Ana SayfaKöşe YazılarıKanal İstanbul’a Denizden Bakış…

Kanal İstanbul’a Denizden Bakış…

2019 un aralık ayında Kanal İstanbul üzerine yaptığım değerlendirmeleri içeren yazım, Türk Milletinin takdirini kazanmış, ulusal medyada kendisine yer edinmişti. Aradan geçen bunca zaman içerisinde pek çok çevreden sesler yükseldi. Fakat Kanal İstanbul propagandası harici sesler hep kısık kaldı. TV ekranlarında ve gazete köşelerinde hatta sosyal medyada sırf propaganda amaçlı söylenen yalanlar gerçeklerin üzerini kapattı. Bu yazıyı kaleme almakta ki gayem işte bu gerçekleri bir gemi kaptanı gözüyle tekrardan Türk milletine hatırlatma sorumluluğuna olan inancım…

- Reklam -

Gerçek dışı İddialar ve Doğrusu

  1. Gemiler boğaz geçişlerinde ki yoğunluktan haftalarca demirde sıra bekliyor.

Bu iddia tabiri caizse bir kuyruklu yalan. Neden mi böyle diyorum? Hemen açıklıyorum. Zira Boğazlarda Kuzeyli ve Güneyli trafik kısıtlı görüş şartları haricinde açık. İstanbul boğazında istisnai durumlar haricinde yalnızca tek yönlü geçiş sağlanıyor. Güneyden Kuzeye çıkışta Sektör Kadıköy’e, Kuzeyden Güneye inişte Sektör Türkeli’ye girişe 2 saat mesafede iken bilgi verilir. Boğaz giriş saati verilir. Ona göre sürat ayarlanır. Drift te beklenir. Ya da demirlenir. Bekleme süresi geminin seyre engel bir arızası yoksa maksimum 12 saattir. Bu süreye kısıtlı görüş şartları dahil değil… (Kısıtlı görüş: Görüşün 2 Deniz milinin altına düşmesi…) İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi (VTS) gemileri tehlikeli yük sınıfına göre ve geliş zamanlarına göre bir sıralamaya tabi tutar öncelik her zaman pilotlu gemilerdedir ve 20 22 pilot peş peşe (yaklaşık 15 20 dk. arayla) gemilere binerler bu gemilerin boğazı geçmesine müteakip ilk 10 12 yada duruma göre daha az sayıda pilot çok ivedi bir şekilde son derece hızlı transfer botu ile tekrar aynı istasyona alınır. Bu süre zarfında sıradaki son pilot istasyondan daha yeni ayrılmış olur ki bekleme olmaz. Boğazdan geçiş yapan gemi sayısı her yıl bir önceki yıla nazaran daha az sayıda gerçekleşiyor. Karadeniz petrolünün de Tanap gibi boru hatları ile taşınmaya başlaması önümüzde ki yıllarda da oluşabilecek bir yoğunluğu ortadan kaldırıyor.

  1. Kanal İstanbul’un İstanbul Boğazı’ndan seyir güvenliği açısından çok daha risksiz bir su yolu olacağı iddiası…

Bu iddiaya benim gibi mesleği denizcilik olan her vatandaş kahkaha ile güler. Yapay ve derinliği İstanbul Boğazına nazaran çok daha az olan bir su yolunda geminin dümeninin verilen komutu gerçekleştirme süresi bizim tabirimizle dümen dinlemesi çok daha zor gerçekleşir. Denizciliğin riskleri gereği İstanbul Boğazında kaza mümkündür. Daha önce sayısız kaza yaşanmıştır. Yaşanmaya devam edecektir. Fakat risk değerlendirmesi yaptığımızda Kanal İstanbul çok daha riskli bir su yolu olacaktır. Karadeniz de seyir yapanlar bilir. Kuzeyli rüzgarları boğaz girişinde ekseriyetle mevcuttur. Açılacak herhangi bir kanal sürekli bu rüzgârın etkisi ile dolacaktır. Buda sürekli bir dip taraması ve derinlik için mesaha gerektirir. Bu mesahanın eksik yapılması bile bir geminin kanal girişinde karaya oturması sonucunu doğurur. Kanal etrafında oluşacak rant ile yapılacak sayısız yapı ve oluşacak insan toplulukları bu riskin göbeğindedir.

