Ana Sayfa Köşe Yazıları Sol Medyanın HDP İle İmtihanı

Sol Medyanın HDP İle İmtihanı

Bu hafta HDP’li vekillerin haberleri meşgul ediyor gündemi. HDP’li vekillerin adları birbirinden çirkin ve cani olayların içerisinde geçiyor. İddiaların aksi ispatlanana kadar şüpheliler masumdur demek isterdim lakin söz konusu PKK’nın elebaşı Öcalan’a ‘Sayın’ diye hitap eden, mecliste İstiklâl Marşı’mızı okumaya tenezzül etmeyen vekiller olunca hiç masum gelmiyorlar bana.

- Reklam -

Birkaç gün önce HDP Muş milletvekili Mensur Işık’ın eşine şiddet uyguladığı ve mağdur eşin vekilden şikayetçi olduğu haberi gündemde yer aldı. Yer almak dediğime bakmayın başka bir parti vekilinin adı karışsa son dakika haberi olarak girilecek bir haber sırf HDP’li bir vekil olduğu için sanki normal yahut önemsiz bir habermiş gibi servis edildi. Öyle ki kadın platformları dahi olaya yönelik açıklama yapmadı. Olayı anma gereksinimi duymadılar bile. Çünkü Türkiye’de işler böyledir. Doğrunun ve yanlışın, hakların ve taleplerin muhakkak bir partisi vardır. İktidar partisinin ya da diğer muhalif partilerin adının karıştığı, toplum nezdinde yanlış kabul edilen olaylar sol cenahın medyası tarafından saldırganca gündemde tutulurken ibre HDP’ye döndüğü vakit aynı medya, yol arkadaşlarını üzmemek için türlü kelime oyunları yapmaktan geri durmaz.

Bu gün ise başka bir olay yer aldı gündemde. İddiaya göre HDP Mardin milletvekili Tuma Çelik’in hakkında tecavüzden ötürü yürütülen bir soruşturma mevcutmuş. Öyle ki mağdur kadının seçim çalışmaları esnasında destek amaçlı gidip geldiği, vahim olayın bu süreçte yaşandığı ve hatta yine HDP’li bir vekil olan  Hüda Kaya’nın mağdur kadını şikayetçi olmaması için ikna ettiği söyleniyor. Neresinden tutarsanız tutun elde kalan bu olay karşısında ise soL Haber, BirGün gibi yayınlar gündeme aldıkları haberi ‘Bir kadının şikayeti’ ‘Hakkında soruşturma yürütülen vekil’ olarak yayımlamayı tercih ettiler. Bir kadının şikayeti dedikleri ‘tecavüze uğramış bir kadın’ iken, yürütülen soruşturma ise bir ‘tecavüz’ soruşturması…

Kısa bir süre için düşünelim… AKP, MHP, CHP ya da İYİ Parti’den bir milletvekilinin adı böyle olaylarda geçseydi mevzubahis haber sitelerinin haber başlıklarını düşünebiliyor musunuz? Birkaç başlık geldi benim aklıma;

‘SİYASAL İSLAMCILARDA TECAVÜZ VE ŞİDDET BİTMİYOR’

‘ÜLKÜCÜLER YİNE BİLDİĞİNİZ GİBİ!’

‘İYİ PARTİLİ VEKİLİN ADI TECAVÜZ OLAYINDA GEÇİYOR. VEKİL MHP’DEN AYRILIP İYİ PARTİ’YE GEÇMİŞTİ!’

‘CHP’DE TECAVÜZ KRİZİ!’

İnanın bu başlıklar yine onların atacağı başlıkların yanında daha sakin kalacaktır. Sol cenahın en büyük problemi kendisinden olmayana karşı olan hırçınlığını kendisinden olana gösterememesi diyebiliriz. Bu tutumun da temelinde doğruyu ve yanlışı objektif olarak ele almayıp taraflı bir tutum sergilemeleri yatıyor. Ama hakkaniyetli olmak, olabilmek işte tam da bu noktada sergilenecek duruş ile kendini gösteriyor. İktidarda eleştirdiğimiz durumları, olayları bizden birileri yaptığı vakit susup, görmezden geliyorsak hakkın savunuculuğunu yaptığımızı iddia edemeyiz. Sırf bizden diye birilerini kayırıp, aklamaya çalışıyorsak bunca zaman suçladığımız zihniyeti suçlamaya devam edemeyiz.

Bizler Türkiye’de bir zihniyet dönüşümü idealize ediyoruz. Etik anlamda kabul gören olguların partilere göre şekil almadığı, medyanın ve derneklerin kendilerine yakın kişilerin yanlışlarını görmezden gelmek için ölü taklidi yapmadığı bir zihniyet istiyoruz. Bu gün gerek sol medya gerekse kadın dernekleri büyük bir sınav veriyor. Samimiyet sınavı. Ve görünen o ki bu sınavdan geçmeleri mümkün değil. Bir kadın HDP’li olduğu için değer görüyor başka bir parti mensubu olduğu için görmezden geliniyorsa ya da şüpheli kişi makam mevki sahibi bir erkek olduğu için üzerine gidilmiyor, olay iredelenmiyorsa mücadele ettikleri eril düzenin yerine istedikleri düzen daha otoriter ve ayrıştırıcıdır diyebiliriz. Kadın-erkek eşitliği isterken herkes eşittir ama HDP’liler daha eşittir anlayışı güdüldüğü müddetçe bu toplumda kadın hakları konusunda değişim ve dönüşümün öncüsü olmaları, kabul görmeleri mümkün değildir.

Gerek sol medya gerekse dernekler dillerinden düşürmediği adaleti, eşitliği daha kendi içlerinde uygulamayacaklarsa yol yakınken mücadalelerinden vazgeçsinler. Zira Türk milletinin ferdi olmaktan gurur duyan biz Türk kadınları halihazırda haklarımızı korumaya ve bu uğurda hakkaniyetli davranmaya talibiz. Verdiğimiz mücadele Ulu Önder Atatürk’ün de üzerine eğildiği şekilde bir mücadeledir. Kadın-erkek eşitliği hususunda samimi olmayan sırf iktidar nefreti yüzünden onlarla aynı safta yer alacağımızı düşünenler var ise diyebileceğimiz tek bir şey var. Biz bir taraf değiliz. Bizler doğru bildiğimiz şeylerin takipçisi ve koruyucularıyız.

Kadının sadece adının olmadığı, çıkarlara alet edilmediği, partileri ve medyaları zora soktuğu düşünüldüğü için örselenmediği her şeyden bağımsız bir vatandaş olarak değer gördüğü ve haklarının savunulduğu bir toplum temennisi ile…

Esen kalın.

Son Haberler

- Reklam -