“İstanbul’un Kızları”

featured

Üniversiteyi kazandığım yıl tek başıma gezmenin sevinciyle İstanbul’un her yeri merak ederdim. Bu merak bende oldum olası vardı ve bitmez tükenmez bir şekilde hala devam etmekte. O zamanlar İlk kez gördüğüm Beyazıt, Taksim bana büyülü yeni bir dünya gibi gözüküyordu. Her bir sokağını en ince ayrıntısına kadar keşfetmek için sabırsızlanıyordum. Veznecilerden bir çok yere giden, bir sürü otobüs vardı. Otobüsün üzerinde Soğanlı yazıyordu binip gezerdim o yönden geçtiğimiz güzergâhları. Ertesi gün nereye gitsem diye yan gözle bakardım diğer otobüslerin yazılarına. Mesela Kocamustafa Paşa… çok cezbedici geliyordu o anda. Derslerden çok bu yolculuklarımı hatırlıyorum nedense! O kadar öğrenim gördüğüm bilgi yerine, bu kendimce yaptığım keşif gezilerine daha bir yer ayırmışım hafızamın kasasında. Her bir  karesi film setinden görüntüler gibi net. Yürüyen insanlar, tarihi yapılar. ağzım açık, ablak bir suratla seyrediyorum herkesi, her şeyi. Sanırım gözlemleme alışkanlığımı  o günlerde edindim.

Hiç bilmediğim mecralara doğru gidip geri döndüğüm yolculuklarım böylece başlamış oldu. Bu tramvay nereye gider? ya şu vapur ? Fındıkzade, Çemberlitaş, Kadıköy, Üsküdar hepsi ne güzel yerler. Kim koymuş bu isimleri ?  Aşiyan neden Aşiyan ? Sarıdağ , Kınalıada, bir hikâyesi vardır elbet bunların. Bir soru bir başka soruyu doğuruyordu.

Ben ve danstan üç arkadaşım ( Tülay , Nesrin, Serap ) ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sahneye konulan “Sen İstanbul’dan daha güzelsin.” oyununu seyretmeye gittik. İnsan bir düşünmüyor değil!  Ben kime “Sen İstanbul’dan daha güzelsin.” diyebilirim ? Siz kime dersiniz ? Annenize mi ? Sevgilinize mi ? Bir kadın olacağı kesin değil mi ?

Oyun başlamadan evvel çarpık binalar görüntüsü dekoru ile Dario Moreno’nun “İstanbul Kızları” şarkısı çalmaya başladı. Bence bu şarkı çok güzel bir tercih olmuş. Eğlenceli bir hava katmış. Son derece güçlü bir metne sahip. Sizi alıp götürüyor. 80 dakika nasıl geçti anlamıyorsunuz bile. saate bakmak hiç aklınıza gelmiyor. Su gibi akıp geçiyor zaman. 3 kadın hiç yerlerinden kıpırdamadan, koca hikayeyi nasıl anlattıklarına şaşırıp kalıyorsunuz. Bir güldürüyor, bir duygulandırıyor. Büyük bir alkışı tabiki yazıp yöneten Murat Mahmutyazıcıoğlu hakkediyor. Her biri birbirinden şahane olan oyuncular: Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu. Bu üç muhteşem kadının oyun performanısna söyleyecek söz bulamadım. Hani bazı oyunları ikinci, üçüncü kez izlemek istersiniz ya. İşte bu o oyunlardan. Annenize, kardeşinize ,eşinize ,dostunuza bol bol bilet alın. İzleyin izlettirin! Ayrıca, ” Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin ” oyununu tiyatroseverlerle buluşturan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir tiyatrolarına teşekkürü borç bilirim.

"İstanbul'un Kızları"

Tiyatro çıkısında biz dört arkadaş. “İstanbul’un Kızları” şarkısını mırıldana, mırıldana dolaştık. Süleymaniye, Haliç…  Bizim için tam bir İstanbul şöleni oldu manzarasıyla, şarkısıyla, tiyatrosuyla.  Boşuna yazılmadı bunca şiir, şarkı. Daha çok gezeceğimiz, göreceğimiz yer var bitmiyor bu “taşı toprağı altın” İstanbul’un.

Şuan kar yoğun yağıyor ve ben yürürken içimden sefasıyla, çilesiyle, günahıyla, sevabıyla, lalesiyle, gülüyle, dikeniyle, İstanbul seni seviyorum.

“İstanbul’da yaşamak başka İstanbul’u yaşamak başka…”

Dolu dolu yaşayın. gezin, görün…

 

20
mutlu
Mutlu
1
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
“İstanbul’un Kızları”