Ana Sayfa Köşe Yazıları Galatasaray Mekteb-i Sultanisi – Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları 1879-1898

Galatasaray Mekteb-i Sultanisi – Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları 1879-1898

Galatasaray Mekteb-i Sultanisi – Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları 1879-1898

- Reklam -

Simeon Trayçev Radev

Açıklama, Çeviri ve Notlar: Georgi P. Kostandov

Kronik Kitap, 1. Baskı, 160 Sayfa, Haziran 2018, İstanbul, ISBN: 978-975-2430-62-4

Galatasaray Mekteb-i Sultanîsi, Osmanlı döneminin en güzide eğitim kurumlarından biri olarak tarihte yerini almıştır. 1868 yılında Sultan Abdülaziz önderliğinde kurulan ve günümüzde Galatasaray Lisesi adıyla eğitim faaliyetlerine devam eden kurum, önemini hâlâ korumaktadır. Sultanî, geniş çevrelerce Batıya açılan pencere olarak görülmüş, Müslüman ve gayrimüslim ailelerin çocuklarını kaydettirmek için birbirleriyle yarıştıkları bir mevkide bulunmuştur. Bizzat Sultan Abdülaziz’in Avrupa’ya gerçekleştirdiği seyahatlerde eğitim alanında gördüklerini Türkiye’de hayata geçirme isteği ile doğan kurumun yüksek önemi, sağladığı eğitimin ve hocaların kalitesinden ileri gelmektedir. Mekteb-i Sultanî için her ne şartta olursa olsun belli bir meblağın ayrılması da eğitimin sekteye uğramaması açısından oldukça değerlidir.

Mekteb-i Sultanî, kurulduğundan bu yana önemli isimleri bünyesinde barındırmış, mezunlar vermiştir. Mektep nizamnamesi incelendiğinde, kurulan müessesenin Avrupa’nın büyük mektepleri derecesinde mükemmel ve Osmanlı Devleti’nin ihtiyaçlarına uygun surette ilimler tahsil ettirmeyi amaçladığı[1] zaten görülecektir. Okulun amaçlarından bir diğeri de mezun olan öğrencilerin istedikleri takdirde her türlü devlet hizmetlerine girebilmelerini; dileyen öğrencilerin de ihtisas sahibi olabilecekleri tıbbiye, askeriye, bahriye, orman ve hendese mektepleri gibi yüksek dereceli mekteplere devam edebilmelerini[2] sağlamak yönündedir.

Bu doğrultuda okulun amacına ulaştığı, mezun olup önemli görevlerde bulunan isimler incelendiğinde rahatlıkla görülebilecektir. Sultanî’nin başarılı gayrimüslim öğrencilerinden biri Resneli Bulgar nam Simeon Trayçev Radev’dir. Radev, gazetecilik ve yazarlık mesleğinin yanında ülkesi Bulgaristan için büyükelçilik görevlerinde bulunan önemli bir diplomattır. Siyasî arenada da çeşitli görevler üstlenmiştir. Georgi P. Kostandov’un aktardığına göre, Atatürk ile Bulgaristan Kralı III. Boris tarafından izhar edilen siyasî destekle 1925 yılında Türkiye ile Bulgaristan arasında imzalanan dostluk antlaşmasının mimarı, Bulgar yetkililerin kanaatine göre Simeon Radev’in bizzat kendisidir.[3] Gençlik yıllarından itibaren ömrünün büyük bölümünde Türklerle dirsek temasında bulunması ve kendi ülkesi için mühim bir konumda yer alması, Sultanî günlerini kaleme aldığı anılarını bizce önemli kılmaktadır.

Mekteb-i Sultanî’nin kuruluşunun 150.yıl dönümünde (2018) Kronik Kitap tarafından bir eser yayımlandı. Galatasaray Mekteb-i Sultanisi – Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları 1879-1898 adını taşıyan bu eser, Radev’in Erken Dönem Anıları 1879-1967 adlı kitabından derlenen Mekteb-i Sultanî dönemindeki anılarını ihtiva etmektedir.

Radev’in ismi ön planda olsa da kitabın bir müellifi de çeviriyi yapan Georgi P. Kostandov sayılabilir. Kostandov, zaman zaman deyim yerindeyse sazı eline alarak kendi sözleriyle konuya dâhil olmuştur. Yalnızca çeviri yapmakla kalmamış; Osmanlı Devletinde Bulgarların durumuna dair önemli veriler kaydetmiş, gerek gördüğü yerlerde dipnotlara başvurarak ayrıntılara temas etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, aslında yedi ana başlıktan oluşan eser iki safhada incelenebilir. İlk safhada İstanbul ve çevresinde cemaat oluşturan Bulgarlar, bağımsız Bulgar Kilisesi’nin kuruluşu ve Bulgar gençlerinin eğitimlerine yönelik çalışmalar hakkında bilgiler verilmiş; ikinci safhada Radev’in anıları okurla buluşturulmuştur.

Radev, anılarına Sultanî’nin mimarî yapısından bahsederek başlıyor; derslikleri, dersleri ve hocaları anlatarak devam ediyor. Bu bölümlerde okulun eğitim kalitesinden hocaların kişiliklerine, öğrencilere uygulanan ceza sisteminden motivasyon kaynaklarına varana değin birçok malumat edinilebiliyor.

