Ana Sayfa Kişiler ve Olaylar Cinsel Saldırıya Uğrayan Bir Kadın Daha…

Cinsel Saldırıya Uğrayan Bir Kadın Daha…

Cinsel Saldırıya Uğrayan Bir Kadın Daha…

Sevgili Okuyucum,

- Reklam -

Nida Nur Yıldız, Nisa Nur Poyraz (17) , Cemrem Bektaş (15) adındaki bana ulaşan tehdit ve şantaj mağduru hanımefendilerin ardından, bir kızımız ile daha iletişim kurdum.  Kendisi yaralı taklidi yapan Y.E.Ç adlı bir adam tarafından tecavüze uğruyor ve bu durumu yaşayan kızımız Gamze’ye annesi ile babası sahip çıkmıyor.

İlk başta Gamze (18) kızımızın babası bu olay üzerine kendisinin namusuna olmadık laflar ediyor. Para karşılığı kadınlığını satan o kişileri anlatmak için kullanılan edepsiz sözcüğü isnat ediyor kızına… Sonra da annesi Gamze’ye tutunacak bir dal olmak yerine “Sokakta ne işin vardı?” diyor ve Gamze’nin tutunacağı tek dal olan ailesi onu adeta reddetmiş bulunuyor…

Bu sırada ise yakın arkadaşı Buse (20) Hanım yanında oluyor Gamze’nin… Ben bu satırları yazarken ise Buse Hanım ile iletişim kurarak yazıyorum. Olayı anlatırken maalesef kendinden geçiyor yaşadığı travma dolayısıyla Gamze kardeşimiz… Buyurun Gamze’nin daha önceden yazdığı, o akıl almaz olayı, yüreğimizin kaldırdığı kadar okumaya çalışalım Efendim…

Yurttan arkadaşım vardı yetiştirme yurdundan Buse… Evde çok sıkılıp Buse’nin yanına gittim bir akşam üzeri. Biraz oturduk ve ben eve döndüm bir saat sonra. Sokağa yaklaştığım zaman karşıma birisi çıktı; düşüp kolunu çarptığını söyledi ağlar bir vaziyette. Hastane sordu, ben de tarif ettim. Kütahya’dan bir hafta önce geldiğini ve hiçbir yeri tanımadığını söyledi.

“Başkasına sordunuz mu?” dedim sordum ama “Aradım bulamadım.” dedi. “Navigasyondan baksanız olmaz mı?” dedim telefonu gösterdi kapalı olduğunu söyledi. Gerçekten de kapalıydı. Ceylan hastanesi yakın bizim oraya. Hastaneye yakın bir yerde durdum ve “Ben buradan eve döneyim.” Dedim Bana konuşmak istediğini söyledi, Bursa’ya taşınalı sekiz gün olduğunu; dolayısıyla da kimseyi tanımadığını aktarıp “Konuşmaya ihtiyacım var.” dedi.

“Beni yetiştirme yurdu Bursa’ya gönderdi ben Samsun’da yaşıyordum Bursa’ya geldiğimde kimsem yoktu bir kişi, hatta bir sokak bilmiyordum…” Dinledim kısa bir süre…

Evimin sağ sokağından düz yukarı çıkıldığında solda Buse’nin evi, o arada kalan sokakta da adamın evi vardı. (Beni sonra oraya zorla sokunca öğrendim, onun evi olduğunu. Buse, o akşam kaza yaptı fotoğrafları da var mesajlarda… Ben de Buse’ye yazdım Kütahya’dan gelen böyle biri var hastanede yardımcı oldum böyle bir olay var diye. Buse’nin yanına giderken o ara sokakta ağzımı kapatıp kapısı açık olan evine soktu beni yardım ettiğim o adam.

Epilepsi hastasıyım, bayıldım korkudan. Gözümü açtığımda o adam koluyla boğazıma çöktü nefes alamadım; bırak bağırmayı nefes alamadım… Gözümü açtığımda bir o bir de bebek beşiği. Onu hatırlıyorum… Hayatımda görmediğim adını bile bilmediğim birisi.

Bağırınca boğazıma bastırdı kolunun uzun kısmıyla bütün gücüyle. Telefonumu almıştı artık bağırmaya bile çalışamadım sadece nefes almaya çalıştım. Nefessiz kaldım bir yandan da her şey silik kaldı uzun bir süre. O gece hiç tanımadığım hiç görmediğim birisi bana dokundu. Döverek o gün yıkadı beni. Kendisi yıkadı çok sıcak suyla; hemen ardından buz gibi suyla. Sonra çıkartıp “Saçlarını kurut! Çıktığında kimse anlamayacak.” dedi. Bağırmaya yeltenince ağzıma vurdu. Ve tekrar boğazımı sıkarak yatırdı beni karnına tekme atıp biraz uzaklaştırmaya çalıştım ama o sırada daha fazla bastırmaya başladı o an midem bulandı ne kadar bastırdıysa. Hiç nefes alamadım. Hiç hem de. Öldüm dedim o an. Herhalde bugünün sabahı olmayacak. Öldürecek beni. Bıraktı sonra… Tam biraz nefes alacakken telefonumu aldı eline baktı.

