1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Ütopya 1: Uzakistan

Ütopya 1: Uzakistan

featured

Anadolu’ya uzak bir yerde, standart bir şehir kadar alan kaplayan bir ülkedeki halk, psikolojisini çoktan kaybetmiş, düzensizlik yani etik dışılık almış başını gitmişti. Burası Uzakistan’dı.

Öyle bir topluluk olmuşlardı ki, güçlü güçsüzü, zengin fakiri, siyah beyazı tanımayıp istediği gibi yaşıyor, yalan doğru birbirine karışıyor, kanun kitap kifayetsiz kalıyordu.

Dolayısıyla burada yaşayan herkes tedirginlik ve belirsizlik içinde savrulup gidiyordu. Toplulukta yaşayanların neye üzülüp neye sevinmeleri gerektiği de çorba olmuştu.

Topluluğun doğru yanlış aydınları bile ülkelerindeki hiçbir şeyi kestiremiyor, bir şeylere dur diyemiyorlardı; eğitimcileri de dahil.

Ülkenin hava durumu bile kendini kaybetmiş, mevsimler ve aylar birbirine karışmıştı.

Topluluğun doğru yanlış adalet adamları bile gelen baskılar, çeşitli teklifler ve durumlar nedeniyle birbirleriyle çelişiyor, ortak karar ve düzen sağlayamıyorlardı. Kim haklı, kim haksızdı meçhul! Kolluk kuvvetleri de dahil.

Böyle bir ülkede, böyle bir toplulukta sağlıklı var olmak gün geçtikçe imkansız oluyordu.

Ne yapılması gerektiğini Uzakistan’da yaşayan çoğunluk bilemezdi.

Topluluğun ve ülkenin düze-düzene çıkmasına kim nasıl katkı sunacak, kesinlikle bilinemiyordu.

Belki bilinen tek gerçek şuydu: her yer bataklık.

Ütopya 1: Uzakistan