Ana Sayfa Köşe Yazıları TCG Muavenet Faciası'nın Yıldönümü

TCG Muavenet Faciası’nın Yıldönümü

Tarihte Bugün!

- Reklam -

1 Ekim 1992…

TCG MUAVENET, Ege’de gerçekleştirilen NATO Tatbikatında ABD’ye ait CV-60 USS Saratoga uçak gemisinden fırlatılan iki Sea sparrow füzesi ile vuruldu. Aralarında gemi komutanı Kurmay Yarbay Kudret Güngör de olmak üzere 5 askerimiz şehit oldu…

Gemi Komutanı Kurmay Yarbay Levent Kudret Güngör
Gemi Komutanı Kurmay Yarbay Levent Kudret Güngör.

Gemiler de insanlar gibi bir yaşam sürer. Mücadele eder, savaşır. Onların da demir atacağı son liman ölüm…Bu asla bir yok oluş olmaz… Hizmet dışı kalan bir geminin adı hizmete giren bir başka gemiye verilince ruh tekrar hayat bulur. Gemiler yeniden doğar… Muavenet’in hikayesi tam da böyledir. Muavenet adını taşıyan ilk gemimiz Osmanlı donanması için Türk milletinin topladığı paralar ile satın alınan Muavenet-i Milliye’dir. 1909 yılında Almanya’da inşasına başlanan gemi 2 yıl sonra hizmete girmiştir. Muavenet-i Milliye Çanakkale Muharebeleri esnasında adını Dünya Deniz Harp tarihine yazdıracak bir zafer elde etmiştir.   Morto koyunda karada ki unsurlarımızı aralıksız bombalayan İngiliz Goliath zırhlısı, 13 Mayıs 1915 tarihinde bir gece operasyonu ile Muavenet-i Milliye’nin yolladığı 3 torpido neticesinde 500 kadar personeliyle Çanakkale Boğazının dibini boylamıştır.  Muavenet-i Milliye milletine olan borcunu ödemiştir. 1950 li yıllarda hizmet dışına çıkarılarak sökülmüştür. Aynı ismi taşıyan 2. Muavenet gemimiz ise 1945-1960 yılları arasında görev yaptı. Sonrasında hizmet dışına ayrıldı. Ondan bayrağı devir alan ise 1975 yılında ABD den satın alınan Muavenet gemimizdi. Gemi Türk donanmasının vuruş gücü açısından çok önemli bir unsurdu. Maalesef bu geminin akıbeti diğer gemiler gibi olmadı… Büyük bir kahpeliğin hedefi oldu…

1 Ekim 1992 de Muavenet’e yapılan kahpe saldırı

Ege Denizi’nde 25 Eylül 1992 tarihinde başlayıp 8 Ekim 1992 tarihinde biteceği bildirilen Display Determination NATO tatbikatında (Kararlılık Gösterisi) görev alan TCG Muavenet Muhribimiz 1 Ekim 1992 tarihinde gece yarısını biraz geçe tatbikata ara verilmiş gemiler aktif değil iken 3 deniz mili mesafede ki USS Saratoga uçak gemisinden atılan iki adet Sea Sparrow füzesi ile vurulmuştur. Füzelerden biri geminin SHM’sine (Savaş Harekât Merkezi) diğeri ise Köprüüstü’nü vuruyor. O esnada Gemi Komutanı Kurmay Yarbay Kudret GÜNGÖR, Teğmen Alper Tunga Akan, Astsubay Serkan Aktepe, Astsubay Mustafa Kılıç, Er Recep Akan şehit düşmüştür… Gemide ayrıca 13 yaralı vardır. Gemide 350 ye yakın mürettebat mevcut.  Gemi komutanı şehit, birçok rütbeli ağır yaralı olmasına rağmen alarm veriliyor. Tüm personel savaş yerlerine geçiyor. Ardından patlama nedeniyle cephanelikte yangın çıkıyor. Yangının söndürülmesi saatler sürüyor. Gemi Sea Sparrow güdümlü mermisi ile vurulmuştur. Bu silah hava hedeflerinin imhası için imal edilmiş bir silahtır. Tarihte ilk ve tek defa bizim gemimiz üzerinde kullanılmıştır… 2003 yılında Ölüm konuşmaları adıyla Uss Saratoga gemisinin gemi içi konuşmaları yayınlanmıştır.  Katil Amerikan gemisi içerisinde oluşan muhabereyi aktarıyorum;

 

Saat: 23:25- Olaydan 39 dakika öncesi…

Saratoga Savaş harekât Komutanı Carrol White, gemide bulunan görev grubu komutanı Tuğamiral Philip Dure a gider…

White- Amiralim tatbikata katılıp yeşil kuvvet gemilerine sea sparrow füzesi atmak istiyorum.

