Öncelikle bugün bu satırları kaleme alırken 6 vatan evladının helikopter düşmesi sonucu şehit olduğu haberini aldım. Mekanları cennet olsun. Allah ailelerine sabır versin. Vatan sağ olsun…
Orta doğu tabiri caizse bir ateş çemberi. Netanyahu 27 kasımda Lübnan ile imzaladığı ateşkes anlaşması sonrasında sıranın Esad’a geldiğini açıkça ifade etmişti. Geçtiğimiz gün itibarıyla Esad devrildi. Oluşan güç boşluğu sonrası Pkk’nın Suriye kolu Ypg topraklarını yüzde 22 oranında genişletti. İsrail tabi ki boş durmadı. İsrail ordusu Golan Tepeleri ile arada kalan tampon bölgeyi işgal etti. Zaten Abd haricinde diğer tüm ülkelerce Golan Tepelerinde işgalci konumunda olan İsrail her zamanki gibi suyun bulanıklığını fırsata çevirdi.
Eğitiminden teçhizatlanmasına kadar bizim güdümümüzde olan Özgür Suriye Ordusu mensupları maalesef sahadaki başat aktör değil. Çünkü buna başta sayıları yetmiyor. İşid’in benzeri konumunda olan HTŞ baş köşeyi tutuyor. Ardından pkk’nın Suriye kolu Ypg, ikinci sırayı alıyor. Üstelik sivil kılığına giren Esad’ın askerleri sahada. Başta Rusya’nın başını çektiği şu an kaybeden tarafta gözüken devletlerin elemanları da sokaklarda cirit atıyor. Elbet söz konusu devletler mevcut çıkarlarını korumak için harekete geçecektir.
Peki biz ne yapacağız? Her ne kadar Suriyelilerin ülkelerine koşar adım gittiği yalanı basına servis edilse de gerçek hiç de öyle değil. Elbet gitmek isteyenler olacaktır. Fakat bu sayının kısa ve orta vadede çok sınırlı kalacağı kanaatindeyim. Çünkü taliban örneğinde gördüğümüz gibi tersine göç denen sistem maalesef geçerli olamıyor. Yıllar önce gelenlerin çoğu hali hazırda vatandaşlık almış, seninle aynı kanun ile eşit şartlar altında faydalanıyor. Eğer siyasi karar vericiler 1993’te Sovyetlerin yıkılmasıyla elimize geçen tarihi fırsatı harcadığımız gibi bu fırsatı da harcamazlarsa Türkiye çok ciddi kazanımlar ile bu cendere içerisinden çıkabilir. Bunun için masadaki güç ile sahadaki askeri gücün önemi yadsınamaz bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Siyasi belleklerinde Süleyman Şah karakolunu bile hali hazırda son Başbakan Davutoğlu döneminde ülke sınırlarına kaçırmaktan övünen bir siyasi geçmiş olduğu için yoğurdu üfleyerek yemek istiyorum. Umarım Türk milleti devletiyle beraber bu durumdan kazançlı olarak çıkar… Belki de birkez olur ya Abd, İsrail ya da Rusya’nın değil de Türk’ün dediği Türk Devletinin dediği olur… Olur mu olur…







