Ana Sayfa Köşe Yazıları Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009)

Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009)

- Reklam -

Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009)
İsmail Yıldız
Ankara, Yüzde İki Yayınları, 2019, 203 sayfa, ISBN: 978-605-69548-1-8

- Reklam -

“Yaşasın Milliyetçi Eğitim Mücadelemiz!”

Kıymetli okuyucular, bu yazımızda Dr. İsmail Yıldız’ın Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009)  isimli kitabını tanıtacağız.

Milliyetçi Eğitim Düşüncesi kitabı Türk milliyetçiliği fikrinin cumhuriyet döneminde ‘eğitim’ konusundaki görüşlerini ve önerilerini derleyip toparlayan bir kaynak olma hüviyeti taşımaktadır. Kitabın müellifi İsmail Yıldız, ilim tahsil ederken vatan ve memleket düşmanları tarafından şehit edilen öğretmen adayı Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na, Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın isimli şehit öğretmenlere ithaf etmiştir.

Türk milliyetçiliği fikri köklü ve ilmî metotları bünyesinde barındıran bir fikirdir. Bu fikrin Türk Eğitim Sistemi’ne dair görüşlerinin olmaması imkânsızdır. Bu kitapta Türk milliyetçisi münevverlerinin eğitim tanımlamaları, ideoloji ve eğitim meselesini, din eğitimi, değerler eğitimi, müfredat, mesleki eğitim, öğretmen yetiştirme, öğretmenlik mesleğinin sorunları, okul ve çevre, yabancı dil öğretimi hakkında bakış açılarını –tam olarak farklı olmasa bile bazı münevverler arasında farklılıklar dikkat çekmektedir- görüşlerinin bulunduğu bir kitaptır.

Türk milliyetçilerinin ‘eğitim’ hakkındaki düşüncelerini beyan eden birçok kaynak bulunmaktadır. Yıldız’ın bu konudaki dergi ve kitapları son derece büyük bir titizlik ile tetkik ettiğini görmekteyiz. Milliyetçi Eğitim Düşüncesi kitabının diğer ‘Türk Milliyetçiliği ve Eğitim’ bahsi kitaplardan ayıran en temel özellik ise 32 kişiden oluşan münevver kadrosunun görüşlerinin belirtilmesi ve 14 dergiden de bu görüşe dair yazıların derlenip toplanmasıdır. Sadece görüş ve düşüncelerinin açıklanması değil, münevverler arasındaki düşüncelerinde benzer-farklıklarını okuyucuya sunmaktadır.
Kitapta yer alan münevverler şöyledir: Cemil Kırımlıoğlu, Hüseyin Nihâl Atsız, Nejdet Sançar, Samiha Ayverdi, İhsan Unaer, Necmettin Hacıeminoğlu, Seyyid Ahmet Arvasi, Reha Oğuz Türkkan, Ahmet Kabaklı, Nurettin Topçu, Ferruh Müftüoğlu, Bedrettin Keleştemur, Dündar Taşer, Mümtaz Turhan, Ahmet Tablı, Akdes Nimet Kurat, Rıza Kardaş, Amiran Kurtkan, Erol Güngör, Hikmet Tanyu, Melin Has Er, İbrahim Erol Ataer, Orhan Türkdoğan, Osman Sönmez, Necdet Ekici, Nebil Buharalı gibi münevverlerin çeşitli konulara dair görüşlerini aktarmaktadır.

