Hangi Hayallerle Süslenirsin ?

featured

Sonunda bahar geldi. Hem kemiklerimizin hem de içimizin ısındığı bu güzel nisan ayında tam da doğum günümde yazımı yazmaya başladım.

İnsanoğlu hep hayaller kurar, mucizeler bekler, dilekler diler. Bu arzu ve istekler doğduğun gün kutlanırken çoğaldıkça çoğalır. Ben bu sene farklı hissediyorum. Beklentisiz bir ruh hali içindeyim. Durağan! Sadece ve sadece doğayı, yaşamı dinlemeyi tercih ediyorum. Bunu özellikle yapmıyorum. Aslında her şey spontane gelişiyor. Hayat olduğu gibi geliyor ve kabulleniyorum. Ne bir eksik ne bir fazla…

Hep imrendiğim ve ara sıra tanık olduğum sokaklarda ağlayıp ne derdi varsa saklamadan; üzüntüsünü, sevincini yaşayan insanlara benzedim. Sonunda ben de onlardan biriydim. Metrodaydım ve hüngür hüngür ağlıyordum. Etrafımdaki tüm etkenler etkisini yitirmiş sanki flu bir fotoğraftılar yalnızca. İlk defa mutluluktan ağlamak nasıl bir his bunu yaşayıp öğrendim. “İnsan bir mendille gezmeli hayatı. Ne zaman ağlayacağı bilinmez.”

Benim dakikalarca ağlamama sebep, Sarıyer Halk Dansları Topluluğu’ndan dört kız arkadaşımın gönderdiği, Şırnak İdil Fatih İlkokulu’nda Kübra öğretmenin çektiği kısa bir video. Tahtada yazıyor…

KONUŞANLAR

NESRİN XXXX

TÜLAY

SERAP XX

SELDA

FİLİZ

Bu yazının görüntüsü ile başlıyor video. Yirmiden fazla öğrencinin sınıf kapısı açılınca mutlulukla sıralarına dağıldığı bir an hayal edin. Her birinin masasında hediye kalemler kitaplar. Ortada büyük bir pasta hep bir ağızdan “İYİ Kİ DOĞDUN SELDA ABALAAA” diye bağırıyorlar. Mutlu olabilmek bu kadar kolay. Şeker yiyebilen çocukları seyre dalmak…

Hangi Hayallerle Süslenirsin ?
Bu yaşıma kadar aldığım en güzel, en anlamlı armağan. Bunları yazıyorum, anlatıyorum çünkü başka yapmak isteyenler varsa harekete geçsinler isterim.

Sonra eve dönerken elinde uçurtma ile bekleyen başka bir arkadaşım çıkageldi. Biraz sahilde hemen sonrasında ormanda uçurtma uçurduk. Bolca güldük ve çokça eğlendik. Çocuk ruhlu muyum nedir? Yoksa kime uçurtma alınır? Bununla birlikte idrak ediyor ki insan çocukluk ettikçe artıyordu bahtiyarlık. Netice; mutluyum mutlusun mutlu…

Ezcümle, hayatın anlamı hassas kalplere rastlamaktır ve dünyanın en harika olayı da iyi insanlarla tanışmaktır. Umarım sizlerde böyle güzel yüreklere denk gelirsiniz.

Çocuk iken en sevdiğim vakitler anne tarafı yada baba tarafı fark etmeksizin toplanıp hep birlikte Türk filmi izleme saatleriydi. Çaylar demlenir. Yanında yenilecek atıştırmalıklar eşliğinde bir yandan sohbet edilir bir yandan da izlenilen filmin replikleri tekrar edilirdi. Otuz kere izlenmiş , her sahnesi ezberlenmiş olsa bile aynı yerlerde kahkahalar atılır ve Aynı yerlerde benzer yorumlar yapılırdı. Benim hayran olduğum oyuncu Şener Şendi. Onun sahnelerinde gülme sesleri artarak birbirine karışırdı.

