Türk Dış Politikasında Güncel Meselelere Kısa Bir Bakış

0

Bilindiği gibi ve her gün çeşitli mecralarda konuşulduğu gibi dış politikamızı şu sıralar en çok meşgul eden meselelerden birkaçı S-400 Hava Savunma Sistemi anlaşması, Doğu Akdeniz sorunu ve Suriye sorunudur. Burada çok detaya girmeden bu ve bunlarla ilişkili birkaç meselemize kısa kısa değinerek belirli bir çerçeve oluşturacak ve bunlarla ilgili yorumlarımızı yazacağız.

Gündemimizi en çok meşgul eden konu S-400 HSS’nin temmuz ayı içerisinde ülkemize gelecek olmasıdır. ABD’nin Rusya’dan alınacak bu sisteme ilişkin yorumunu ve bu anlaşmadan Türkiye’nin vazgeçmesini istemesini hepimiz biliyoruz. Hatta tehditvari bir tutumla Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarına maruz kalacağını açıkça ifade etmekteler. Peki Türkiye neden S-400 anlaşmasında ısrar etmekte? Bu sorunun cevabı karmaşık ve geçmişle ilintilidir. Birkaç on yıl önce Doğu Akdeniz’de doğalgaz rezervlerinin bulunması ve hatta bu rezervlerin ederinin trilyonlarca dolar gibi fiyatlarla nitelendirilmesi bunları oldukça önemli kılmaktadır. Türkiye de uluslararası hukukun kendisine vermiş olduğu haklar çerçevesinde bu rezervlerden hakkını aramaktadır. Öte yandan Suriye, Mısır, İsrail, GKRY, Yunanistan gibi Akdeniz ülkeleri buradan paylarını almaya çalışmaktadır. İşte tüm bu sorunlar bu ekonomik çıkar kavgasının savaş sahnesine dökülüp dökülmeyeceğiyle ilgilidir.

S-400, Türkiye’nin saydığımız ülkelerin karşı kutbunda olması da sebebiyle ve bunların birçoğundan deniz ve hava kuvvetleri bakımından daha kuvvetsiz olması nedeniyle, önemli bir hale gelmiştir. Türkiye’nin olası bir savaşta etkinliğini artırmak istemesi, deniz kuvvetleri ve hava kuvvetlerini yeni gemiler, denizaltıları, uçaklar ve hava savunma sistemiyle donatmak istemesiyle doğru orantılıdır. Geçmişte Çin ve ABD’den almak istediği HSS’lerin bu ülkeler tarafından reddedilmesi sebebiyle Türkiye alternatif yol arayışına girmiştir. Biliniyor ki S-400 HSS Türkiye’nin isteğini karşılayacak bir sistemdir. Ancak Türkiye geçmişte yapmış olduğu bazı hatalarından dolayı bu sistemi almaya Batı tarafından itilmiştir. 2012 dolaylarında Patriot satın almayı reddeden Türkiye bugün itibariyle ikisi arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılmıştır. Doğu Akdeniz sorununun gittikçe önemli hale gelmesiyle Türkiye köşeye sıkıştırılmak istenmektedir. Patriot anlaşması geçmişte yapılmış olsaydı şuanda böyle bir sorunumuzun olmayacağını düşünmekteyim.

Bunların yanı sıra Türkiye’nin kara ordusunu Ortadoğu’da yenebilecek bir güç bulunmuyor. Ancak sorunun denizde olduğunu hesaba katarsak hava ve deniz kuvvetlerinin acilen geliştirilmesi gerekmekte. Bu olduğu taktirde Türkiye Doğu Akdeniz ve Suriye’de istediğini sahaya dökmeden caydırıcı gücüyle yapabilecektir. İsrail’in hava kuvvetlerinin, Yunanistan’ın ise deniz kuvvetlerinin Türkiye’nin kuvvetlerinden nispeten daha üstün olduğu söylenebilir. Bunu bilen Batı özelinde ABD ise Türkiye’yi dış politikada sıkıştırarak yandaşlarına Doğu Akdeniz’de büyük pay vermek istemektedir. Türkiye zamanında Patriot’u reddetmiş S-400 almak istemiş ve sonrasında bu politikasında geri dönülemeyecek bir konuma gelmiştir. Şuan verilecek her karar Türkiye aleyhine olacaktır. Karar vericilerin bundan sonra maalesef bu politikayı devam ettirmeleri zaruri olmuştur. Ancak alınacak S-400’lerin Türk Hava Kuvvetleri’ne tam bir katkı yapmayacağı, ortağı olduğumuz ve anlaşmadan atılmamız istenen F-35 isimli uçağın önlenmesinde çok güçlük yaşanacağı söylenmektedir. Ayrıca S-400’ün balistik füzeler karşısındaki durumunu da şuana kadar hiç karşılaşmadığından bilememekteyiz. Bu sebeplerden ötürü kendini kanıtlamış iki sistemin sadece geçmişte yapılan hatanın geri dönülemez bir hal alması sebebiyle bir sisteme tercih edilmemesi dış politikamızda çok büyük bir sorun haline gelmiş, trilyonlarca dolar eden ve hak sahibi olduğumuz Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklardan istifade edemeyecek duruma getirmiştir. Üstelik 2003’de Irak’taki Türklerin haklarını koruyamadığımız gibi şuanda da Suriye’deki soydaşlarımızı korumakta da ayrıca sorun çıkartmaktadır. Ekonomisi iyi olmayan bir ülkenin hatta kuvvetleri de yeterli olmayan bir ülkenin dış politikada caydırıcı olması, alanını etkin kullanması çok zordur. Siyasilerce söylenen beka meselesi tam olarak işte budur. Dış tehditler her zaman vardır ve olacaktır. Beka sorunu dış tehditlere ne kadar karşı koyabildiğinizle doğru orantılıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.