Ana Sayfa Köşe Yazıları Hüseyin Nihal Atsız Hakkında Düşünceler 2: Gönül

Hüseyin Nihal Atsız Hakkında Düşünceler 2: Gönül

Hüseyin Nihal Atsız, asker vasıflarına sahip oluşu, tavizsiz hayata bakışı, Türk Milliyetçisi entelektüel kişiliği ve eleştirel mizacı ile her zaman Türk Mileti’nin gözünde taş gibi iradeli, dediğim dedik, net bir dava ve fikir önderi olacaktır. Ayrıca o  birçok insan için de gönül önderi olacaktır. Bilindiği üzere kaleme aldığı romanlarında ve şiirlerinde gönül (sevda) konuları bolca görülür. Gönül meseleleri eserlerinde o kadar etkilidir ki okuyucu “ Bu denli katı bir adam bu denli romantik nasıl olabilir?” sorusunu hayretle dile getirir. Aslında hayrete gerek yoktur. Çünkü fikir ve dava adamlığının özünde romantiklik vardır. Aksi taktirde bilerek bir insan neden hapislerde çürür, neden küfürler işitir, neden aç kalır. Cevap nettir; nedenlerin sebebi romantikliğidir. Seven biri yağmur yağarken sokağın başında sevdiğini bekleyip yağmura katlanabiliyorsa Atsız’da ülküsünü yağmurun altında öyle beklemiş ve ona katlanmıştır. Seven biri sevdiğini doyurmak için nasıl aç kalmayı göze alıyorsa Atsız’da aynı şekilde ülküsü için aç kalmayı göze almıştır.

- Reklam -

Nasıl bağrı yanık ozanlar gönül türküleri yaratmışsa Atsız’da öyle Güntülü’yü, Konçuy’u, Geri Gelen Mektup’u, Mutlak Seveceksin’i, Yolların Sonu’nu, Kahramanların Ölümü’nü, Murat’ı, Selim’i yaratmıştır.

Dolayısıyla Atsız mutlak bir şekilde Türk Milleti tarafından sevilmiştir. Hatta karakteri sebebiyle birçok düşmanı tarafından da saygı duyulmuştur. Ancak unutulmamalıdır; Atsız 70 yaşında ikinci eşi tarafından terk edilmiştir, Atsız öldüğü zaman oğullarından biri cenaze törenine gelmemiştir, Atsız ömrü boyunda huzurlu bir ev hayatı yaşamamıştır, Atsız 70 yıllık ömründe  sadece 10 yıl düzenli bir işte çalışmıştır, Atsız polis teşkilatı tarafından hayatı boyunda sıklıkla kontrol edilmiştir, Atsız avukat olmamasına karşın mahkeme kapılarını sıklıkla görmüştür, Atsız hayatı boyunca çok satılmıştır, Atsız çok sevdiği küçük kardeşinin ve yeğeninin ölümüne katlanmıştır, Atsız’ın çok yayını yasaklanmıştır. Fakat Atsız’ın yine de sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiştir.

Hayatında olup biteceklerin az da olsa farkında olduğu ve romantik acılarla kıvrandığı için 27 yaşında şöyle bir dilekte bulunmuştur:

Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı!

Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!

Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları.

Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray.

O sarayda bulunca tanrılaşan erleri

Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.

Hepsi sussa da “Kür şad” uzatarak elini;

“Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun! ” diyecek.

Atsız dileğinden farklı romantik durumlarını da paylaşmıştır. Mesela; yeri gelmiş gönlünün kaydığı insana “Mutlak Seveceksin” emrini âdeta yeşil üniformasıyla iletmiştir. Yeri gelmiş “İtler bile gülecek kimsesizliğimize” sitemini dünyaya dökmüştür. Fakat bu sitemde  yanılmıştır. Çünkü o Türkler var oldukça kimsesiz olmayacaktır. O Atsız’dır tüm adsızlar onda Atsız olacaktır.

Dolayısıyla birkaç kimse onun kalpsiz olduğunu dile getirebilir ama gerçek bu değildir, gerçek bildiği doğrular yolunda hareket eden ince gönüllü bir romantik olduğudur. O Güntülü için kavrulur, sevdiğinin gönlünü yeni bir âleme sokmaya yemin eder, Kür şad’a sevgi besler, en kutlu geceyi Gökçen’le geçirir, ve özetler:

Gönül, kader adında

Bir tuzağa atılmış.

Gönül birçok duygudan

Ve ordan yaratılmış.

Yasa neymiş, anlamaz;

Tasa çeker, inlemez,

Gönül ferman dinlemez,

Çünkü aşka satılmış.

Gönül için acı ne ?

Her söz gider gücüne .

Gönüllerin içine

Biraz ağu katılmış.

Son Haberler

- Reklam -