  1. Mısır, Süveyş kanalından tabiri caizse para basıyor. Neden biz de para basmayalım hezeyanı içerisinde olanların iddiası…

Öncelikle söz konusu kanal Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlıyor. İkinci bir alternatif yok. Bu kanalı kullanmadan bir gemi aylar süren seyir sonucunda Kızıldeniz, Arap denizi ve Hint Okyanusuna ulaşıyor… Bu kanal yakın tarihte genişletildi. Sırf genişletmek bile 5 milyar dolara mâl oldu. Kanalın yıllık getirisi bu masrafı karşılıyor. Kanal İstanbul ise mevcut su yolunun yanına ikincil bir su yolu olarak yapılmak isteniyor. Üstelik doğal su yolu olan İstanbul Boğazı denizlerin serbestliği ilkesi ve Montrö kapsamında zaten kılavuz zorunluğu içeremiyor. Yalnızca cüzzi bir miktar hizmet ücreti geçen gemilerden tahsil ediliyor. Hal böyle iken resmi planlamalarda 5 saatte bir gemi geçişi ve her geçiş için 40.000 dolar ücreti hangi aklı evvel armatör ödeyip Kanal İstanbul’u kullanır? Cevap: Hiçbiri… Hiçbir gemi kılavuz zorunluluğu olmayan bekleme sıkıntısı yaşamadığı bir su yolunu bırakıp bir başka kanaldan seyir yapmaz…

  1. Karadeniz’inden gelecek suyun Marmara denizini temizleyeceği iddiası…

Karadeniz bir iç deniz olmakla beraber dünyanın en kirli hatta ölü sayılabilecek denizlerinden biri olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu kirliliğin sebebi dünyanın sayılı büyüklükte ki iki limanı olan Rusya’nın Novaroski limanı ve Romanya’nın Köstence limanları ve Tuna nehri üzerinden Karadeniz’e boca edilen Avrupa’nın pisliğidir. Hal böyle iken Tuna nehri havzasının güneyinde açılması planlanan Kanal İstanbul, Karadeniz çöpünü Marmara ya taşıyacaktır. Kanal İstanbul’un devreye girmesi ile Marmara Denizi’ne akan Karadeniz suyunun toplam debisi (yani İstanbul Boğazı üst tabaka debisi ve Kanal İstanbul debisi toplamı) mevcut duruma göre yaklaşık %12 artış gösterecektir. Marmara denizi Kara Denize nazaran daha tuzlu bir denizdir. Kanal bu tuzluluk oranını negatif anlamda etkileyerek ekolojik yapıya balta vuracaktır.

Kanal İstanbul propagandası çerçevesinde ortaya atılan iddialara mesleki açıdan bilgi ile yanıt verdim. Yazının devamında birkaç sitemimi siz okuyucular ile paylaşmak isterim.

Yalnızca 2 gün sonra İstanbul’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Türkiye Denizcilik Zirvesi adlı 3 gün sürecek bir oturum başlıyor. Oturumun kendine ait internet sitesinde program ve konuşmacılar açıkça görülebiliyor. Dünya denizciliğinin makam itibari ile çok önemli isimleri bu organizasyon içerisinde olacak. Fakat trajikomik olan Kanal İstanbul hususunda yapılacak olan konuşmayı yapacak isimlerden hiçbiri Gemiadamı değil… Kimi sigorta şirketi temsilcisi, kimi çevre mühendisi… Bu manzara hiç hoş değil…

Üç tarafı Denizlerle çevrili olup, denize bu denli sırtını dönen bir millet olabilir mi? 2020 Türkiye’sinde 16 bakanlık içerisinde maalesef Denizcilik Bakanlığı yoktur… 3 tarafı denizler ile çevrili bir yarımda ülkesi için bunun izahı mümkün değildir. Ek olarak sayın Ulaştırma bakanı Kanal İstanbul projesinin 15 milyar dolarlık bir proje olduğunu ve daha önce köprülerden alışa geldiğimiz geçiş garantisinin müteahhit firmalara verileceğini beyan etmiş. Sayın bakan İstanbul Boğazı dururken kanaldan kim geçer sorusuna cevabı vermiş. Kimse geçmezse yine Türk Milleti geçecek…

Mavi Vatandan dünya denizlerinde seyir yapan tüm meslektaşlarıma selam olsun. Türk denizcisinin tarihte kazandığı en büyük hak olan Kabotajın bayram olarak kutlandığı 1 Temmuz Kabotaj bayramımız şimdiden kutlu olsun…

 

Son Haberler

- Reklam -