Sudan Çıkmış Balık

featured

Arkadasımla buluşmaya giderken liseli bir genç kulağında kulaklık, yolun ortasından yürüyordu. Bende peşi sıra olanları seyrediyordum. Çocuğun arkasındaki araba hemen dibinde kornaya basmasına rağmen, çocuk müziğin ritmiyle dans edercesine yürümeye devam ediyordu.

Yaşlı amca hastane de naralar atarak anlatıyor . Bende dahil herkes duyuyor neyi var neyi yoksa. Niye gelmiş? neresi ağrıyormuş? Eyvah! torununu verdiler telefona kulakta duymuyor. Vah halimize!

Başka bir gün metro da biri sesli sesli oyun oynuyordu. Pat, küt, cat, vurma tıngırtıları eşliğinde yolculuğum sürüyordu. Sanki vagon da bir savaş var ve beynim kan revan içinde… Başka kimler yaralandı bilmiyordum.

Ünlü birini görünce kızcağız hiç sormadan izin dahi istemeden patlattı bir selfie. Fotoğrafını çekti sonra da hiç bir şey olmamış gibi kendisı de çekip gitti. Önemsizce.

Ne ara bu kadar robotlaştık ? Ne ara bu kadar duyarsız olduk ? Önceden telefon çaldığında sanki ayıp bir şey yapmış gibi utana sıkıla ve kısık bir ses tonuyla “ Şu an bankadayım. Müsait değilim. Birazdan sana dönerim.” denilip kapatırlardı. Şimdi ki hunharca yapılan görüntülü sohbetin aksine. Evet yaşlı amca tabiki eğreti duracak sonradan ayak uydurmaya çalıştığın bu teknoloji. Bırak! Eksik olsun ne olacak! Ah Nerdeyse unutuyordum bir de doğar doğmaz ellerine cep telefonu tutuşturulan bebekler var peki ya onlar ne olacak!

Doğru! Artık yaşamın bir parçası, bir zorunluluk haline geldi telefon kullanımı. Mutabakat mektupları , eftler, havaleler, uçak biletleri, alışverişler her şey telefonla yapılıyor. Kredi kartını mı unuttun ? Sorun yok cep telefonun öder. Otobüse bindin akbilin yok bulamıyor musun ? Ah dert ettiğin şeye bak! Cep telefonun akbilini basar. Herşey iyi güzelde izlediğin bu diziler, filmler paylaştığın videolar ,hikayeler ne kadar zamanını alıyor ? Günde kaç saatini ? Bu sanal dünyaya ne kadar dalıyorsun ? Boğulacak kadar mı ? Duruşun bozuldu. Sırtın mı ağrıyor ? Sen bir bağımlısın.

Çok sevdiğim İran uyruklu bir arkadaşım var. Adı Nani. Bir İran filmi gördüm ve hemen film afiş görüntüsünü mesaj olarak attım belki gider diye. Sağ olsun eşiyle birlikte bana da bilet almışlar. Ertesi güne kaliteli işlerini heyecanla takip ettiğim senarist ve Yönetmen Asgar Farhadi ‘nin Kahraman ( A Hero ) filmine gittik. Eve bıraktıkların da saat gece yarısını çoktan geçmişti.

Sabah Nani mesaj atmış ” Seldaaaa çikolata paketim nedenn ıslak ? ” oysa ben filmi botlarımın içinde ıslak ayaklarla izledim haberi yoktu. Yanlış anlamayın saçlarım ve montumda sırılsıklam olmuştu nasıl olduğunu anlatayım.