Yararlanılan dergiler/mecmûalar ise; Fedai (özellikle Ülkü Bir’in Türk milletine beyanları), Türk Yurdu, Tanrı Dağı, Nizam-ı Âlem, Yeni Düşünce, Çınar, Kopuz, Yeni Sözcü, Bozkurt, Milli Kültür ve Eğitim ve Hasret isimli dergilerdir. Müstakil mahiyette değerlendirecek olursak “1978 yılında Ülkü Ocakları Derneği Genel Başkanı olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun Hasret Dergisi’nde yazdığı bir yazıda ideolojik ve gayrımillî güçlerin etkisiyle milliyetçi gençlerin hâkim olduğu eğitim enstitülerinin kapatılmak istenildiğini buralarda okuyan 743 öğrencinin sebepsiz yere sürgün edildiğini belirtmiştir. Yazıcıoğlu’na göre komünist örgütlerle işbirliği halinde olan yetkililerin ülkücüleri bu okullarda okutmak istememesi gayrımillî güçlerin Türk milletine olan düşmanlıklarının bir parçasıdır.”  [1]Bu mevzuya karşı aynı dergide “Emperyalizmin Oyunları Boşa Çıkacak, Eğitim Enstitüleri Ülkücü Kalacaktır…”  çıkışı da bulunmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türk milliyetçilerinin ‘eğitim’ meselesine dair birçok görüş olduğu mevcuttur. Özellikle müfredat, din eğitimi, okul ve çevre gibi başlıca konularda çözüm önerilerini daima sunmaktadırlar. Türk milliyetçiliği perspektifinden bu sorunlara çare aramanın yanında soruna sebebiyet veren kaynakların da kurutulmasını talep etmektedir. Bu taleplerini siyasî manada Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi etrafında ve partilerin genel başkanları Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ ve Muhsin YAZICIOĞLU’nun görüşleri doğrultusunda açıklanmıştır. Özetle bu iki siyasî partinin beyannâmeleri, parti liderlerinin ‘eğitim’ meselesi konusunda görüş ve düşünceleri de bu eserde bulmak mümkündür.

Yıldız, Türk milliyetçiliği gözünden ‘eğitim’ meselesine yaklaşırken evvelâ cumhuriyetin ilanından sonraki siyasî atmosferi daha sonra 1960-90’lara oradan da 2009’a kadar düşünceleri kronolojik bir sıraya koyarak yansıtmayı önemsemiştir. Bu analitik ve disiplinli bir yaklaşım zaman içerisinde milliyetçi münevverlerin görüşlerinin biçiminin benzer ve farklılıklarını da açık bir şekilde okuyucuya sunma hedefindedir. Milliyetçilerin ‘görüşlerinin’ yanında bu görüşlere muhalefet hatta düşmanlık edenleri de olaylar dâhilinde aktarmaktadır. Özellikle çok tartışılan İdeoloji, Politika ve Eğitim isimli bölümde Köy Enstitüleri’ne dair Türk milliyetçilerinin görüşleri ve düşünceleri, bu konuya dair kitap ve belgeleri de dipnotta belirterek düşünceleri daha anlaşılır kılmıştır. Yalnız Köy Enstitüleri değil, İmam Hatip (lise ve ortaokullar) üzerinden de bu tartışmayı okuyucu sunmuştur. İmam Hatip Okulları’nın geçmişten günümüze kadar eğitimde ideolojik tartışmaların odağı olduğundan ve bu ideolojik yaklaşımların Türkiye’de mesleki eğitime büyük zarar verdiğini açıklar.[2]

Erol Güngör ise ‘eğitim, ideoloji ve politika’ konusundaki gerçekçi yaklaşımı özellikle de ‘dış mihrakların Türk milletini cahil bıraktığına’ dair savı şöyle çürütmektedir: “Türkiye’de cehalet Amerikan kapitalistlerinin veya Rus komünistlerinin gizli faaliyetlerinin eseri değildir; nüfus artışından ileri gelen ve demokratlaşmanın Türkiye gibi büyük sarsıntı geçirmiş bir memlekette doğurduğu tabii bir neticedir.”[3]

Din Eğitimi adlı bölümde milliyetçi aydın ve siyasetçilerin ‘gündeminde’ din eğitimi önemli bir konuyu teşkil ettiğini görmekteyiz.

