DEVİRLER VE DEVİNİMLER – METOT ÜZERİNE NOTLAR

0
35

Çağlar, türlü devinimler yaşar. Her devir sıradışı bir olay,bir fetih, bir devrimle başlar. Her olağandışı aksiyon öncelikle yeniliği, sonrasında durağanlığı ve nihayetinde monotonluğu getirir. Ve insanoğlu her duruma alışma eğilimindedir. Sürgünlere de, savaşlara da, katliamlara da.. Kaybettiklerimiz hatrımızdan da kaybolur zaman içinde. Canlıların hayatta kalma refleksi ile alakalıdır bu durum. Temel ihtiyaçlarını karşılayan insan, buhranlar içerisinde de olsa yaşama tutunmaya gayret eder.

 

Bilim de böyledir. Her yeni method bir çağ başlatır. Methodlar bir süre sonra durgunluğu ve ardından yanlışlanmayı muhakkak yaşayacaktır. Doğa bilimlerinin üstadı Dalton’un bugün geçerliliğini koruyan hiçbir tezi kalmamıştır neredeyse. Fakat modern bilimin bu noktaya gelmesinde en fazla katkıya sahip insanlardan biridir kendisi. Dalton’un büyük adam olmasının en büyük sebebi bilimin akışına müthiş bir ivme kazandırmasıdır.

 

Devrim-durağınlık ve çöküş tezini Aristo’nun bilimlerin en yücesi olarak tanımladığı  siyaset biliminde görmemiz, şaşırılacak bir olgu değildir. Çünkü yine Aristo insanı siyasal bir hayvan olarak tanımlar. Bu durumda insanı etkileyen her durumun siyaset bilimini etkilemesi kaçınılmazdır. Türkiye’deki siyasal hayat ve siyaset tarihi incelendiğinde tamamen yerli ve milli tek düşünce sisteminin Türk Milliyetçiliği olduğu görülecektir. Bu milli düşünce çok uzun yılların ardından kültleşmiş bir metodolojiye, bir siyasi geleneğe,ortak bir etiğe ve kurallara dökülmüş örgütlenme ve teşkilatlanma yapısına kavuşmuştur. Otoriter her düşünce gibi kural ve kanunun düzen, iyi kanunun iyi düzen demek olduğu felsefesini benimsemiştir kendisine . Fakat çağın yeniliklerine göre revize edilememiş kanunlar kötü kanun; kötü kanunlar ise kötü düzen ve aynı şekilde kötü düzenin tabuları ve dogmaları doğurduğu gayet ortadır.

 

Yerli ve Milli mefkuremizin Türkiye’deki en yorgun fikriyat sistemlerinden biri olduğunu modern Türk Tarihini incelediğimizde görebiliriz. Rusyadaki Cedidciler, Basmacılar;  Rus emperyalizmi ile, Osmanlıdaki Genç Türkler istidtabla, çöküş devrindeki kuvvacılar yedi düvelle çarpıştı. Türk Ulusal Devrimi olan cumhuriyet dönemi sonrasında Türkçüler; İsmet İnönü iktidarınca sürgünlere, hapislere, tabutluklara mahkum edildi. Kızıl ve yeşil komunizm ile yıllarca süren çatışmalar Türkçüleri yıldıramadı. Ülkücüler kukla devrimcilere ve Amerikan darbesine yüzlerce şehitler verdiler. Kıbrısta, Türk Mukavemet Teşkilatı mücahitleri EOAKA ve Enosisçileri yenilgiye uğrattı. Bugünün Türkçüleri, Kürt faşistleri ve siyasal İslamcılarla mücadeleye devam ediyor.

 

Her devirde ana mefkuresini koruyan fakat eylem biçimlerini yenileyen Türk Milliyetçileri  bugün eski eylem biçimini  terketmekle birlikte  yeni bir teknik geliştiremediler. Bugün bu eksiklik bizi durağanlığa terketti.  Durağınlıktan kurtulamamızın sebebi, bu davaya gönül verenlerin dogmalarından vazgeçememeleri ve eski yöntemleri ısrarla denemelerinden kaynaklanmaktadır. Yeniliklere ve yeni yöntemlere kötü gözle bakmak büyük bir hatayken bu yeniliklerin önüne geçmeye çabalamak bizi derin yanlışlara sürüklemekte. Bugün Türkiye’de yerel ve ulusal düzeyde sayıca oldukça fazla milliyetçi teşkilatlar bulunmakta. “Her gün yeni bir teşkilat peydahlanıyor” düşüncesini kesinlikle hatalı bulmaktayım. Anadolu ve Trakya Müdafa-i Hukuk cemiyeti tüm kuvvacıları birleştirmeden önce bir çok farklı komita bu vatanı korumak vazifesini üstlenmekte idi.

 

Yeni teknik denemeleri hatalı dahi olsa, tekniklerin yanlış olduğunu bize kanıtlayarak fayda sağlar. Yapılması gereken ise teknikleri aşağılamak yerine, yeni ve ortak bir metod oluşturmaya çabalamak ve bu metodu oluştururken hataları tekrarlamak yerine işe yarar tekniklerden ders çıkarmaktır. İçinde bulunduğumuz durağanlıktan kurtulmaj ve yeni bir eylem formu oluşturmak için kaybedilecek vaktimiz kalmamıştır. Gaspralı Bey’in “ Dilde, Fikirde, İşte Birlik” sözünü parola bilerek, kişisel çıkarlardan ödünde bulunmak ve ortak payda Türk Milliyetçiliğinde buluşmak zorundayız. Yeni çağın sloganı mutlak surette ‘yenilik’ olmalıdır. Yusuf Akçura son sözü uzun zaman önce söyledi: “ Tek çıkar yol, milliyetçiliktir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here