Benim bir türlü yetişemediğim ama sürekli ulaşmak istediğim tempolu bir hayatım var ve bu nedenle koş Seldoş koş lakabını bana uygun gördüler. Daima bir yerlere koşuyorum. Sınavlara, kurslara, etkinliklere. Derken bu alışkanlık oldu böyle gidiyor. Sinemadan önce, mesaiden sonra dans kursundaydım. Dans bittiginde saat 21:00 olmuştu. Beni bulunduğum yerden alacaklardı. Bu sebepten dolayı rahat olmam gerekirdi ,vaktim boldu. İstinye Park’ta 21.45 te başlayacak olan film için oturup beklemem gerekirken ben bir yandan yürüyor, bir yandan mesaj yazıyordum. Çünkü genelde konuşmaktan çok mesaj yazmayı tercih ediyorum. Zeynep öğretmen hasta olmuş, doktor sonuçlarını yazıyordu. Aniden üç beş saniyelik sessizlik alemine bir geçiş oldu. Bir donma anı. Ne olduğunu anlamadan Rihanna klibindeki gibi suyun içinde yüzü koyun uzanmış buldum kendimi. Sudan çıkmış balık misali. Ne olduğunu anlamaya başlağımda gülme krizinden kurtulamıyordum. Zira her düşene gülme huyum vardı ve düşen ben olduğumda da kural değişemezdi. Elimde Nina’ya vermek üzere aldığım hediye ajanda ve o suyu içine çeken ıslak çikolata. Yeni yıl hediyesi olarak vermeyi planladığım hediyelerim benimle birlikte aynı kaderi paylaşıyordu. Sırt çantamda yarı nemli kalmış eşorfmanları tekrar giydikten sonra, ıslanmış boğazlı kazağımın ve şapkamın suyunu iyice sıktım. Bunu yaparken hava o kadar soğuk değil kışın da denize girebilirim diye düşünüyordum bir de en son ne zaman düştüğümü. Kırmakta olduğum rekorum bozulmuştu. 5 yaşından beri korumakla mükellef olduğum rekorum bir saniyede yerle bir olmuştu.

 

Sözün özü; bu yaşadığım olay yüzünden cep telefonu kullanımı ile ilgili bende bir farkındalık oluştu. Herseyi gözden geçirirken bazı kararlar almak kaçınılmazdı. Kimbilir ne kadar çoktular telefonla ilgili olan trafik kazaları, selfie uğruna olan ölümler…

Sonuç olarak; aklımızı alan bu akıllı telefonları daha dikkatli kullanmayı tavsiye ediyorum. Ben bazen telefon diyeti uygulardım. Mesela pazar günleri sabah kahvaltıdan akşam yemeğine kadar cep telefonunu tozlu raflara fırlatıp kullanmayanlardandım. Şimdi diyeti arttırıp daha verimli zaman geçirmeyi planlıyorum. Daha çok okuma, yazma, yürüyüş ve kendine vakit ayırma. Sizde bir kaç saat belki bir gün ayarlayıp başlayabilirsiniz telefonsuz zamanlara. Uzaklaşın ve arının. Benim bahar gelir gelmez yapacağım ilk şey güzel bir ağaç seçip yatacağam gölgesine ve bakacağım gökyüzüne sonra seyredicem bulutları. Hissederken rüzgarı mümkün olduğunca hiçbir şey düşünmeyecegim. kimbilir belki bir gün yerine bir haftaya çıkar bu keyifli zamanlar.

Bu arada film gayet başarılı . Bilenler bilir ASGAR FARHADI filmlerin de her bir karakter içine işler , onun psikolojik gerilimi insani alır götürür bir bakarsın beyin muhakemesi yapıyorsun. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca Bana göre en iyi filmleri sırasıyla , Satıcı , Elly hakkında, herkes biliyor ve bir ayrılık. Bu filmleri izlenecekler listesine mutlaka eklemelisiniz. İran sineması benim gözüm de çok farklı bir kulvarda yine başka yazılarımda değinmek üzere diyorum.

Aman dikkat edin. Ayağınıza taş değmesin.

Sağlıcakla kalın ve sanatla kalın.

 

 

 

 

5
mutlu
Mutlu
1
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
1
_a_rm_
Şaşırmış
1
vir_sl_
Virüslü
Sudan Çıkmış Balık