Mümtaz Turhan, Erol Güngör, Nurettin Topçu, Seyyid Ahmet Arvasi, Samiha Ayverdi, Necmettin Hacıeminoğlu gibi münevverlerin ‘din eğitimi’ konusundaki görüşlerini bu kitapta açık ve sade bir dil ile okumak mümkündür. Erol Güngör, dinin toplum hayatındaki önemi ve gerekliliği üzerinde durmuş, din eğitiminin zorunlu olması gerektiğini “Hepimiz mühendis olmuyoruz ama hepimiz geometri okuyoruz. Bunun gibi ilk ve orta eğitimin her kademesinde çocuklarımız Müslüman ülkenin vatandaşları olarak din eğitimi görmelidirler” [4]şeklinde açıklamaları bulunmaktadır. Bir alt pasajda ise Güngör’ün din eğitimi ve laiklik tartışmalarını şöyle aktarmaktadır: “Laiklik prensibi devletin din eğitiminde öncülük etmesine kesinlikle engel değildir. Hatta laikliğin böyle bir tatbikatı özellikle teşvik etmesi gerekir, çünkü din eğitimi gereği gibi verilmediği takdirde hiç istenmeyen şekliyle başka mahfil ve merciler tarafından verilecek, bu da neticede dinin siyasi çekişme ve istismar konusu yapılmasına yol açacaktır. Devletin muhakkak bu işi düzenlemesi kendi nezareti altına alması ve memlekette ancak din ihtisası yapmış kimseleri bu hususta söz sahibi kılmak lazım” [5]demiştir. Din eğitimi ve imam hatip okulları konusunda farklı bir bakış açısını –eleştirel fikirler- Nurettin Topçu’da görmekteyiz. “Topçu’ya göre “ayrıca bir din dersine lüzum yoktur” çünkü dini tatbikata ait kuralların öğretilmesi çocuklara dini ruhu aşılayamaz. Din insanın diğer hayat alanlarının dışında bir şey olmadığı için bütün dersler içinde verilmelidir. Fizik dersinde metafiziğin özüne değinilmesi; edebiyat dersinde Yunus’tan Akif’e kadar öneklerle dini ruhun heyecanla verilmesi, tarih dersinde İslâm tarihi içinde Selçukluların ve Osmanlıların değerlendirilmesi fıkıh ve kelam öğretiminden daha fazla dini ruhu yüceltmek faydalı olacaktır.”[6]

Nurettin Topçu, okullarda verilen –İmam Hatip Okulları ve İslam Enstitüleri- dini eğitim konusunda “Çünkü bu okullar da İslam’ın pratiğine ait kültür vermekten başka bir şey yapmamışlar; pozitivist ve pragmatist bir şekilde ideallerini hep bedeni ilgilendiren ve bireylerin ancak bedensel davranışlarla Allah’a gidebileceklerine inanan bir yöntemle almışlardır.”[7] Topçu, bu minvalde bir eğitimin yerine İslam Enstitülerinin açılması gerektiğini bu okullarda genel psikoloji, tasavvuf, din psikolojisi, felsefe, kelam, sosyoloji, tefsir, fıkıh, hukuk metodoloji, dinler tarihi, Kuran, Arapça ve bir Batı dili dersi okutulmalıdır şeklinde bir görüşü savunmaktadır.

Başbuğ Alparslan Türkeş’in 1977 yılında Ülkücü Kadro Dergisi’ne verdiği demeçte “din eğitimi” ile ilgili soruya “Ortaöğretimde Kuran’ı Kerim dersleri okutulmalıdır[8]şeklinde açıklamaları bulunmaktadır. Bununla birlikte “Almanya’da bir öğrencinin liseyi bitirene kadar 1692, Avusturya’da ise 936 saat din dersi gördüğünü, Türkiye’de ise bu sürenin yalnızca 192 saat olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Türkeş, Türkiye’nin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne imza koyduğunu hatırlatarak bu beyannamenin 18. Maddesi ve Anayasa’nın 19.maddesi ile din eğitimini hürriyetinin teminat altına alındığını, Türk milletinin dini öğrenme hürriyetini tam manasıyla kullanacağını, Milliyetçi Hareket’in de bu konunun yılmaz savunucusu olacağını söylemişlerdir.[9]

