Ana Sayfa Köşe Yazıları Navtex Savaşları

Navtex Savaşları

İngilizce “Navigational Telex” kelimelerinden kısaltılan Navtex uluslararası can güvenliği sözleşmesi SOLAS şartlarına bağlı kalmak kaydıyla MSI’ların (Maritime Safety Information) frekans 518 Khz üzerinden gemilere İngilizce dilinde kamusal yayım ile yayımlanan, gemiler tarafından otomatik olarak alındığı sistemin adıdır. Bilgi konusu yelpazesi çok geniştir. Fakat ekseriyetle Seyir uyarıları, Meteorolojik uyarılar, Arama ve kurtarma bilgileri içermektedir.  Türkiye’de İstanbul, Samsun, İzmir ve Antalya’da toplam dört NAVTEX istasyonu bulunuyor. Dört istasyon da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından yönetiliyor. Sismik filomuz ve sondaj filomuz Navtex mesajları ile yayınlanan koordinatlar içerisinde belirlenen tarihler içerisinde çalışma yapmaktadır. Sivil, askeri tüm deniz unsurları mevcut koordinatlar harici bir seyir planı oluşturarak seyir yapmak zorundalar. Ege ve Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan karşılıklı Navtex ilanları ile birbirlerine tabiri caiz ise üstünlük kurmaya çalışmaktalar.

- Reklam -

Son olarak geçtiğimiz gün Yunanistan’a ait Limni Navtex İstasyonu tarafından dün yayınlanan duyuruda, Sakız Adası’nın doğusunda, haritada belirtilen mevkide, Askeri Eğitim yapılacağı ilan edilmiştir. Belirtilen saha Türkiye’ye yalnızca 8 deniz mili mesafede bulunmakta olup, 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’na göre “Gayri Askeri” statüde bulunan bu Ada’da; asker bulundurulması, askeri eğitim yapılması, askeri havaalanı/liman inşa edilmesi, savaş gemisi/ uçağı bulundurulması yasaktır. Yapılan bu hareket Uluslararası hukuku ve imzalanan anlaşmaları alenen yok saymaktır. Bu gelişme sonrası Türkiye İzmir Navtex İstasyonu tarafından şu duyuruyu yayınlamıştır:

“YUNAN NAVTEX İSTASYONU TARAFINDAN YAYINLANAN LA08-206/20 NUMARALI NAVTEX MESAJI İLE SAKIZ ADASININ 1923 LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI İLE BELİRLENEN GAYRİ ASKERİ STATÜSÜ İHLAL EDİLMİŞTİR”

Bu Navtex mesajı Lozan’a yaptığı vurgu açısından çok önemlidir. Bir kesimin Lozan anlaşması metinlerini okumayıp bihaber oldukları halde Ege adalarının Lozan ile verildiğini savunmasına bu Navtex mesajı bir nevi cevap teşkil etmektedir. Lozan Barış Antlaşması’nın ilgili 13. maddesinde Ege’deki adaların silahlandırılması konusunda şu ifadeler yer alıyor:

“Barışın korunmasını sağlamak amacı ile, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya Adalarında aşağıdaki önlemlere saygı göstermeği yükümlenirler :

Birincisi : Bu Adalarda hiçbir deniz üssü ve hiçbir istihkâm kurulmayacaktır.

İkincisi : Yunan, savaş uçakları ve öteki hava araçlarının Anadolu kıyısındaki topraklar üzerinde uçması yasaklanacaktır.

Buna karşılık, Türkiye Hükümeti de savaş uçaklarının ve öteki hava araçlarının sözü geçen Adalar üzerinde uçmasını yasaklayacaktır.

Yunanistan başlıca Lozan’a sonrasında Paris anlaşmasına aykırı olarak Ege de mevcut ada ve adacıkları silahlandırmıştır. Maalesef şu ana dek Kardak adacıkları harici bir direniş Türkiye Cumhuriyeti karar alıcıları gösterememiştir. Fakat bugün yayınlanan Navtex mesajımız uluslararası hukukta haklı olduğumuzu tüm dünyaya duyurulması anlamını taşımaktadır. Pekâlâ bundan sonra ne yapılabilir? Mevcut adalar içerisinde yaşayan halkın idamesi İÇİN Yunan ana karası uzak olduğundan dakikalar içerisinde ulaşabildikleri sahil kasabalarımız kullanılmaktadır. Bir tecrit uygulayarak ada içerisinde ada halkının kazan kaldırmasına sebep olunabilir. Zira örneğin Meis’in nüfus popülasyonunun ekseriyeti Yunan yada Rum’dan değil İtalyanlardan oluşmaktadır. Ayrıca saha da tatbikat icra edilebilir mevcut adalar bu tatbikat sahasının içerisinde yer alır. Bu sayede adaların denizden ablukası sağlanır. Adaların mülkiyetinin değişimi için şartlar olgunlaşmıştır. Adaların tümünün teslim alınması Deniz, Hava ve Kara kuvvetlerinin müşterek operasyonu ile saatler içerisinde başarılabilir. Adaların öz savunması konumunda olan Skyros, Limni Adaları’nda kıyı savunma bataryaları bulunuyor. Hepsinin yerleri Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili birimleri tarafından yıllar önce tespit etmesi sayesinde biliniyor. Bu sebeple bunların imhası Dz. Kuvvetlerinin yara almasını önlemek açısından önem arz etmektedir.

Aylardır Türkiye Cumhuriyeti’nin bilimsel verilere, raporlara ve uluslararası anlaşmalara dayanan tezlerine rağmen Avrupa çıkarlarına uygun olmadığı için kabul görmemektedir. Masada ki gücü arttıran en önemli etken sahada ki güçtür. Türkiye Cumhuriyeti donanması ile sahada yeterince güçlüdür. Siyasi irade Deniz kuvvetlerinin arkasında durarak desteklemeye devam ettiği müddetçe bahriyeliler Mavi Vatanı her cm2 sini korumaya muktedirdir.  Tarih boyunca dünyadaki birçok önemli değişim ve dönüşüm denizcilik sayesinde olmuştur. Magna Carta, küresel sermayenin gelişimi, Rönesans, Fransız İhtilali, Katolik Kilisesinin geriletilmesi, İstanbul’un fethi, Yunanistan ve Rumların gelişimi… Bu bize deniz kuvvetlerinin önemini göstermektedir. Fakat Meis örneğinde asker çıkarma ve Cumhurbaşkanlarının ziyareti, Karaada örneğinde ise asker çıkarma kışkırtmalarına yalnızca diplomatik cevap vermek Yunanı bir sonraki sefer çok daha cüretkâr olmasına neden olmuştur. Gerekirse güç kullanarak cevap vermek bir zorunluluktur.

MTA Oruçreis sismik araştırma gemimizin Antalya limanına aborda oluşu hakkında birçok doğru olmayan propagandaların paylaşıldığını görüyorum. Söz konusu geminin zabitan kadrosunda biri sınıf arkadaşım olmak üzere iki tanışım olduğu için propagandaların doğru olmadığını biliyorum. Geçtiğimiz 28 Temmuz’da Merkel’in ricası neticesinde sismik araştırmalara ara verilmişti. Bunu sert bir dil ile eleştirmiştim. Fakat bu kez durum farklı… Gemi Navtex ile açıklanan sahayı tamamen taramış vaziyette. Ek olarak rutin personel değişimi ve bakım ve ikmal için şu an Antalya’da bulunmaktalar.

Bilgi Edinmeniz Dileğiyle…

Son Haberler

- Reklam -