Bazı insanlar oyunu saha içinde kurar.
Bazılarıysa sadece oyunu değil, insanı da kurar.
Osman Zeki Korkmaz ile ilk tanıştığımda, karşımda taktik tahtasıyla değil, zihinsel dinginliğiyle duran bir teknik adam vardı.
Kartalspor üzerine yaptığım bir röportajda tanımıştım onu.
Sesi alçaktı ama söyledikleri yüksek anlamlar taşıyordu.
Futbolda alıştığımız teknik direktör profilinin uzağındaydı:
Ne bağırıyordu, ne şov yapıyordu.
Bir iddiası vardı ama o iddia, “ben bilirim” değil; “ben öğrenmeye devam ediyorum” cümlesine yaslanıyordu.
Bugün Sivasspor’un başında.
Daha önce İstanbulspor’da dar kadroyla, derin futbol oynattı.
Kulüplerin bütçesi küçüldükçe teknik adamların sesi büyür normalde…
Ama Osman Zeki Korkmaz, hep alçak tonda kaldı.
Çünkü mesele ses değil; sesin taşıdığı anlamdı onun için.
Türk futbolu yıllardır ego, öfke, polemik üçgeninde kendini döndürürken;
Korkmaz başka bir üçgende çalıştı: Sadelik, bilgi, sorumluluk.
Son söz: Osman Zeki Korkmaz’a sadece teknik direktör demek, kaleciyi “eldivenli adam” diye tanımlamaya benzer.