Yabancı Dil Öğretimi adlı bölümde genel itibariyle iki bakış açısı karşımıza çıkmaktadır: yabancı dilde eğitim ve yabancı dil öğrenimi. Türk milliyetçisi münevverlerin ortak karşı çıktığı görüşün “yabancı dilde eğitim” olduğunu söylemek mümkündür. Yabancı dilde eğitim yapmanın kültürel ve kimlik anlamında “yozlaşmaya” sebebiyet vereceğini belirtmişlerdir. Diğer bir görüş hakkında ise öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerinde bir beis bulunmadığını, ihtiyaç duyulduğu halinde bunun mümkün olacağını açıklamışlardır. Şüphesiz bu görüş hâlâ geçerliliğini sürdürmektedir. Yabancı dilde eğitimin “yozlaşma” ve Türk dilinde tahribe yol açtığını açık bir şekilde etüt etmekteyiz.

Necmettin Hacıeminoğlu, “Yabancı dilde eğitime” ve bir nevi “küreselleşmeye” dair şu açıklamaları savunduğu İsmail Yıldız şu şekilde aktarmaktadır:

Necmettin Hacıeminoğlu yabancı dil öğretimini savunanların “Bütün insanlığın istifadesine sunulan çağdaş, ilim, fikir ve san’at eselerini okumak imkânından milletçe mahrum mu kalalım? Çocuklarımıza yabancı dil öğretmezsek, ileri ülkelerdeki yeni buluş ve gelişmeleri nasıl takip edeceğiz?” ifadelerine karşı çıkmış; Batı ülkelerinde yayınlanan bilim ve düşünce eserlerinden yararlanmak için bütün vatandaşlara yabancı dil öğretmenin gerekesiz olduğunu çünkü bu eserlerin asla bütün milletini ilgilendirmeyeceğini; belirli bir meslek erbabına hitap eden eserler olarak kalacaklarını bu nedenle bu konuda yapılacak en doğru işin tercüme büroları kurulup Japonca’dan İtalyancaya kadar, her dilde yayınlanan lüzumlu eserleri günü gününe Türkçeye çevirtmek olacağını savunmuştur. Hacıeminoğlu bu düşüncesini yabancı dil bilmenin bilim adamlarına, dışişleri mensuplarına, yüksek dereceli devlet memurlarına ve bazı üniversite mezunlarına lazım olduğunu; bunların da toplam nüfusa oranının on binde bir olduğunu bu nedenle toplumun tamamının yabancı dil bilmesinin hiçbir faydası olmadığını tam tersi bu durumun Türkiye’yi sömürge yapmak isteyenleri memnun edecek olduğunu ifade ederek açıklamıştır.”[10]

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu fikri olan Türk Milliyetçiliği fikri tarihin her devrinde bünyesinden fikir adamları, siyasetçiler, sanatçılar gibi mümtaz şahsiyetleri çıkarmayı başarmıştır. Bu mümtaz şahsiyetler Türk milletinin ve Türkiye’nin sorunlara çözüm önerleri arayıp, Türk milletinin kültür ve tarihinden süzüp gelen anlayışı ve zihniyeti en iyi şekilde yansıtmayı hedeflemişlerdir. Eğitim meselesinde de “yükü sırtlayan” Türk milliyetçileri, reel, çağın gereksinimleri yakalamış, milletin kültürünü, örf-adetlerini tanıyan, dünyayı takip eden bir anlayışa sahip olduklarından; bu anlayışa yönelik “çözümleri” kısacası derde olan dermanı büyük Türk milletine beyân etmişlerdir. 1923-2009’a kadar olan süreçteki önerilen eğitim programlarında büyük kısmının tekrardan dikkate alınması gerekmektedir. Büyük bir titizlik ve özenle gerçekleştirilen tetkik ve tahliller Türk Eğitim Sistemi için çok büyük yarar sağlayacaktır.

DİPÇE: Bu yazı Kitap Şuur’u intisabıdır.

[1] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.39

[2] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.28

[3] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.31

[4] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.63

[5] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.64

[6] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.71

[7] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.71

[8] Ülkücü Kadro Dergisi, Nisan 1977,8.

[9] Milliyetçi Eğitim Düşüncesi (1923-2009), s.73

[10] Milliyetçi Düşünce Sistemi (1923-2009), s.179

- Reklam -

Son Haberler