Gelgelelim hususi meselemiz tiyatroya;

Bir önceki yazımda Şener Şen’i izleme hayalimden bahsetmiştim, zira mucize gerçekleşti. 2018 yılından beri takip etmeme rağmen biletleri tükendiği için izleyemediğim, kapalı gişe oynayan Zengin Mutfağı’nı nihayet görebilme şansına eriştim. Söz konusu Şener Şen olunca ömrü hayatında tiyatroyu sevmeyen kardeşim bile kendisini fuayene alanında buldu. Erkek kardeşim tam bir sinema tutkunu. Ortak bir payede buluşmamız pek nasip olmadı bu hususta. Ta ki “Şener Şen var gelir misin?” diye sorana kadar.

Tahminimce salonun büyük bir çoğunluğu bu sebepten ötürü gelenlerle dolu. Benim gibi tiyatro meraklıları müstesna.

Benim özellikle görmek isteme sebebim geçmişe dayanıyor. Sene 2007 Kabadayı film setinde Kenan İmirzalıoğlu ve Şener Şen ile görüşmemiz olacaktı. Ben müdürüme yalvarıyorum beni göndersin diye. Sağ olsun beni çok sever. O yüzden benim yerime yan masamdaki mesai arkadaşımı gönderdi. Döktüğüm tüm diller boşa gitti. Nedense ben hiç dışarıda görevlendirilmezdim. Sonra Songül arkadaşım çiçeğini yaptırmış, fotoğrafını çektirmiş ve döner dönmez ilk işi fotoğrafı bilgisayarda masaüstü ekran görüntüsü yapmıştı. Ben ne zaman çay ya da kahve almaya gitsem oradan geçtiğimde ekrana bakmadan hızlıca geçerdim. Neyse, olan olmuştu. Geçmişi kurcalamaya kalkarsak mevzu derinleşir.

Dekor çok şık. Dolaplar tencereler ne ararsanız var. Mutfak tam takır kuru bakır diyemem.

Üstat sahneye adımını atar atmaz bir alkış bir kıyamet kopuyor haliyle. Sahnede kıpır kıpır koşuyor, merdivenleri inip çıkıyor. Bir hayli aktif ve her konuştuğunda nasıl gülüyor tüm tiyatro seyircileri. Maho Ağa, Ziver Bey , Vecihi, Badi Ekrem, karakterlerinin unutulmaz repliklerinin seslerini duyuyorlar. Belki de kulaklarında çınlıyor herkesin “Vallaha sataram köyü ha!” Kardeşime göz ucuyla bakıyorum. Yanımda hayranlıkla seyrediyor Zengin Mutfağı’nı ve Şener Şen’i.

Oyunculuktaki üstün yeteneği ile tanınan Şener Şen’in tanınmamış yüzlerle çalışması benim çok hoşuma gitti. Bana göre genç ekip oldukça şanslı.

Gerçek adı Ali Haydar Şen. Esasında babası gibi sinema sanatçısı olmak istemez. Kendisini tiyatroya adar ama elde ettiği kazanç yetmeyince sinemaya atılmak zorunda kalır. İyi ki sinemaya dünyasına girdi ve onu tanıma şerefine nail olduk. Onsuz bir sinema düşünülemezdi. Ne tesadüftür ki ATV ekranlarında 1998-2001 yılları arasında yayımlanmış televizyon dizisi ikinci baharda da ismi Ali Haydar Ustadır. Zengin mutfağında ise Lütfi Usta. Sonuç olarak beyaz önlük ve mutfak ona çok yakışıyor. Deyim yerindeyse taş pişirse yemeye hazırdık tüm seyirciler.

Hangi Hayallerle Süslenirsin ?
Zengin Mutfağı ayrıca sinemaya da uyarlandı.1988 yılında beyaz perdede yerini aldığından, onu izleyenler konuyu bilerek geliyorlar. Zaten işin efsunlu tarafı Şener Şen’i sahnede gözlemleyebilmek. İki perde olan oyun İlk kez 1978’de tiyatroseverler ile tanıştı. Oyunun tam 40 yıl aradan sonra yeniden seyircisiyle buluşmasını kaçırmayın derim.

Tiyatro yaşatır. Gidin kalbiniz biraz faklı atsın.

Daha fazla haber için : www.sabithaber.com 

10
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
1
vir_sl_
Virüslü
Hangi Hayallerle Süslenirsin ?