Müslüman ve gayrimüslim öğrencilerin bir arada eğitim gördükleri Sultanî’de gayrimüslim öğrencilerin nispeten başarılı bir grafik çizdiği açıktır. Bu manzaranın nedenleri olarak açıklanabilecek türlü tespitler vaki ise de konunun dağılmaması ve ilgilendiğimiz asıl konu olmadığı için detaylara girilmeyecektir. Yalnız Radev’in Türk öğrenciler hakkında bugün dahi üzerine düşünmemiz gereken bir tespitini açıklamadan da geçemeyeceğiz: “Kanaatime göre bizden farkları, geldikleri okullarda bağımsız düşünmeye pek fazla alıştırılmadıklarıydı. Bir başka ortak tutumları ise çalışmaya pek fazla istekli ve azimli olmamalarıydı. Her halde hayatta başarı kazanmak için çok çalışmanın gerektiği hususuyla pek mutabık değillerdi. Muhtemelen o zamanların sosyal şartlarında mesleki kariyer yapabilmek için, güçlü çevrelerin himayesi gerektiği şeklinde, köklü bir inançları bulunmaktaydı.” (s.79)

Radev’in yukarıdaki satırlarından Türklere karşı önyargılı olduğu sonucunu çıkarmak doğru olmaz. En azından anılara bakarak bunu söyleyebiliyoruz. Bilâkis Türkleri alçakgönüllü, nazik ve terbiyeli olarak tanımlıyor. Türklere karşı dostça tutumu, eğitim hayatını İstanbul’da, hatta döneminin en başarılı kurumunda tamamlamasıyla; meslekî edinimlerini Mekteb-i Sultanî’ye medyun olmasıyla da açıklanabilir.

Radev’in anıları arasında siyasî yorumlarıyla karşılaşmak da pek mümkün. Milliyetçilik fikrine sıcak bakmadığı, Türk öğrencilerin milliyetçilik hislerini açığa çıkarmadıklarından duyduğu memnuniyetle izah edilebilir. Bununla birlikte, tahrik edici derecede en fanatik kesimin de özellikle Türklere karşı gösterdikleri tavırlarıyla Rumlar olduğunu kaydediyor. Türklerin muhteşem fetih ve askerî başarılarından hayranlıkla bahseden tek talebenin bir Arnavut olduğunu belirtmesi (s.80) ise zihinlerimize 1903 yılında Mitroviçe’de Rus konsolos istemeyen Arnavut isyancıların “Hakiki Türk oğlu Türkler.. İleri..!” nidalarıyla Osmanlı askerine karşı hücuma kalkışmaları hususunu getiriyor.[4] Henüz talebeliği sırasında siyasî sahalarda aktif olmaya başladığını gördüğümüz Bulgar öğrencinin Makedonya’daki Dâhilî Örgüt’e katılma serüvenine de bir başlık altında değiniliyor. Satır aralarında Atatürk, Enver Paşa ve Sultan Abdülhamid hakkındaki kişisel kanaatlerine ulaşılabilmemiz de anıları ilgi çekici kılabiliyor.

Kitabın “Ekler” bölümünde tarihî belge (harita, gazete yazısı ve Radev’in kendi fotoğrafları) kabilinden bolca fotoğraf bulunuyor. Ayrıca sayfa sayısı bakımından ince bir çalışma olduğu hâlde “Kaynakça” ve “İndeks” bölümleri gayet geniş tutulmuş. Fakat içerikte okuma akışını zaman zaman sekteye uğratacak bazı imlâ hataları mevcut. Buna ek olarak, çevirmen Georgi P. Kostandov’un başarılı çalışmasını takdir ederken iki sayfada (s.94-95) Fransızca sözlerin çevirisinin yapılmadığını da belirtelim.

Radev’in anıları Osmanlı’nın son dönemindeki atmosfer hakkında bize geniş bir resim veriyor. Kitap Mekteb-i Sultanî’yi merkeze almış gibi görünse de İstanbul ve Balkan coğrafyasına ait manzaralar, siyasî fikir ve tespitler ile çeşitli milletlerin karakter özelliklerine dair görüşler gibi çok geniş bilgi birikimiyle karşımıza çıkıyor. Öte yandan eser, Mekteb-i Sultanî’nin ilgili dönemleri için de önemli bir kaynak mesabesinde.[5] Sözün kısası, Kronik Kitap tarafından anı türüne ve tarihe ilgi duyan herkesin okuyabileceği güzel bir çalışma ortaya koyulmuş. Simeon Trayçev Radev’in henüz Türkçeye tercümesi yapılmamış Erken Dönem Anıları 1879-1967 adlı çalışmasını da yakında okuyabilmek dileğiyle…

[1] Vahdettin Engin, Mekteb-i Sultani, s.14, Yeditepe Yayınları, 2016

[2] a.g.e., s.14

[3] Simeon Trayçev Radev, Çev: Georgi P. Kostandov, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları 1879-1898, s.14, Kronik Kitap, 2018

[4] Hasip Saygılı, Osmanlı’nın Son 40 Yılında Rumeli Türkleri ve Müslümanları 1878-1918, s.48, d.84, İlgi Kültür Sanat, 2016

[5] Mekteb-i Sultanî’yi tam anlamıyla keşfetmek için hâlihazırda lisenin müdürü olan Prof. Dr. Vahdettin Engin’in kitabından (Mekteb-i Sultani, Yeditepe Yayınları, 2016) istifade etmek faydalı olacaktır.

Son Haberler

- Reklam -