Modern Dünyada Gerçeklik

featured

Son günlerde internet gündemine göz atarken – kendini aydın olarak nitelendiren – onbinlerce insanın sosyal medyada tarafını seçip tartışmalara dahil olmasını gözlemledim. Gözlemim sırasında bölüm derslerimde öğrendiğim şeylerin önemini ve etkisini daha iyi anladım. Gözlem sonucum şu ki tartışmacıların çok büyük bir kısmı gerçeklikten uzak kimseler, Georgi Gürciyev’in tabiriyle rüyalara dalmış, makine insanlar. Bu yazının konusu bahsedilen uyku durumuyken amacı ise okuru bu durumdan haberdar ederek uyku durumunun etkisini azaltmaktır.

“Önünüzdeki ağaca bakın. Gerçekten ağaca mı bakıyorsunuz yoksa ona baktığınızı mı sanıyorsunuz?” – Jiddu Krishnamurti

Temel problem şu ki hayvanlar ve insanlar olarak en ortak yanımız çevreyi imgeler vasıtasıyla tanırız. Plotinus gibi ünlü filozoflar tarafından asırlar önce ele alınan bu durum felsefi bir problemdir. Duyu ile algılanan şeyler duyu organlarının durumuna göre değişirken gerçekliği algıladığımıza nasıl emin olabiliriz? Bir renk körü tarafından farklı görünen renk bana farklı görünüyorken nasıl benimkinin gerçek onunkinin yanlış olduğundan bahsedebilirim? Peki… Karmaşık bir felsefi tartışmadan ziyade modern dünyadaki gerçekliği şöyle anlatmama izin verin:

Walter Lipmann, Kamuoyu kitabında bize bir modelden bahseder. İnsan ve çevrenin olduğu bu modelde bir de sahte çevre vardır. Bu sahte çevre aslında uyandırdığı önyargının aksine her zaman kötücül değildir ama nihayetinde sahtedir. Bu sahtelik ise yukarıda ele alınan problemdeki gibi çok temel şeylerden ziyade yaşadığı çevredeki toplumsal tepkiler, söylemler ile şekil alabilen şeylerdir. Örneğin pembe giyenlerin tehlikeli olduğunu düşünen ve daha önce pembe giyen kimselerle iletişim kurmamış bir bölge halkının gözünde pembe giyenlerin tehlikeli oluşu kırılması zor bir aşılamadır. Medya haladır etkisini kaybetmemiş halde iki yöntemle toplumu manipüle ediyor; ne üzerine düşüneceklerini veya nasıl düşüneceklerini belirleyerek.

En son gündemde olan Sezen Aksu örneğini incelersek insanlara bazı kanaat önderlerinin açıklamaları ve bazı medya kurumlarının taraflı yayınları, çok sayıda insanın bu konuda nasıl düşüneceğini – hatta nasıl eylemde bulunacağını – belirliyor. Bu yöntemden daha etkili ve bu yöntemi içinde barındıran geniş yöntem ise toplumun hangi konuda düşüneceğini belirlemektir ki bir sürü ciddi problem varken magazinsel bu tarz konularda taraf olmaya insanları çekiyorlar ve insanlar da balıklama atlıyor. Sezen Aksu benim için ne kahraman statüsündedir ne özgürlüğün veya herhangi bir direnişin sembolü ne de seneler önce yazdığı ve söylediği şarkı birini “kötü” ilan edecek, evine saldırı yapılmasına veya ardı ardına açıklamalarla kınanmaya sebeptir. Ufak ve saçma konulara verilen önem medyanın yarattığı ilüzyona gönüllü teslimiyettir, eğlencelidir fakat gerçek değildir. Gerçek olan şey insanların ciddi konularda yeterli desteği bulamamasıdır, gerçekler can yakar ve bu yüzden insanlar gerçeği takip etmez (Mağara konusunda haklıydın Sokrates!).

Bu uyku durumundan kurtulmanın yolu tepki uyandırmaya yönelik ürünlerle ilgilenmemektir. Ekonomi konusunda ufak bir araştırma yapan kişi “reklamın iyisi kötüsü olmaz” sözünü bilir. Bugün sosyal medyada insanların dalga geçmek, küfür etmek, aşağılamak için ilgi gösterdiği ve gündem yaptığı isimler zengin olup yaşamına keyifle devam ediyor. Bu durumda bahsedilen “salak” kim oluyor? Siz siz olun gerçeği bütünüyle görün ve eylemlerinizi düşünerek hareket edin. Tüketimin bu kadar yaygın ve zorunlu bir hal aldığı modern dünyada inanın işler gittikçe daha da karmaşıklaşıyor ve sakin olmak en iyi adımlardan birisidir. Gözlemleyin ve yargı için acele etmeyin.

3
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
1
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Modern Dünyada Gerçeklik