Ana Sayfa Köşe Yazıları Türkçenin İnkarı ve Best'lerin Yükselişi

Türkçenin İnkarı ve Best’lerin Yükselişi

En genel tanımıyla insanlar arasında iletişimi sağlayan olguya dil diyoruz. Yalnız sözel değil yazıyla, işaretlerle de dili kullanıyoruz. Geçmiş çağlarda insanların duvarlara resimler çizerek dili kullandığı herkesin malumudur. Binlerce yıl öncesinin yaşantısını, tarihini, kültürünü bilebiliyorsak bu dil sayesindedir. Dil, bu ve pek çok yönüyle karmaşık bir yapı ve büyülü bir dünyadır. Bazı sırları bugün hala çözülemeyen dil olgusu, Prof. Dr. Doğan Aksan’ın tabiriyle “Bir topluluğu topluma dönüştürme” işlevine de sahiptir. Aksan, hiç şüphesiz haklıdır. Yüce Allah’ın Kuran-ı Kerim’de insanlığa bildirdiği gibi dünyaya dil dil, renk renk geldik. Öyleyse bizi birbirimizden farklı kılan bir şart olarak da dili göstermek mümkündür. Dünyayı paylaşan farklı milletler farklı farklı dillerle birbirinden ayrılmaktadır. Tarihi süreçte kimi diller, kabile dili olarak kalırken kimi ise dünya dili haline gelmiştir Türkçe, zengin kelime hazinesi, konuşan sayısı ve binlerce yıllık tarihi ile dünyanın en büyük dilleri arasındadır. Atalar kültürünü dünden bugüne taşıyan dilimiz, dünyanın farklı yerlerindeki Türkleri bir dil çatısı altında birleştirmektedir. Ortak deyimler, deyişler, eylemler ile Türkçe, tüm Türklerin ortak mirasıdır.

- Reklam -

Bugün, Ali Şir Nevai’nin tüm Türkleri bir çatı altında birleştirdiği Türkçe nerede? Bu sorunun cevabı karmaşık olduğu kadar belki de ıstırap verici. Öyle ki farklı lehçelere bölünmüş dilimiz, dünyanın farklı yerlerinde farklı dillerin etkisi altında kalmaktadır. Doğuda Rusça, batıda İngilizce… Biz, doğuda yaşanan dil değişimlerinden burada ahkâm kesecek kadar haberdar değiliz. Ancak bugün Türkiye sahasında Anadolu Türkçesi’nin yaşadığı zulme şahidiz. Üstelik bugün bu suçu, eskiden olduğu gibi yalnızca gençlerin üstüne yıkamayacağız. Çünkü çevremiz hem “date e çıkan” gençler hem de “bir şeyleri match eden” yetişkinlerle dolu. Plaza denen uzay çağının tepegözlerinde topuklarını zemine vura vura yürüyen bazı iş insanları “tab ediyor, search yapıyor, tick atıyor” . Beyin fırtınasını beğenmeyenler “brain storming” için can atıyor. Kontrol etmeyi, gözden geçirmeyi unuttuk. Cross check yapıp geçiyoruz. Sıklıkla bahsi geçen tepegözlerin dili haline gelmiş bu uydurukçayı şiddetle kınıyoruz. Gençler de kendilerini suçsuz sanmasın. “ Aman diyim bro, sakın buluşmaya gitme. Date e çıkın.” Ah gençler! Kim kimin “best”i şaştık kaldık. Arkadaş, dost tarih oldu vesselam. Sevgili okur, size de mide bulandırıcı geliyor, biliyoruz. Peki, derdimiz nedir?

Türkçeyi inkâr… Zannediyoruz ki dilimizi inkar etmek bize iş hayatında, arkadaşlar arasında basamak basamak yükseltecek. Herkesin anlayacağı ana sütümüz Türkçe dururken yabana bel bağlamak, kariyer yaptırmasa da dili ve kültürü yok ettiği gibi bizleri de kahrediyor. Bundan elli yıl sonrasını düşünmek eminiz ki hepinize acı veriyor. Nerede bizim saf, apak Türkçemiz? Nerede kimsenin anlamadığı, ağızlarda yayıla yayıla ayran olan bu kem sözler? Bu kervana kapılanlar bilmelidir ki torunlarımıza miras bırakacağımız kültür böyle giderse Türk kültürü olmayacaktır. Gelecek nesillerin kültürler arasında kendini ve kimliğini kaybetmesi işten bile değildir. Peki, dil giderse millet, millet giderse devlet olur mu?

Son Haberler

- Reklam -