Asya Kırı

- Reklam -

Sevgili Sabit haber okuyucuları. Bu hafta yeni bir hikayenin başlangıcı ile sizinle buluşmak benim için büyük mutluluk.
Dönemsel olarak yaz aylarındayız ve birçok kişi ya memleketinde ya da yaz tatilinde. Tatil döneminizi köşe yazılarımda paylaştığım kısa Türk mitolojisini tanıtan hikayelerimi okuyarak daha keyifli geçmesini temenni ediyorum.
İlk yazımda da belirttiğim gibi bu tarih bizim ve iyisi ile kötüsü ile her şeyini öncelikle kabul etmemiz, öğrenmemiz ve tüm dünyaya tanıtmamız gerekiyor.

- Reklam -

Asya Kırı
– Barış bey yolculuk için hazır mısınız?
– Evet Ahmet bey. Uçağın kalkışına iki saat kala havalimanında olacağım.
– Mutlu bir ses tonuyla; Ötüken yolculuğu başlıyor demek ki.
– Ahmet bey, bu ziyaretin hedefini bulabilmesi için elimden geleni yapacağım.
– Barış bey ama sizi önceden de uyardığım gibi bu tamamen aramızda ve gizli kalmalı. Ben tanınmış bir tarih profesörüyüm ve bir medyum ile tarihi bilgi edinmeye gidiyor olmam çevrem tarafından kesinlikle bilinmemeli. Lütfen gizliliğe çok dikkat edelim.
– Artık aynı konu üzerinde konuşmasak. Ahmet bey sanırım bu beni beş yüzüncü tembihleyişiniz oldu! Artık beni bu kadar daraltmasanız. Ayrıca hissettiğim kadarıyla bu yolculuk benim için de çok anlamlı olacak. Eski şaman atalarımızın ruhlarına ulaşmak muhteşem olacak.
– Barış bey aslında size önceden de bildirdim. Aslında bu tür şeylere pek inanmam ama yine de pozitif bilimleri kullanabiliyorsak denemek gerektiğini düşünüyorum. Tarihi doğru şekilde anlamak için her yolu denemek gerektiğine inanıyorum.
– Geçiştirici bir üslupla; Ahmet bey ben size kendimi ispatlamak zorunda değilim. Ancak siz de herşeyi gözleriniz ile göreceğiniz için daha fazla bu konuda konuşmak istemiyorum. Uçak yolculuğu ile beraber 12 saat sonra orada olacağız ve siz şahit olacağınız şeyler karşısında zaten şaşırıp kalacaksınız.
– İkna olmamış bir ses tonu ile; ilk Tonyukuk anıtını görelim. Milattan sonra 725’ li yıllarda dikilmiş olması lazım. Yazıtı zaten Tonyukuk yazdırdı. Bu yazıtta İlteriş Kağan ve Kapagan kağan döneminden bahsediliyor. Tonyukuk aynı zamanda Bilge kağan’a da vezirlik yapmıştı. Onun varlığına ulaşabilirsek öğrenemeyeceğimiz şey yok.
– Tamam, Ahmet bey. Bunu da en az üçyüz defa söylemişsinizdir. Ben tüm ruhum ile bu deneyime hazırım.
Ahmet bey, nihayet varabildik. Bu maneviyat beni büyük bir heyecan ile sardı. Şimdi Tonyukuk’un ruhuna ulaşmaya çalışacağım. Şamanlar yol gösterecektir. Şimdi bu yazıta dokunacağım. Sizde sağ eliniz ile benim koluma sıkıca sarılın. Ama ama hava çok gergin! Kötü ruhlar etrafta serbestçe dolaşıyor. Uzun zamandır burada Şaman ayini yapılmamış. Bu sebeple Erlik’in hizmetkarları burada serbestçe dolaşıyor. Normalde yer altına kovulmuş olmaları gerekiyordu.
– Ahmet bey, Barış’ın buz mavisi gözlerine bakarak; bunları nasıl görüyorsun diye sordu?
– Birazdan sizde göreceksiniz. Sadece bana inanın ve güvenin.
Ahmet birden tüm bedenini saran bir yorgunluk hissetti. Sanki günlerdir uyumamış gibi göz kapakları kapanmamak için zorlanıyordu.
– Barış bağırıyordu! Sakın gözlerinizi benden ayırmayın.
Ahmet tamam der demez kendilerini milattan sonra 700 lü yıllarda buldular. Her yer yemyeşil kırdı. Taşlar yoktu. Barış’ın eli boşta duruyordu.
Ahmet birden başının üzerinde siyah bir gölge gördü.
– Barış seslendi! Sakın ona bakma… o kötü bir ruh.
Kötü ruh Ahmet’in kolunu çekiştirmeye başlamıştı. Ahmet’in kolunu buz gibi bir his kaplamıştı.
– Barış yüksek sesle bağırmaya devam ediyordu; Erlik hizmetkarlarını geri çek! Seni Tanrı Ülgen’e şikayet ederim. O koruyucularını gönderir!
Bu esnada Ahmet baygınlık geçirebilecek kadar zor durumdaydı. Kolu buz gibi olmuş bacakları ise karıncalanıyordu. Güneş neredeyse batmak üzereydi ancak Ahmet halen Barış’ın gözündeki ışık huzmesine bağlı kalmaya çalışıyordu. Korku içinde bu korkunç hissin bir an evvel bitmesi için sabrediyordu ancak birden Ahmet ile Barış’ın arasına gözleri tamamen simsiyah, hiç akı görünmeyen korkunç bir yüz girdi.
– Korkunç bir ses tonuyla; ne işiniz var burada diye bağırdı.
– Yeniden Barış’ın sesi duyuldu; Mergen Tanrı bize yardım et!
Bu esnada Ahmet neredeyse kötü ruhun etkisine kapılıp bilincini kaybetmek üzereydi. Yavaş yavaş sağ eli Barış’ın kolundan ayrılmaya başlamıştı.
– Bir daha Barış’ın haykırışları duyuldu; Mergen Tengri acil yardım et. 7. Kattan bize yardım için gel. Sana yalvarıyorum…
Bir anda Barış ile Ahmet’in arasına giren kötü ruhun kafasına bir ok saplandı ve kötü ruh bir anda ortadan yok oldu. Ahmet yeniden gücünü toplayabilmişti.
– Barış’ın şimdi şükür konuşmaları yankılanıyordu. Mergen Tengri şükürler olsun sana. Yalvarırım bizimle ol ve bizi koru!
– Güçlü bir erkek sesi geldi; siz neden buradasınız? Geri dönün! Burası size ait değil…

Devam edecek….

- Reklam -

Son Haberler