Ana Sayfa Köşe Yazıları Her Güne Bir Cinayet

Her Güne Bir Cinayet

Nedendir bilinmez artık hiçbir şeye tahammül edemiyoruz. Dinlemek istemiyor, sorunlara çözüm üretmek yerine içinden çıkılmaz hale getiriyoruz. Bireyselliğin kendisini iyiden iyiye hissettirdiği bu süreçte toplumsal huzur adına beraber hareket etmenin gerekliliğini sahip çıkılan kadın cinayeti davaları ile görüyoruz. Hiç görmediğimiz, adını vahşice öldürüldükten sonra duyduğumuz kadınlar davaları süresince artık ailemizden biri oluyorlar. Katillerinin rahatça dışarıda gezememesi için hatırasına sahip çıktığımız bu kadınlar topluma artık şiddet ve cinayet hususunda sembol isimler haline geliyor.

- Reklam -

Ama Türkiye artık öyle bir hale geldi ki davasına sahip çıkıp destek olduğumuz kadınların kaderini paylaşıyor bir başka zamanda bir başka yerde cinayete kurban gidiyoruz.

Merve Konukoğlu… Henüz 20 yaşında iken geçtiğimiz gün Elazığ’da babası Mikail Konukoğlu tarafından silahla vurularak öldürüldü. Üniversite sınavına girmek için gittiği memleketi Elazığ’da öz babası tarafından ağabeyinin evinde katledildi. On gün sonra hayallerine ideallerine bir adım daha yaklaşmak için sınava girecekken şimdi toprağa verilecek. Artık toplumumuzda yaşam ile ölüm arasında ince bir çizgi var. Kimileri için ‘cinnet’ kimileri için ‘kıskançlık’ kimileri için ‘namus davası’… Bu ince çizginin adı değişse bile değişmeyen bir şey var. Hayata pamuk ipliği ile bağlı olduğumuz gerçeği…

Oysa geçtiğimiz şubat ayında babası tarafından öldürülen Şeyma Yıldız için üzülüp acısını sitemini dile getirmişti Merve ‘Bir baba düşünün gözünü kırpmadan kızını öldürüyor. Her şeyi örnek gösterdiniz de çocukları için canını verecek babaları örnek alsaydınız siz de keşke.’ diye… Sadece birkaç ay sonra aynı kaderi paylaştı Şeyma ile. Bu arada bilmeyenler için aktarmakta fayda var Şeyma’nın katili cinayeti kızının internette uygunsuz fotoğraf ve videolarını gördüğünü bahane ederek işlemişti. Geçtiğimiz günlerde yapılan inceleme sonucunda bahsi geçen görüntülerdeki kişinin Şeyma Yıldız olmadığı tespit edildi. Hoş o olsaydı da ölüm asla hak olarak görülmemeli kadınlara.

Kişiler değişiyor, zaman değişiyor, mekan değişiyor ama hikaye değişmiyor. Doğuyor, büyüyor ve öldürülüyoruz. Bu kimi zaman Ceren Özdemir cinayetinde olduğu gibi tedirgin bir şekilde eve giderken tanımadığımız biri tarafından evimizin önünde gerçekleşiyor kimi zaman Emine Bulut cinayetinde olduğu gibi eski eşimiz tarafından çocuğumuzun gözü önünde boğazımız kesilerek yaşatılıyor bizlere. Bazen babalarımızla husumeti olan amcalarımız tarafından öldürülüyoruz 4 yaşındaki Leyla Aydemir gibi bazen ise sevgisine karşılık vermediğimiz için işe giderken yolumuzu kesen komşumuz tarafından bıçak darbeleri ile hayattan kopartılıyoruz Ayşegül Aktürk gibi…

Aslında o kadar temel ve basit şeyler istiyoruz ki hayattan… Hayallerimiz ve ideallerimiz doğrultusunda hürce yaşamak, kalıplara sokulmadan kadındır yapamaz kadındır aklı ermez kadındır giyemez denilmeden kendi kararlarımızı kendimiz aldığımız bir hayat istiyoruz. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Putların olmadığı bir toplum istiyoruz. Mevcut haklarımızın korunmasını ve iyileştirilmesini istiyoruz. Bizler sadece bu hayatta kendi hikayelerimizi kendimiz yazmak istiyoruz. Henüz hikayelerimizin ortasına bile gelmeden hayattan koparılmak istemiyoruz. Hayatta kalmak ve mücadele etmek istiyoruz.

Herkes için ama artık öncelikle kadınlar için adalet istiyoruz.

Son Haberler

- Reklam -