Dure – Eğitim talebiniz uygundur Yarbay.

Saat 23:30 Amiralden tatbikat için izin alan White durumu Shm de bulunan Vardiya Amiri Yüzbaşı Allan Wasques’e bildirir.

Saat 23:31 Yarbay White dan hazırlık talimatı alan Wasques Sp telefon ile Sea Sparrow sorumlusu astsubayı arar;

Wasques – Başçavus Morrın, ben Yüzbaşı Wasques, sea sparrow personelini uyandır ve sistemi hazırlat.

Sonrasında sistem açılıyor. Füzenin emniyeti açılıyor. Talep karşılıklı olarak onaylanıyor.

Saat 23:54 Fiili atış emri alan Sea Sparrow kontrol kamarası astsubayları durumun ciddiyetini fark ederek emir tekrarı talep ediyorlar. Cevap ‘‘Bu bir tatbikat değildir. Gerçek durumdur’’ oluyor…

Saat 00.03 te Yüzbaşı Allan Wasques Muavenet in idam fermanını veriyor…

– Ateş Serbest!

1 dakika sonra iki farklı sea sparrow füzesi ateşlenip 17 saniye içerisinde Muavenet gemimiz vuruluyor…

Söz konusu Sea Sparrowların ateşlenmesi için Eğitim Kodu, Hedefe kilitlenme, Alarm uyarısı, Gerçek ateşleme aşamalarının geçilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla olayın bir kaza olmadığı çok nettir…

Tatbikat bir anda kana bulanmış, Muavenet kullanılamaz hale gelmişti. Buna rağmen tatbikata hiçbir şey olmamış gibi devam edildi…

Bununla ilgili olarak söz konusu hain saldırıda gazi olup bir kolunu ve bir ayağını kaybeden Üsteğmen İlter Özdil şunları ifade etmektedir;

 

  • Olay anında kamaramdaydım. Uyanır uyanmaz kamaramda büyük bir yangınla karşılaştım. Sonradan fark ettim ki sol ayağım parçalanmış. Sol kolum kırılmış. Sol elim yok. Kaportayı zorla açtım. Sürünerek subay salonuna geçtim. Kafam ve gövdem haricinde vücudumun her yeri isabet almıştı. Saratoga Uçak gemisine götürüldüm. Ayağım ve kolum kesildi. Bir daha gözümü açtığımda aradan 7 gün geçmişti. Olay kesinlikle kaza değildir. Gelsinler karşıma oturup anlatsınlar onu. Öyle söylendiği gibi eğitimsizlik ve disiplinsizlik te olamaz. O radar çalıştırılıp bize yönlendirilmediği sürece füzenin bize isabet etmesi olanaksız. Sistemin çalışabilmesi için komutanlık makamının onay vermesi gerekiyor. Son komuta edecek kişi komutandır. İki füze madem yanlışlıkla ateşlendi, neden sistemi iptal edip hedefi saptırmadılar? İlk mermi, patlamadan sonra yakıcı ve yıkıcı hava dalgası yaratan Blast tipi, ikincisi ise hedefe bir kaç metre kala kendi kendine infilâk eden “Tapa ayarlı Şarapnel Tesirli” Sea Sparrow mermisi… İki mermi de farklı noktalar hedef alınarak atılmış. Neden soruşturmaya uğrayanları idari kovuşturmalar ile geçiştirdiler?

 

Olay sonrası Saratoga üzerinden kalkan bir helikopter yaralıları tahliye etme bahanesi ile güverte de bulunan Sea sparrow parçalarını kanıt içerdiği için toplamaya çalışmış, Türk askeri buna asla izin vermemiştir…

 

Aynı tatbikatta görevli olan bir diğer Muhribimiz Mareşal Kılıç Ali Paşa tarafından yedeklenen Muavenet, Gölcük poyraz limanına getirilmiştir. Muavenet’in Gölcüğe getirildiği 2 Ekim 1992 tarihinde Gölcük tersane Komutanlığı Nöbetçi Subayı olan Emekli Albay Behçet Akmansoy gemiyi ilk ziyaret edenlerdendir. Kendisinin ifadeleri ile izlenimleri şunlardır;

 