Kimse aramamış, sabahın beşi olmuş. Bir kişi bile Gamze neredesin dememiş. Buse eve vardın mı dememiş. Annem neredesin dememiş. Kimse aramamış. Dönüp bana şey dedi “Demek seni burada öldürünce kimsenin haberi olmayacak.” Dedim bitti herhalde bu kadardı. Yalvarmaya başladım artık bağırdığım anda boğazımı sıkıyor. Ama sesim bile çıkmıyor artık zor nefes alıyorum.

“Ya tekrar seni yıkayacağım ve boş bir kâğıt imzalayacaksın ben istediğim gibi dolduracağım onu ya da bu evden ölün çıkar.” dedi. Süreci geçiştiririm birisi gelir ya da güneş açar biri beni duyar diye sürekli yalvarmaya başladım. Polise gitmeyeceğime ikna etmeye çalıştım. Ki gerçekten korkudan gitmeyecektim, gidemeyecektim. Gidip bütün herkesi silip telefonu kırıp atıp odamdan aylarca çıkmamayı istedim.

Güneş açtı beni bırakmak zorunda kaldı. Ya da başka bir şey bilmiyorum açtı kapıyı ama beni eve kadar takip etti arkamdan. Boğazım kan toplamış bacaklarım mosmor saçım başım dağınık ağlıyorum. Köşede birileri vardı onlara baktım arkama baktım o arkamda. Devam ettim eve girdim hemen. O emin olunca gitti ben o ara Buse’yi aradım. Sabah 6.30 falandı. Çıktım evden hemen Buse de çıktı. Az ileride onu gördüm diz çöküp sokakta ağlamaya başladım. Geldi hemen polisi aradı Buse… Polis araçla geldi beni aldı ve hemen ardından onu aldı. Karakola gittik.

Telefonum polisin elindeyken yan odadan bana mesaj attı. “Başka şekilde ne istersen bedel ödeyeyim ama 4 aylık oğlumu babasız bırakma sana yalvarıyorum” diye. Polis deliye döndü avukat geldi o bile ağlıyor. Adamın adını biliyordum ama kim ne soyadı nereli karakolda öğrendim.

Kuzenimin mahkeme tarihi belli olduğu günden üç gün sonra bu oldu. Verdiği ifade de “Kafam iyiydi ben şey hatırlamıyorum.” Oldu… Boynuma hâlâ dokunamıyorum ben. Nefes alamıyorum hâlâ. Olaylar yaşanırken, ardında hemen kış vardı. Boğazlı kazak bile giyemedim. Banyo yaparken hep ağladım. Bir yandan banyo yapmak bana onu hatırlatıyor. Bir yandan bir gün yıkanmasam sanki onun elleri değmiş bedenimde izleri var gibi hissediyorum. Sanki sinmiş çıkmıyor gibi. Her gece rüyamda beni kovalıyor, öldürme planları yapıyor tekrar dokunmaya çalışıyor gece belki 6-7 defa nefessiz kalıp ağlayarak uyanıyorum. Toplu taşıma toplu alan insanlar… Her şey korkunç geliyor artık.

Sevgili Okuyucum,

Gamze kardeşimizin bu mesajını bana Buse Hanım ulaştırdılar. Kendisi tüm bu zorluklara rağmen, Uludağ Üniversitesi Elektronik bölümünü kazandı.

Bu olayı yaşayan kişiler için o kadar ağır ki bu durum… Ne bültenlerindeki 10-15 saniyelik o haberler ne de benim bu yazıyı yazdığım 50-60 dakikalık süreç anlatamıyor bu acı olayı..

Sizlere Sesleniyorum! Evet, Sizlere! “Kadınlar, onu giyemez, bunu giyemez, sokağa çıkamaz.” Diyen, kafayı kör bir din anlayışı ile bozmuş, dogmaların esiri olmuş o kişilere sesleniyorum!

Biraz düşünün… İnsaf edin yahu… Ya sizler yaşasaydınız bu olayı..

Ya sizin başınıza gelseydi yardım ettiğiniz bir adam tarafından saldırıya uğramak?

Ne hissederdiniz?

Nasıl kalırdınız ayakta aileniz, akrabalarınız sizleri reddederken.

Nasıl tutunurdunuz hayata?

Sizlerden rica ediyorum Efendiler!

Medeniyetin yaratıcısı kadınlar iken, onlar omuzlar üzerinde yükselmeye layık iken, bu yaşadıklarını duyurmak, onun arkasında değil yanında olup destek çıkmak yerine neden suç arar olduk onlarda? Hangi töre, hangi konun veriyor sokaktaki kadınlarımıza tecavüz etme hakkını? Hangi bünye kaldırır bunu? Hangi insan yapabilir bunu bir başka insana…

Canım o kadar yanıyor ki bu satırları yazarken, dökemiyorum kelimelere; harflere… Bağışlayın beni daha fazla yazamayacağım. Çünkü artık dayanmıyor bünyem bu tür haberlere… 

 

Yağmur Ozan ÖZBEN

Son Haberler

- Reklam -