Ana Sayfa Köşe Yazıları Adsız Bir Kahraman Mustafa Kayabek

Adsız Bir Kahraman Mustafa Kayabek

- Reklam -

Kıymetli okuyucular, bu yazımızda Serkan Akgöz’ün hazırlamış olduğu, Adsız Bir Kahraman Mustafa Kayabek isimli çalışmayı tanıtacağız. Bu çalışma Mustafa Kayabek’in biyografisi olup, aynı zamanda şiirlerinin,  mektuplarının, hakkında yazılanların ve söyleşilerin yer aldığı zengin bir çalışmadır. Salt bir biyografi çalışmasından ziyâde Mustafa Kayabek’i tüm yönleriyle ele almayı amaçlayan nadide bir eser olma hüviyetini kazanmıştır. Eserde Kayabek’in cezaevindeki yıllarına ait şiir, mektup ve fotoğraflar bulunmaktadır. Bir mektubunda “Kaza toprağı yeşilliğe boğan Nisan yağmurları gibi sen de kara talihimizi yeşerteceksin” sözü “umudun en son terk edilecek şey” olduğunu bizlere bir kez daha vurgulamış bütün bu cefa ve hüzünlere rağmen, bir an olsun umudunu yitirmeyen Kayabek, şiire ve hasretliğini çektiği ailesine sımsıkı sarılmayı bilmiştir.

- Reklam -

1960-75 yılları arasında Türkçülüğün önemli isimlerinden olan Kayabek, 15 Ocak 1964’de Ötüken Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü üstlenmiştir. “Ötüken Dergisi’nde “Konuşmalar”, “Konuşmalar II”, ve “Konuşmalar III” makaleleri ile ülkede artan Kürtçü harekete dikkat çeken Atsız ve dergini yazı işleri müdürü Kayabek hakkında Ağustos 1967’de dava açılır. Atsız ve Kayabek 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılır.”  Karar sonrası Atsız ve avukatları Enver Yakuboğlu arasında diyaloglar şöyledir: “Enver, Mustafa Kayabek benim yüzünden oldu. Niçin?” derdi. Atsız, Kayabek’e acısını göstermemeye çalışarak “Üzülme, af çıkar, maf çıkar kurtuluruz” diyerek teselli etmeye çalışıyordu. Türkçüler, bu tutuklama sonrasında “Adsız” adlı bir Türkçü dergide Kayabek’e şöyle seslenir:
Soylu davranışına, Türkçüler olarak sevgi ve saygımız sonsuzdur. 
 Güle güle Kayabek… Güle güle…
Tanrı Türk’ü Koruyacaktır.” 

şeklinde seslenmektedir. Mustafa Kayabek, derginin yazı işleri müdür olmasına rağmen, bu yazı hakkında geride durmak, af dilemek ya da farklı işlere kalkışmadan, dik duruş ve onuruyla Nihal Atsız’ın yanında durmuştur. Onun bu “soylu davranışı” başta Nihal Atsız olmak üzere birçok Türkçü’nün taktir ve saygısını kazanmıştır. Nihâl Atsız onun için endişelense de, o yine de dava arkadaşını terk etmeyip, “yüce dileğe doğru” yayan yüreyen adsız ve sessiz bir kahramandır. Kemaliye Cezavine gönderilen Kayabek, orada Nihal Atsız ile mektuplaşmaya devam eder. Kayabek, cezaevinde okuyarak ve yazarak günlerini geçirmektedir. Ama bu denli yoğun bir çalışma vücudu yorar ve doktor ona dinlenme telkinin de bulunur. Sık sık mektuplarında “kulakların da bir çınlamanın” olduğuna dair ibareler bulunmaktadır. Eğin Cezaevin’in yakınların da bulunan Ülkü Birlikçiler ziyaretine gelir ve bol bol sohbet edip, fikir alışverişinde bulunurlar. Mektuplarında bundan bahsetmektedir ve gayet memnun olduğuna dair ibareler bulunmaktadır. Mahkumluk sürecinde yazmayı, okumayı bırakmayan Kayabek’in şiirlerinin bir kısmı Ötüken’de yayınlamaya devam eder bu da dava arkadaşları Nejdet Bey ve Nihal Beyleri duygulandırmaktadır. Atsız, şiirden şöyle bahseder: “Ötüken’de size ithaf edilen (Allah’a Ismarladık Diyene), Nejdet’in de benim de gözlerimi yaşarttı” diye bahseder. Kitapta bu şiir de yer almaktadır:

Selam gönder bize, küçük Eğin’den
Selam olsun sana gönül bağından!
Kerkük, Kırım, Kıbrıs, Tanrıdağı’ndan
Güle güle gidip güle güle gel!”


Yazar, Kayabek’in kaleminin en verimli olduğu yılları Eğin Cezaebin’deki dönem olarak vurgulamaktadır. 1973 yılında kalemi zirveye ulaşmıştır. Kayabek, 5 aylık bir ceza indiriminden faydalanarak, 10 ay yattıktan sonra Kemaliye Cezaevinden tahliye olur.

Kayabek’in hayatındaki en önemli simge hiç şüphesiz. Antika’dır. Kayabek’in hem ekmek teknesi, hem de fikir ocağıdır. Dostlarıyla burada buluşur, sohbet eder, fikir alışverişinde bulunur. Aynı zamanda Ötüken Dergisi’nin de dağıtımı buradan sağlanır. Sık sık bu işleri öğrenmeleri gerektiğine dair, oğullarına nasihatlar verir mektupların da.
İki binli yılların başlarında buradaki dükkânından emekliye ayrılan Kayabek, zaman zaman oğlu Yağmur Bey’in işletmeye devam ettiği dükkanına uğrar mesleğini icra ederdi.
Şairliği Kayabek’in en önemli ve bilinir özelliğidir. Onlarca dergide şiiri yayımlanan Kayabek, Türk Edebiyatında yerini almıştır. Şiirleri arasında en bilineni Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurucu Rauf Denktaş’ın Bayrak Radyo Televizyonunda okuduğu “Benim İki Bayrağım Var” adlı şiiridir.

Bu eser ilgililere şiddetle tavsiye edilmektedir.

- Reklam -

Son Haberler