–   Gemi geldikten sonra da ilk geçmiş olsun ziyaretine gidenlerdendim. İlk mermi köprü üstü hizasında infilak etmiş, ikincisi ise muhtemelen ilkinin etkisiyle biraz geride ve yüksekte patlamıştı. İlk merminin başlık kısmı, komutan koltuğunun önünden girerek, komutanı ve muhabere subayını şehit ettikten sonra, radar ve pusula repeaterlarını de önüne katarak iskele taraftan dışarı çıkmıştı. Bu arada mermiden dağılan çok yüksek hızda ve sıcaklıktaki şarapneller, iki sıralı düzgün dairesel bir şekilde köprü üstünün ön yüzeyinde, 01 güverte platformunda ve 52 topun taretinde dikdörtgen delikler açmıştı. Öyle ki, bu delikler oksijen kaynağıyla kesilmişçesine düzgün şekilliydiler. 52 Topun taretini delen bir şarapnelin hiç yön değiştirmeden, topun kamasını da kestikten sonra alt güvertelere doğru karanlık bir delik halinde gitmiş olduğunu görmüştüm. Alt güvertelerdeki şehitlerimize ve yaralılarımıza bu şekilde şarapnel veya parça isabeti olduğunu sanıyorum. Sanki gemiye dev bir av tüfeği ile ateş edilmiş gibi bir görünüm vardı. İlk merminin infilak blastı ile köprü üstü tavanı konserve gibi açılmış ve muhtemelen gözcümüzün şehit olmasına yol açmıştı. İkinci merminin izleri ise, hava ve su üstü radar antenlerinde görülüyordu. Mermiler yoldayken, kaderin bir cilvesi sayesinde, iskele kırlangıca geçmiş olan Topçu subayı ve Baş çarkçı şans eseri kurtulmuşlardı. Yine aynı şekilde, subay salonunda kanepede oturan gemi doktoru ile bir başka subay, o sırada televizyonda başlayan filmi daha iyi izlemek için masadaki sandalyelere geçmişler ve az önce oturdukları kanepenin delik deşik olduğunu görmüşlerdi. Ve maalesef, iki güverte alttaki kıdemsiz astsubay salonunda bir astsubayımız ise yine mermiler yoldayken, kaderin kötü bir oyunu ile satranç oynamak üzere masaya henüz geçmişken başından isabet alarak şehit olmuştu

 

Saldırının nedenleri

Dönemin Türkiye Siyasi karar alıcıları Kürt Federe Devlet’inin karşısında idi. Saldırıdan 3 gün sonra Irak’ta Kürt Federe Devleti Kurulmuştur.

1 Ekim 1992 de Kuzey Irak’ta Eşref Bitlis Paşa pkk ya karşı büyük bir harekât başlatmıştı.  Bu Amerika’nın rahatsızlığına sebep oluyordu…

ABD’nin Meko firkateynlerin ilki olan Barbaros sınıflarının Almanya’dan tedarikinin önüne geçerek elinde ki mevcut hizmet dışına çıkarmaya hazırlandığı Knox sınıfı sitimli ana makinaya sahip Okyanus Denizaltı savunma harbi gemilerini Türkiye’ye satma niyeti…

Peki ya Sonrası?

Dönemin ABD Dışişleri Başkan Yardımcısı Washington’da dönemin Türkiye Büyükelçisi Nusret Kandemir’i arayarak ‘‘Geminizi vurduk. Özür dileriz!’’ dedi…

Şehit ve gazi olan askerlerimiz ABD 11. daire mahkemesi söz konusu kahpe saldırıyı ‘‘Adil olmayan politik mesele’’ olarak yorumladı. Kahpe saldırının zarar görenleri açısından tazminat davası açılamayacağına hükmetti…

Türkiye ne yazık ki ilişkilere zarar gelmesi korkusuyla ne şehitlerinin ne de gazilerinin haklarını aramadı.  Erlerin kayıp eşyaları bile tazmin edilmedi…

Dönemin TBMM meclis tutanakları internet üzerinden erişime açık… Okuduğunuz zaman göreceksiniz ki kifayetsiz hıyanet ve dalalet içerisinde ki bir kısım karar alıcılar yüzünden şehitlerimizin ve gazilerimizin kanı yerde kalmıştır…

Şehit ve gazi aileleri Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Meclis dilekçe komisyonuna, Maliye bakanlığına, Millî savunma bakanlığına sayfalarca yazı yazdı. Aradan 28 yıl geçti ve mahkemelerden bir sonuç alınamadı…

Yıl 2020

Bugünün gazete haberlerine göz gezdirin. Şehitlerimizin nasıl unutulduğuna, unuttuğunuza şahitlik edin… Türk milleti olarak çabuk unutmaya meyilli bir milletiz. Unutursak tekrar benzeri bir durumun yaşanma olasılığı fazlasıyla mümkün olur.

Unutmayın… Çünkü Emperyalistler unutmaz…

Şehitlerimizin Ruhları Şad, Mekanları Cennet Olsun…

Son Haberler

- Reklam -