Sararmış Mektuplar

featured

Kardeşim ile çatı katında bazı şeyleri topluyorduk. Orası hep bizim ilgi odağımızdı. Her ne kadar korksak da gizemi bizi çağırır ve sürüklenir giderdik peşinden. Diğer bütün maceracı çocuklar gibi. Birkaç saat sonra büyük bir kutu içinde mektuplar, kasetler ve fotoğraflar bulduk. Büyüsü bizi çoktan etkisi altına almıştı. Sararmış mektuplardan bir tanesini açtık okuduk. Nasıl komik ve eğlenceli geliyordu! Mektubun son sözüne çok gülmüştük ve annem bizi yakalamıştı. Bütün mektupları toplayıp almıştı. Biraz utanmış, biraz gülmüştü. Kardeşim ile ben sus pus olmuş bakmıştık birbirimize. Sonraki günlerde hep bir ağızdan bağıra çağıra söylerdik.

“Kiraz dudaklarından öperim.”

Aradan yıllar geçti ama hatırladıkça hala dalgasını geçiyoruz. Geçen gün kirazlı küpelerimi taktım aynadan bakıyorum gülümsüyorum aklıma geliyor babamın askerde iken anneme yazdığı mektup.

Mektup ne acayip evrelerden geçti, değil mi? İlk yaprağa dağa, taşa yazılanlar, yok güvercinin ayağına bağlananlar, denizin dibinde ağzı tıpalı şişe içinde yüzenler, kimse görmesin diye sırra kadem basıp yakılanlar. Yasak aşıklar kavuşamasın diye saklananlar.

Benim ilk roman mektup türünde okuduğum kitap  Von Goethe’nin yazdığı “Genç Werther’in Acıları” idi. Ortaokul talebesi iken bütün kalbimle kitaba sarılarak uyuduğumu hatırlıyorum. Okuduğum kitabı sevme dereceme göre değişiyordu kitabın yeri ve nerede duracağı. Bazen başımın üstüne, bazen yastığımın altına. Haliyle arkası kesilmedi Franz Kafka’dan “Milena’ya Mektuplar” geliyordu devamında…

Peki ya nedir bu mektupların insanlardan çektikleri? Hasretinden yüreğim yanıyor manasına gelen mektubun ucunu yakanlar, ruj sürdükten sonra izinin mektupta çıkması için kâğıdı dudağa götürüp baskı uygulayanlar, tekrar tekrar açıp okuyanlar, öpüp koklayıp koynunda saklayanlar, kenar süsleri yapıp kalp çizenler… Say dök bitmez!

Bunlar hep Nesrin yüzünden! O hatırlattı hepsini! Nesrin’im bana üç tane kitap hediye etti biri Ahmet Arif’in Leyla Erbil’e 1954-1957 yılları arasında yazdığı mektuplardan oluşan “Leylim Leylim” kitabı. İlk onu okumaya başladım ve nedense özeline giriyormuşum gibi rahatsız etti. Duygusuzlaştım mı ne! Bir de kitabın içinden Selda’ma diye turuncu bir kâğıda önlü arkalı el yazısıyla yazılar yazmış, çok hoşuma gitti.

Sararmış Mektuplar

Acaba tarih mi oluyor mektuplar? Yoksa oldu da haberimiz mi yok? Hem derler mi? Bana sosyal medyadan yazma mektup yaz.

Şimdi önümden uzun kırmızı montlu bir kız geçti. Elinde kırmızı bir gül var. Ağzı da kulaklarında! Bugün sevgililer günü ama bu yazıyı yazmamla hiçbir ilgisi yok!

Sahi kâğıt gazete okuyanlar kaldı mı?

6
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Sararmış Mektuplar