Ana Sayfa Köşe Yazıları Ne Yaptı Bu Heykeller Size?

Ne Yaptı Bu Heykeller Size?

“Tek bildikleri heykel dikmek!” ya da “Heykel dikmekten başka ne yaptılar?” diye zırvalayan yobazlara muhakkak rastlamışsınızdır. Sosyal medya da ya da başka bir alanda bu tür şahısları rastlamak artık çok kolay. İşin acı tarafı da bu ya, bilime ve aydınlanmaya düşman olanlar, bugün güzel sanatlara da düşmanlar. Bu zihniyetin öncülleri milli çalgımıza da “şeytan icadı” olarak tanımlamışlardı. Şimdi ardılları heykellere takmış durumdalar.

- Reklam -

Heykeller… Cansız, taştan anıtlar! Güzel Sanatların bu dalı milli ruhun uyandırılmasında ve canlı tutulmasında işlevsel bir araçtır. Bağımsızlık sembollerinden birisi olduğu gibi , egemenlik ifadesinde de kullanılan bir nesnedir.

Michelangelo’nun meşhur Musa heykelini tamamlamasından sonra, heykele çekicini fırlattığını okumuşsunuzdur. Heykel o denli gerçekçi olmuştur ki Michelangelo, bu heykeli kendisinin yaptığını bir an unutup konuşması, ses çıkarması için çekicini heykele atmıştır. Öyle heykeller vardır ki sanki sizinle konuşacak gibi dururlar, size ruh verirler. Böyle heykellerin birisine Astana’da, Esil nehrinin kıyısında rastlamıştım. Janibek ile Kerey‘in heykelleri öyle canlı duruyorlardı ki, sahil yolunda yürüyen Kazaklara kim olduklarını söylüyordular. Benzeri bir örnek vermek istesem, Taşkent’teki Emir Timur’un heykelini gösterebilirim. Yıllar önce o heykelin yerinde Lenin’in standartlaşan heykeli vardı. Fakat SSCB’nin dağılmasına müteakip bu heykel yıkılmış, yerine Emir Timur’un muhteşem heykeli dikilmiştir. Önce ki paragrafta sözünü ettiğim “egemenlik ifadesi” de budur! Sovyetler birliğinin asimilasyon politikaları bitmiş, Özbek soydaşlarımız bağımsızlıklarını kazanmış ve en nihayetinde tüm Türklüğün ortak değeri olan büyük Timur’un heykeli Özbekistan Mihmandarhanesi (Hotel Uzbekistan) önüne dikilmiştir. Benzeri şekildeki başka heykellere Bakü’deki Fəxri Xiyaban’da (Ulusal Şeref Mezarlığı) rastlamıştım. Türkçü şair Halil Rıza Ulutürk’ün heykeli, bana eşsiz mısralarını duyumsatmıştı. Elçibey’in kurganı başında mağrur duran heykeli sanki “mücadeleye devam” diyordu. Şah İsmail Xətai’nin ismini taşıyan istasyonunda ki silueti, döneminin gücünü anımsatıyordu.

Türkiyemiz de ise heykelcilik Güzel Sanatlara duyulan ilgi ölçüsündedir. Milli Cumhuriyetimizle beraber başlayan Çağdaşlaşma akımıyla gelişmiştir. Atatürk heykelleri içinde bende en özel yeri olan, Samsun’da yer alan heykelidir. Ulu Gazi’nin milli mücadeleyi başlatarak, aziz vatanımızı düşmandan temizlemek için çıktığı yolun başına konulan bu anıt Türk direnişinin başlangıcını başarıyla ifade eder! Mustafa Kemâl Paşa mareşal üniforması ile şahlanmış bir at üzerinde betimlenmiştir. Sol eliyle atın dizginlerini tutmaktadır. Sağ eliyle manevra kemerinin ucunda asılı olan kılıcının kabzasını kavramış , işgalci emperyalist kuvvetlere çekmek üzeredir! Bu heykeli yaptıran ne Türk hükümetidir ne de Belediyedir! Heykeli Samsun halkı yaptırmıştır!

Şimdi bu heykellerin önünden geçen bir düşmanın hissiyatını anlamaya çalışalım. Dedesinin İzmir’de denize döküldüğü yerden geçen bir Yunan, akabinde Atatürk’ün büyük heykelini gördüğünde içinde kopacak fırtınayı düşünebiliyor musunuz? Veya Hasan Tahsin’in heykelini gördüğündeki güvensizliği.

Ya da Taşkent’te ki Emir Timur’un muhteşem heykeline rastlayan bir Rus’un zamanında aynı yerde Lenin’in heykelinin olduğunu hatırladığı zaman duyduğu çaresizliği hissedebiliyor musunuz? Esil sahilinde ki Janibek ile Kerey’in azametli heykelleri her gün kendisini gören Ruslara , o toprakların gerçek sahiplerini haykırıyor. Sizler duymasanız da, Ruslar duyuyorlar ve her defasında bu topraklarda kalıcı olamayacaklarını hatırlıyorlar!

Heykeller dilsiz nutuk atan eserlerdir. Milli ruhumuzu uyandırmak ve canlı tutmak için daha çok dikilmelidirler! Örneğin İzmir’e Emir Timur’un bir heykeli dikilmeli, İzmir’in fatihi böylece bir defa daha anılarak Özbek soydaşlarımızla bağlarımız bir düğüm daha güçlendirilmelidir. Yalnızca millî kahramanlarımızın değil, fedâkar öğretmenlerimizin, bilim insanlarımızın, emekçilerimizin de heykellerini ilgili alanlara koyarak sanatın toplum yararına olan itici gücünden faydalanmalıyız. Yalnızca heykel dikmemeli, bir heykele karşılık bin fidan dikerek aziz vatanımızı cennetleştirmeliyiz!

“Heykel dikmekten başka ne yaptılar” diye geveleyenlerin acaba heykelleştirilecek bir kültürel mirasları var mı? Yoksa Hakkari’de Atatürk büstüne saldıran bölücü örgüt mensupları gibi Türklüğün egemenliğinden mi korkuyorlar? Yüzyıllar önce Kâbe’yi putlarla dolduran cahil Araplar gibi artık taşlara tapınan şaşkın kalmadığına göre bu hazımsızlığın nedeni nedir? Sanatın her dalına düşman, her dalına yabancı bu güruha verilecek cevabı okuyucularımıza bırakıyorum. Ben bu zırvalıklara soruyla yanıt veriyorum: “Siz ağaç kesmekten, doğayı katletmekten başka ne yaptınız?” Şimdi de gözleri doğa harikamız Salda gölünde!

Son Haberler

- Reklam -