sürede önünde geniş ufuklar açılan Morris, erkek kardeşi Solomon’u da Manisa’dan getirterek iş alanını iyice geliştirir. New York’ta Brodway 120, Sokakta SCHİNASİ BROTHERS COMPANY isimli bir sigara fabrikası kurar. Bu bina hala ayakta kalmayı başarmıştır. Kurduğu bu fabrikada Türkiye’den götürdüğü tütünleri kullanan Morris, kısa zamanda Türk tipi sigaralarla üne kavuşur. “(1)
Bu hikayede gerçektir. Halen bugün Philip Morris’in sigaraları dünya çapında içilir.
Bizim yerli insanımız Menzil tarikatın tütünlerini içer. Her Türlü para akışını kendinde toplar. Diyanet Sigara için haram fetvası verir iken Menzil sofilerin bir sigarası var ona da dokunmayın diyerek Tütün kullanımına cevaz verir. Maksat insan değil, Ranttır.
Türkiye’yi ur gibi saran Tarikat ve Cemaatlerin Devleti kalkındırmak hizmet eder hale getirmek yerine kendilerini ihya etmeleri bu yüzdendir.
Yazı dizimiz devam edecek.
Tanrı Türk’ü Korusun.
Kaynakça; (1) Ünlü Amerikalı Sigara Tüccarının Türkiye Hikayesi prof dr Tayfun Aybek







