İnsan kendi hayaletlerini kendi yaratır

featured

« …qui veut faire l’ange, fait la bête. »
« …meleği oynamak isteyen canavarı oynar.»

Yıllar önce zihnimin Yogilerin o efsanevi ’Sattvik’ yani sakin, dingin, huzurlu hali yakalamaya çok yaklaştığı bir dönem vardı. O dönem vejeteryan diyeti, düzenli spor, ilham verici eski bilgece metinlerin tekrar edilmesi gibi yoğun bir programa sahiptim. Huzurlu hali yakalamaya yakın diyorum çünkü o tarif edilen durumun kesinlikle bizim karşılaşıp heyecanlandığımız az huzur ve dinginlik halinden daha aşkın olduğuna dair haklı bir deneyimsel varsayımım var. O hoş çoğu dini okul ve gelenek tarafından önerilen uygulamaları takip ederken bir sorunla karşılaşmıştım. Bir şeyi bastırıp ardından sinirlendirecek, mutsuz kılacak bir durum karşısında adeta bir volkan gibi patlıyor ve o barışçıl sözleri söyleyen dingin kişi profilinden geriye hiçbir şey kalmıyordu. Sorunun aslında gerçekten uzaklaşmak olduğu ve olumsuzlukların var olan miktarından fazlasını bizim ürettiğimizi fark etmem ise pek uzun sürmeyecekti.

İnsan Qliphoth’a dalmalıdır bazen

Sahte şefkat sahibi insanları takip eden birçok insan huzuru yakalamak adına ellerindeki paraları, servetleri bağışlayarak sahte gurularını zengin kılıyorlar. Sahte bir gurunun en önemli iki özelliğinden birisi sahte şefkatken diğeri az ile yetinirim, maddi varlık umrumda değil tavrıdır. Ödeme yapabilecek, inziva için para ve imkan bulabilecek insanlara hitap eden programlar yapmak, nasihatlar vermek zor bir şey değildir. Gautama Buda’yı örnek alırsak kendisi servet içinde yaşadıktan sonra hayatın acı yanıyla tanışır tanışmaz depresyona girer ve hayatı değişir lakin o yaşa kadar serveti ve güzellikleri deneyimleyemeyen birisi için kendini feda etme konseptini aşılamak yalnızca pasif bir halk oluşturur. Bir hoca bana ders verecekse ve hayatımdaki kararlarımı yönlendirecekse kendi başına sağlam bir meslekle bu işi ticarete dökmeye gerek kalmadan para kazanabilecek yetenekte olması gerekir. Bir hocadan ders alacaksam bana ’kendini öldür’ demek yerine ’zayıf seni öldür, güçlü beni kur’ diyerek irademi kurmayı öğretmeli.

Bu egoizm veya fizikselliğe olan aşktan ziyade fiziksel ve ruhsalın ahengidir. Yurtdışından yabancı bir dostum bana Vedik aktarıları takip eden bir oluşuma katılmak istediğini söylemişti ve başarılar dilemiştim. Aradan bir hafta sonra Kast sistemini kınadığı için kutsal olana hakaretten atıldığını ve afaroz edildiğini söylediğinde nasıl bir tepki verdiğimi ve yüzümün nasıl bir şekil aldığını siz hayal edin!

Dışsal gerçekliği keşif ve iç çatışmalarımızın sonlandırılması için çarpıtmalardan kurtulmamız lazım. Zihni nasıl yanlış düşsel çarpıtmalar kompleks tümörleriyle zehirliyorsa sosyal insanı da dış dünyanın gerçekliğinden uzağa çeken çarpıtmalar zehirler. İdeal bir toplum ve daha önemlisi huzurlu, mutlu, güçlü bir kişiliğe sahip olmak için erdemlerimizi doğru algıyla yönlendirmek lazımdır. Körü körüne takipçi insanların başkalarını kınama hakkı olmadığını unutmamalıyız. Hayaletlerimin yok olmaya başladığını düşündüğüm bu günlerde dertleşebileceğim en önemli konulardan birisi buydu.

Belki de bazen kaçtığımız ve korktuğumuz yanımızla karşılaşmalıyız. Tıpkı ayna alıştırmasında söylediğim gibi…

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
4
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
İnsan kendi hayaletlerini kendi yaratır